31 Ağustos 2010 Salı

GÜLSELİ İNAL

(17 Mayıs 1947, İstanbul - )

       Nadide Hanım ile ziraat uzmanı Asım Zihnioğlu’nun kızı. Atatürk Kız Lisesi’nden sonra iki yıl İ.Ü. Edebiyat Fakültesi İngiliz dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okudu (1968-1970); aynı fakültenin Felsefe Bölümü’nü bitirdi (1974).
       Şair, birçok yurtdışı şiir oturumlarına katıldı. 1992’de Literarisches Colloguium’un davetlisi olarak Berlin’e gitti. 1993 yılında çağdaş İngiliz şairlerle çeviri seminerlerine katıldı. 1994 yılında Rottherdam Poetry Park davetlisi olarak Hollanda’ya gitti. Amsterdam Vondel Park Şiir Festivali’ne katıldı.
       1994 yılından beri Galeri Baraz’da danışman olarak çalışıyor. Yeni Yüzyıl gazetesinde haftalık yazılar yazdı (1994-96). Tarık Günersel’le birlikte 1996 yılında “Şiir Uzayı Laboratuarı”nı kurdu. 21 Nisan’ın “Dünya Şiir Günü” olarak kutlanması önerileri Uluslar arası PEN Kongresi tarafından kabul edildi.
       1996 yılında Rodos Apollon Çevirmenler Merkezi açılış seramonisine davet edildi. Rodos Apollon Tiyatro Uluslar arası Şiir Okuma Etkinliği’ne katıldı. 2000’de Rodos Poetry Reading Özel Etkinliği’ne katıldı.
     PEN Yazarlar Derneği üyesi. İstanbul’da yaşıyor; Erken yaşta evlendi. 1991 yılında boşandığı eşi sinema oyuncusu Engin İnal’dan iki kızı vardır.
       İlk yazıları 1977-78’de bir gazetenin sanat sayfasında, ilk şiirleri 1981 yılında Yazko Edebiyat dergisinde yayımlandı. Şiir, yazı ve söyleşileri Artist, Başka, Broy, Defter, Gösteri, İmgelem, Kitap-lık, La Poéte Travaille, Ludingirra, Oluşum, Sanat Olayı, Sombahar, Somut, Şiir Atı, Şiir-lik, Varlık, Yasakmeyve, Yazko Edebiyat, Yeni Yüzyıl vb. gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı.
       Kozmik ve metafizik bir duyarlıkla yazdığı şiirlerinde insanın doğayla ve kendisiyle olan ilşkisini dile getirirken mitolojik sembollere yaslanarak kendine özgü bir şiir dünyası kurdu.
Hikmet Temel Akarsu’nun saptadığı gibi şiirde “Yeni Kara”nın son temsilcisi olan Gülseli İnal’ın yarım asırlık şiir birikimi, Toplu Şiirler’in ilk iki cildinde Burhan Uygur’un desenleriyle birlikte okuyucuyla buluşuyor. Gülseli İnal, Ece Ayhan’ın tabiriyle “Karaşın”, Cemal Süreya’nın betimiyle “Benzersiz güzel”, İlhan Berk’in tanımıyla “Dilde başla-dur kullanmayan” bir şair.
       Kozmik, underground, senfonik şiirleriyle Gülseli İnal; Türkçeye farklı boyutlar kazandıran, şiirsel metinleri yaşamın üst boyutlarına taşıyan öncü karakteriyle kendine ait şiir tarzını yaratmış, Haydar Ergülen’in deyimiyle bir dil ustasıdır. Gelecekte dilin “şiir dili” olacağına inanan şair için, toplumlar ancak şiirin baştacı edilmesiyle uygarlaşabilir.
       Şairin şiirlerinde yıkıcı, güzelleştiren, onaran, yeniyi talep eden, eskiyi iyileştiren ışık dizeleri hâkimdir. Öte yandan şair, mitolojileri yaratan dünyaların peşinde olmuştur her zaman. Bu aynı zamanda, bireyin evrensel yaşam paradokslarını çözebilme yollarını gösteren ve harmonik bir dünyayı öneren gücü de içermektedir.
       Dolunay adlı romanı Şahin Kaygun tarafından filme alındı (1987) ve yurtiçi ve yurtdışında birçok festivalde ödüller kazandı.
       Şairin Sulara Gömülü Çağrı adlı kitabında bulunan “Yapayalnızsındır” adlı şiiri, besteci Sekman Ada tarafından bestelendi. Bu balad, 8 Ocak 2005’te İsrail, Tel Aviv’de “Üç Dinin Kardeşliği” başlığıyla, Tel Aviv Orkestrası tarafından icra edilerek eserin dünya prömiyeri gerçekleştirildi. 2006 sonbaharında, Rengin Gökmen yönetiminde İstanbul Senfoni Orkestrası tarafından icra edilerek Türkiye prömiyeri gerçekleştirildi.
       Gülseli İnal’ın şiirleri Fransızca, İngilizce, Almanca ve Hollanda dillerine çevrildi.
      Ödülleri:
      Yapıtları:
      Şiir Kitapları:
& Sulara Gömülü Çağrı (Burhan Uygur’un şiirler için özel olarak yaptığı resimlerle birlikte; 1985, Aka Ofset, İst.)
& Lale Sesiydiler ve Yoktular (1987, Broy Yayınları, İst.)
& Letoon (1989, Şiir Atı Yayınları, İst.)
& Dans Natura (1990, Broy Yayınları, İst., 80 s.)
& Bakkaris (1991, Edebiyat Gazetesi Yayınları, İst.)
& Sif ve Gula (1992, Telos Yayıncılık, İst.)
& Saklanmış Levha -Korku Metinleri (1993, Kabalcı Yayınları, İst.)
& Chöd Raksları (Utku Varlık’ın şiirler için yaptığı özgün resimlerle; 1998, Bilim Sanat Galerisi Yayınları, İst)
& Kayıp Bağlantı (2000, Telos Yayıncılık, İst., 116 s.; Kapak Resmi: Utku Varlık)
& Melek Kolonisi (2004, Telos Yayıncılık, İst., 112 s.; Kapak Resmi: Burhan Uygur)
& Elektra Uçurumu (2006)
& Çocukluğun Son Günü (2007, Telos Yayıncılık, İst., 147 s.; Desenler: Burhan Uygur)
& Rüya Divanı (Mensur şiirler; 2009, Komşu Yayınları: 37, Şiir: 34, İst., 136 s.; Genel Yayın Yönetmeni: Enver Ercan, Editör: Bülent Usta, Desenler: Komet)
& Toplu Şiirler – I (2009, Komşu Yayınları: 45, Şiir: 40, İst., 328 s.; Desenler: Burhan Uygur, Genel Yayın Yönetmeni : Enver Ercan, Editör  : Bülent Usta; “Sulara Gömülü Çağrı”, “Lale Sesiydiler ve Yoktular” ile “Letoon” adlı kitaplarının toplu basımı)
& Toplu Şiirler – II  (2009, Komşu Yayınları: 46, Şiir: 41, İst., 320 s.; Desenler: Burhan Uygur, Genel Yayın Yönetmeni : Enver Ercan, Editör: Bülent Usta; Dans Natura”, “Bakkaris”, “Sif ve Gula” ile “Saklanmış Levha” adlı kitaplarının toplu basımı)
& Toplu Şiirler – III (2009, Komşu Yayınları: 50, Şiir: 45, İst., 328 s.; Desenler: Maria Kılıçlıoğlu, Genel Yayın Yönetmeni : Enver Ercan, Editör: Bülent Usta;” Chöd Raksları” ve “Kayıp Bağlantı” adlı kitaplarının toplu basımı)
& Toplu Şiirler – IV (2009, Komşu Yayınları: 51, Şiir: 46, İst., 368 s.; Desenler: Maria Kılıçlıoğlu, Genel Yayın Yönetmeni : Enver Ercan, Editör: Bülent Usta; “Melek Kolonisi”,  “Elektra Uçurumu” ve “Çocukluğun Son Günü” adlı kitaplarının toplu basımı)
& Kap Kario (2011, Komşu Yayınları: 96, Şiir: 88, İst., 142; Genel Yayın Yönetmeni: Enver Ercan, Editör: Bülent Usta, Kapak ve desenler: Şahin Paksoy)  
      Romanları:
& Dolunay (1983, Remzi Kitabevi Yayınları, İst.)
& Lady Lazarus (2014, Varlık Yayınları, İst.)
      Öykü Kitabı
& Gelincikler Sürgünde (1981, ABC Yayınları, İst.)
       Monografi Kitapları:
& Utku Varlık (1995, Bilim Sanat Galerisi Yayınları, İst.)
& Güngör Taner (1996, Bilim Sanat Galerisi Yayınları, İst.)
& Ertuğrul Ateş (1997, Bilim Sanat Galerisi Yayınları, İst.)
& Kezban Arca Batıbeki (1999, Bilim Sanat Galerisi Yayınları, İst.)
Kaynaklar:
A  Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi Cilt I / 2001, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, İst., s: 438-439
A  Tanzimattan Günümüze Türk Şiiri Antolojisi / Mehmet Çetin / 3. Cilt / 2002, Akçağ Ya­yınları, Ank., s: 45-48
Hakkında Yazılan Yazılar:
1  Hikmet Temel Akarsu, Çocukluğun sona erdiği gün, Radikal Kitap, 5 Ekim 2007, Sayı: 342, s: 12
Hakkında Yazılan Yazılardan Alıntılar:
/  “Ben onun imgeyi imge olarak sevdiğini, anlam iletmek için kullanmadığını düşünürüm. Onun şiirlerindeki imge bolluğu içinde ise, güzeli çirkini ayırmak pek o kadar kolay değildir.”
Memet Fuat
/  “Gülseli İnal; sezgiler dünyasında şiir dilinin olgunluğunda, apayrı bir ince duyarlılıkta gezinen ve bizleri gezdiren yeni bir kişiliğin eşiğine varmış bir şairdir.”
Vedat Günyol
/  “Bir çok usta şairimizin yaklaşamadığı çapta “Çocukluğum” şiiri için şunu keyifle söylüyorum: Bir deha ürünü... Açın kapağı ve sayfaların rüzgârından sonra korkmadan bırakın kendinizi okyanusun bağrına, güvenin dibe yaklaşırken hayata kavuşacağınıza.

                                                                                                             Tarık Günersel  

28 Ağustos 2010 Cumartesi

HİLAL KARAHAN











(4 Ocak 1977, Gaziantep - )


       Tam adı Hilal Karahan Beyhan. Öğretmen bir ailenin çocuğu olarak Gaziantep, Kütahya-Tavşanlı, Balıkesir, Ankara’da yaşadı. 1988'de Tavşanlı İstiklal İlkokulu’nu, 1995'te Balıkesir Sırrı Yırcalı Anadolu Lisesi’ni, 2001'de Hacettepe İngilizce Tıp Fakültesi’ni bitirdi. 2006'da Başkent Üniversitesi Kadın Hastalığı ve Doğum Anabilim Dalı'ndan uzmanlığını aldı. Görevi gereği farklı dönemlerde Ankara, Adana, Konya, Alanya ve Zonguldak Alaplı, Zonguldak Karadeniz Ereğli’de çalıştı.
       Mustafa Beyhan ile evlidir (2002). Duru Beyhan'ın (2004) ve Ali Bilgin Beyhan'ın (2008) annesidir. Ailesiyle birlikte İstanbul’da yaşamakta ve doktorluk yapmaktadır.
       Dünya Şiir Festivali (WFP) ve Yazarlar Sermayesi Vakfı (WCP) Türkiye direktörü, Dünya Barış Enstitüsü (WIP),  Uluslararası Diplomasi ve Adalet Konseyi (ICDJ), Türkiye P.E.N. Yazarlar Derneği, ve Edebiyatçılar Derneği üyesidir.
       1999 yılında Hacettepe Şiir Kulübü’nü yeniden aktif hale getirerek, bu kulüp bünyesinde şiir atölye çalışmaları, şiir okumaları yapılması; edebiyat kuramları, şiir türleri ve akımları hakkında eğitim, seminer verilmesi ve şiir dinletileri düzenlenmesi gibi bir dizi faaliyette rol aldı. 2000-2002 yılları arasında kulüp arkadaşlarıyla Çamçak kültür ve edebiyat dergisinin, 2003-2004 yılları arasında da Alanyalı şairlerle Etken şiir dergisinin yayımlanmasına destek verdi ve yayın kurulunda yer aldı. Şiirleri İngilizce, Arapça ve Çinceye çevrildi. Birçok kolektif kitap, iki dilli şiir almanaklarına katıldı ve uluslararası şiir festivallerinin organizasyon komitesinde bulundu.
       2000 yılından bu yana şiirleri, öyküleri, denemeleri, çevirileri ve söyleşileri Absent, Akbük, Akköy, Aşkın e-Hali, Ayna, Ayraç, Bahçe, Bilinçaltından Notlar, Cumhuriyet Kitap, Çini Kitap, Dize, Düşe-Yazma, Edebiyat, Ortamı, Eliz Edebiyat, Etken, Hâr, Hayal, Heves, Hürriyet Gösteri, Islık, Kum, Kurşun Kalem, Kuzey Yıldızı, Kül, Kül-Öykü, Le Poéte Travaille, Mavi Ada, Mor Taka, Mühür, Özgür Edebiyat, Papirüs, Patika, Plumb (Romanya), Şiirsaati, Şiiri Özlüyorum, Türk Dili, Ücra, Üç Nokta, Varlık, Yasakmeyve,  vb. çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlandı / yayımlanıyor. 2017 yılından bu yana, Absent ve Rosetta Word Literatura (uluslararası iki dilli şiir dergisi) dergilerinin yayın kurulu üyesi.
       Ödülleri: “Giz ve Sis” adlı dosyası 2004 Yaşar Nabi Nayır şiir yarışmasında dikkate değer bulundu. “Gecikmiş Mumya” ile 2010 Cemal Süreya Şiir Yarışması’nda kitap dalında başarı ödülü, “Ateşi Bölen Gece” ile 2013'te Burhan Günel Özel Ödülü’nü aldı. “Exduhul / Ölüm Girişi” adlı şiiri 2017 Verbumlandi-art “Citta del Galateo” Uluslararası Şiir Ödülleri'nde, İngilizce Şiir dalında birincilik ödülü aldı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& İç Sözlük – Bir Günün Özeti (2003, Kül Yayınları, Ank.)
& Tepenin Önünde (2003, Kül Yayınları, Ank., 146 s.; İç Sözlük-Bir Günün Özeti kitabı, bu kitabın son bölümü olarak yeniden basılmıştır.)
& Giz ve Sis (2004, Kül Yayınları, Ank.)
& Gecikmiş Mumya (2010, Mühür Kitaplığı, İst.)
& Ateşi Bölen Gece (2012, Mühür Kitaplığı, İst.)
& La Rue Qui Cherche La Mer - Denizi Arayan Sokak / Seçme Şiirler 1995-2012 (Türkçe-Fransızca; Çeviri: Mustafa Balel, 2016, Artshop Yayıncılık, Artshop Dünya Edebiyatı Platformu Şiir Dizisi: 001, İst., 192 s.)
& Between Night and Fire – Gece ve Ateş Arasında (Seçme şiirler, İngilizceye Çeviren: Hilal Karahan; 2016, Artshop Yayıncılık, Artshop Dünya Edebiyatı Platformu Şiir Dizisi: 002, İst.)
& Kırk Yama Kırk Yara (2017, Komşu Yayınları, Yasakmeyve Şiir Dizisi, İst.)
       Deneme Kitapları:
& Şiir ve Kuantum (2012,  Mühür Kitaplığı, İst., 86 s.)
& Dip Köşe Şiir Notları (2014, Yasakmeyve Yayınları, İst., 152 s.)
       Yabancı Dilde Yayınlanan Kitapları:
& Strada Care Cauta Marea - Denizi Arayan Sokak (Seçme şiirler, Çeviren: Niculina Oprea, Bucuresti; 2014, Romanya)
& Gölgeler İçin Şiirler - قصائد للظلال (Seçme şiirler, Çeviren: Fethi Sassi, 2017, Battana Yayınevi, Kahire)
       Katkıda Bulunduğu Kitaplar:
& Kızlar ve Babaları
& Güneşi Öpmek İçin
& Fahriye Abla’dan Çanakkaleli Melahat’a
& Konuşmalar Kitabı/ Şairler Arasında Kadın Olmak
& Şairin Şems’iyesi
& Malak S. Soufi, Salt Boundaries (“Tuzun Sınırları” isimli mülteci şiirleri antolojisinde, "Ege Denizi'nde Ölüm" şiiriyle yer aldı.; 2017)
& Oir Ese Rio, Nehir Şiirleri Antolojisi (2017, Bogota)
      Yayına Hazırladığı Kitaplar:

& Milenyumda Şiir / 2000’ler Şiiri, Akademi-Şiir İlişkisi, Kuşak ve Antoloji Tartışmaları (Emel Koşar ve Okan Yılmaz ile birlikte; 2018, Artshop Yayıncılık, İst.)
Şiirlerinden Seçmeler:

BURNU BÜYÜK ERGUVANLAR BALADI

1/
uzun zaman oldu görüşmüyoruz erguvanlar ve soluğunuz
uzun zamandır sesinizi gökyüzünden tanıyoruz.

2/
ıtır kokusu, yasemin çayı, öğle vakti biliriz;
sade ve güneşli günleri seversiniz
kapı önlerinde sessiz güler buluruz sizi
----------“gece gölge değildir
----------hırs, ihtar edilmiş hareket”
koridorlarda yürürsünüz, pencere aralarında,
duvar diplerinde, eşiklerde
yeni uyanmış kırışıkları kuşlara yedirerek
korktuğumuz yollardan döner sıkıntılı sesiniz:
----------“bellek tehlikeli bir düzmece”

3/
üçgen bir kalabalıkta anımsarız sizi dalgın
iç açıları ağrıyan bir dal erguvan
çağın sertleşme sorununa teğet,
ayak fetişizmine dik bakan;
----------“bilinçaltı çöplüğünde durmadan kurulan
----------ve dağılan kabarık insan”
hiç anlamayız ama akla aldırmayız: aşıkken
kim tanıyabilir birbirini? yeni giysilere alışır
gibi alışılır yeni aşka: biraz daha açık, biraz daha kısa.

4/
gürültüyle anımsarız balkona oturunca gün üşümüş
burnunuz ve kırmızı kravatınız: kocaman burnunuz
ve sümüklü susarız salonun ortasında:
----------“görülmenin anlamı yok”
saçınıza dokunuruz usulca birbirine devrilir iki tren
yine elimizi yıkamadan, üzerimizi soyunmadan yine
yüzümüz cam.

5/
uzak bir limandan dönüyor olmalı bu kuşlar

"Gecikmiş Mumya" adlı kitabından

KOKULAR VE KORKULAR

iz uzun sürer
gözlerini eğince gece:

(kokular karanlıkta yerini almıştı: çürük
bir aşk için tüm zaaflar hazırdı. yeni yıkanmış
tanrılar gibiydik: gülebilirdik ve her an ölebilirdik.
öylesine yakındı korku ve tutku
kipleri ve kekreydi öylesine,)

(dikkatliydi, tedirgin bekliyordu irisinde
gergin bir sürüngenin ve devrik dinliyordu, itinayla.
konuşan kimdi? sarışın mı kim bu ağız, seğiriyordu.
kokular kibar kızlar gibi gülüşüyor, sürekliliğin gerçeklik
olmadığını fısıldıyordu korkulara. yorulunca uğultusundan
pencereyi açtı,)

(usul usul soyundu. korkuyla kokunun aralığında
gidip geliyordu. ürkek bir solucan
gerindi alt dudağında: hiç var olmazdın
sevilmeye ihtiyaç duymasam,
gövdemi görmezdim dokunmasan
:kendimi bulduğumda aradım,)

(gecede kesilmiş bu çim kokusu nereden
geliyordu? taşikardik rüzgâr göğsüne yaşlı
bir kasımı yaslıyordu. çıldırabilirdik
yolda olmasak! ölümsüz öpüşlere alışkın
bir arp sesi arabayı sarsıyordu sakin,)

(uzaktı,
çözemedi yarasını hâlâ sıcaktı,
her ağızda öptüğüm
aynı kördüğüm)

:dalı kadar uzar kök

"Giz ve Sis" adlı kitabından

BEKLEYİŞ

hep sizi konuşuyoruz,

--çayını soğuk seven bardak, kayserili
ve çıplağından utanmayan konsol ve soluyan
soğuk bir ahize, kirli:--

geceyi odaya dolayan yer.

kapıyı örten öfke
kendine döner,

--isteseniz, bir göğü tutup kulağından
neredeyse getirebilir bu ada çayı
buğusu ve ıslanmış deniz ve--

beklemiş kan pıhtılaşmaz.

"Giz ve Sis" adlı kitabından

YÜRÜYÜŞ

neredeyse geceydi, yürüdü yüzünü yaşlı ev. gücünü
küçümsemişti yorgunluktan, yolun kuytusunda kudurmuş
otlar. her şehre aynı sokaktan girerdi yabancılar. henüz
saçını sarıyorken deniz, bu hırlayan, hıncahınç gökyüzü müydü
ayın damarlarını suya sallayan? yüzeyde bırakıp yağlı algıları,
boz-bulanık, zamanın ve mekanın bu eriyiğinden sapsız
bir acıydı dibe çöken, yapayalnız... hala vakit vardı,
hiç kimseye duyurmadan, usulca ve çok saklı yürüdü
şakaklarına, pervazda sallanan acaba kim bir anlam.

kum saati unutuyordu incelikle seni seviyordum anlarını
:yeni yıkanmış bir sabah, gitme daha erken bir akşam.
kocası şehre gelmiş kadınların soluğu itinayla soğuyordu
tabakta yarım bırakılmış ön sevişme, oksitlenmiş dudak izleri,
ıslak, ağrılı giyilmiş bol kazak, ilginin üzerinde söndürülmüş
salem light, saygıyla öpülmüş parmak uçları, kaçak
bakışları saklamış saksıdaki çatlak: bir aileye ait olmanın,
kirpiğin altına yerleştirdiği güvenli, sorumlu boşluktan,
fark edildikçe gizlenmiş tutku,
naftalinleyip ellerini çekmecelere sermiş.

cama dokundu mu kırık bu rüzgar?
koridorda kan lekeleri.

"Giz ve Sis" adlı kitabından

YAZ YAĞMURU

“yo, sen benim gibi değilsin, ey deli,
çünkü ruhun yedi kat giysiyle örtülüdür
ve sen yüreğini elinde tutamazsın.” halil cibran

dönebileceği bir yer arıyordu
hangi şehre gitse yabancı
trende unutulmuş şemsiye
yan koltuktakiyle iki kelime
bilmiyordu ki nereye gitse
kendini de yanında taşıyordu

fena küsmüştü limanlar
gözlerini yakıyordu ateşiyle
kavrulduğu masallar
dönebileceği bir yer arıyordu
dönüşlerdi gerçek yolculuklar
bilmiyordu ki aramak
ve gitmekti yükümlü olduğu
sınırlarından taşıyordu

çabuk toplamalıydı ellerini
zaman kımıldanıyordu
bir illüzyondu, dökülüyordu bedeni
anlamı gizliyordu
biliyordu ki anlaşılmak
en büyük tehlikeydi
yüreğini elinde tutuyordu

"Tepenin Önünde" adlı kitabından

SUYUN KÖŞELERİ

“kül uzun sürer” şükrü erbaş

henüz kapıdan çıkmadan özledim sizi
oysa kibar bir hükümdü yokluğunuz
şakaklarımdan taşlar kırılıyordu
gün balkon ipinde sallanıyordu
düştü düşecekti ağır bir anlam cayır
cayır arıyordum ellerinizi

sizi tanıdığım akşamdı sevdiğim ilk
ip cambazının zarafetiyle oturuyorduk
suskunluğunuz, sarhoşluğum ve sürüdüğümüz gölgeler
yalnızlığa meyilli satranç tahtasından
durup durup gül kırıyordunuz
yüzünüzle teniniz arasında
sıkışmış bir liman

yazılsa nesneye ve mekana dönüşebilirdi
sizi sevdiğim zamanlar
susmak keskin bir ifade biçimiydi
ibadet eder gibi büyüttüm
mezar toprağında ulu bir çınar
acıyla terbiye olmaktı acının tek erdemi

ölü denizatları biriktirdim suyun köşelerinde

"Tepenin Önünde" adlı kitabından

TEPENİN ÖNÜNDE

1/

hızla alıştı zeka
uyumu tanıyorken tohum
surlarından düştü duyarlılık

2/

“duydum” dedi kırılırken dal
“insan sadece kendine dönüşür
cama üfleyen ayna
insandır, en ağır insana”

gerindi köy yolu, tedirgin
gülüştü birkaç kurumuş ağaç

durup gidene baktılar
güçlüydü tepenin önünde düzlük

"Tepenin Önünde" adlı kitabından

BİR GÜNÜN ÖZETİ

sabah

en güzelini uyandırır binlerce benden
testosteron kokun, çay-cıgara bulaşığı

serin avlular kadar serin
bir sabah ayağımda kımıldanır

gümbür gümbür kısraklar kalkar
kuzguni şafaktan

gücümü görürüm gözlerinin bakırında

öğle

öğrenilmiş bir alışkanlık öğle vakti

uzun koltuklar oturur
köpek dişinin yerinde kör bir hançer

birer kahır çekince cıgara paketinden
yakılır tarihi sözleşmeler

herkes yüzünü ateşinden tanır

ikindi

ikindi vefalıdır, anımsar eski sevgiliyi
ağır bir söz gibidir anımsamak, dargın

sahtedir zaman
kimi öpsem, öptüğüm ilk

elinden tutunca ikindi
zamanın ne hükmü kalır

akşam

akşam apansız aramızda doğrulan

iki yabancıyız
her akşam yeniden tanışan

yağmurda kalmış kayalık
ağzımızı dayadığımız akşam

yaşam, ölüme bir adım
saklandığımız arasında akşamın

gece

ansızın alıştık siyaha
nasıl alışılırsa ansızın bir siyaha

çay demledik güldük üşüdük
güçlüydük insan kadar güçlüydük

geceyi gördük
avucunda sıkıyordu açık çakısını

gövdesini kazıdı sabaha kadar
--her leke kendisiyle çıkar*--

gün yürürken geceye
kendinden dönüyordu gece
kendi kendine

(*ALINTI: “her leke kendisiyle çıkar” özdemir asaf

"İç Sözlük - Bir Günün Özeti" adlı kitabından

*Şiirler, Hilal Karahan'ın izniyle yayınlanmıştır.

"http://www.hilalkarahan.blogspot.com/"

ARİF ERGUVAN


(5 Eylül 1984, Bünyan / Kayseri - )

       1998-2006 yılları arası İstanbul'da eğitim gördü. Deniz Harp Okulu'da Endüstri Mühendisliği okudu. Gemici. Muğla, Gümüşlük’te yaşıyor.
       İlk şiiri Mayıs 2004'te Varlık dergisinde yayınlandı. Şiirleri, yazıları ve öyküleri Akatalpa, Bireylikler, Islık, Kaçak Yayın, Kitap-lık, Lacivert, Mor Taka, Peyniraltı Edebiyatı, Şair Çıkmazı, Şiir Ülkesi, Şiiri Özlüyorum, Taflan, Üç Nokta, Varlık vb. gibi dergilerde yayımlandı / yayımlanıyor.
Ödülleri: 2007 yılında Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödüllerinde dikkate değer bulundu.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Olmamak (2010, Hayal Yayınları, Şiir Dizisi: 47, Ank., 160 s.)

Hakkında Yazılan Yazılardan Alıntılar:
/  “Uzun süre fanzin sayfalarında ya da “genç şair” anımsamaları arasında yaşadı, ergen yaşta başladığı şiir serüveninde. Daha bir kitabı bile yok. Ama bildiğim üç, bilmediğim sayısız dosyası var Erguvan’ın. Hevesi asla yitirmemiş ama o eşiği çoktan aşmış, şiirle bir yaşam edinilebileceğini öğrenmiş, bu bilgiyi içselleştirmiş bir şair. Ömrü denizlerde geçiyor. Doğum tarihi için aradım, ulaşamadım, daha yaşı 30 bile değil ama kim bilir denizlerin neresinde. Ne zaman karaya ayak bassa, şiir için bir ortam bulup oraya dalıyor. Turgut Uyar mezhebinden bir şair, onun mavisi ya da beyazı. Bir şair ki şairane değil; bir şiir yazıyor ki ustası saydıklarıyla arkadaşlığa şimdiden ulaşmış. Şiirin hiç bir insan edimine benzemeyen eşsiz bir olanak olduğunu düşünebilenlerden. Şiirin, henüz dile gelmeyeni, dile gelmezse belki yitecek olan şeyi barındırmasındaki yeteneğini derinden sezmişlerden. Bilim, siyaset, din, teknik buluş vb somut çözüm amaçlı, besbelli; ama şiir, belki de hiç somut çözüm önermeyen bir edim olmalı ki amaçların tümünü sorgulatabilsin. İmgeleri anlaşılıp zihne dönüşmedikçe de hiçbir ütopyanın gerçekleşmeyeceğini düşündürecektir er geç şiir, buna inananlardan. Esrimenin, ilham denen mitsel nesnenin, sayıklamanın, ruhsal kamaşmanın ya da karmaşanın, büyülenmenin ya da Nerval’de olduğu gibi “kara güneş”le donakalmanın yaşantılarında belirir ya da kaybolur şiir, bu kaderi, düşüşü ya da savruluşuyla yaşamayı göze alanlardan. “Dert üstüne dert katmak”, “eski ağza yeni taam sunmak”, “eski köye yeni adet getirmek” ya da delirip kuyuya taş atmak için elinde geleni yapan bir gönüllü “esir” şair Arif Erguvan. Şu “gecesu” sözüme bir kanıt sayılır mı?”
* http://www.sabitfikir.com/siir/gecesu

Mahmut Temizyürek  

SALİH AYDEMİR


(10 Ocak 1967, Alpaslan beldesi, Taşova /Amasya - )

Ulukışla Kurtuluş İlkokulu, Ulukışla Lisesi ve Dokuz Eylül Üni. İşletme Fak. Muğla İşletme Mezunu. 1990-97 arasında Ankara’da gazetecilik ve TBMM'de danışmanlık yaptı. 1997'den beri İstanbul’da öğretmenlik yaptı. İşsizler Derneği Genel Başkanlığı’nı yürüttü. 2000 yılına kadar çeşitli şiir dergilerinin yayın süreçlerinde yer aldı. 2007-11 arasında Türkiye PEN Yazarlar Derneği Denetleme Kurulu üyeliği ve Barış Komitesi Başkanlığı görevlerini yürüttü. 200'de Derya Önder ile Öteki-siz şiir dergisini çıkarmaya başladı. 2002'de kurulan Öteki-siz Yayınevi’nin kurucu ve ortaklarındandır. 1995'ten beri İstanbul’da yaşıyor ve öğretmenlik yapıyor. 
Yayımlanan ilk ürünü 1991'de Demokrat dergisinde çıkan bir röportajdır. Şiirleri, yazıları ve söyleşileri; Absent, Ağır Ol Bay Düzyazı, Budala, Çınar, Düşlük, E, Edebiyatta Üç Nokta, Etken, Fayton, Hiç, Hişt, Islık, İle, İskenderiye Kütüphanesi, İskenderiye Yazıları, Kahverenkli, Kuşak Edebiyat, Kuzey Yıldızı, Kül, Mahsus Mahal, Mor Taka, Mozaik, Mum, Öteki-siz, Papirüs, Sanat Cephesi, Sevi, Sınırda, Şiiri Özlüyorum, Taflan, Ünlem, Ütopiya, Varlık, Yaratım, Yasakmeyve, Yine Hişt vb. dergilerde yayımlandı. Şiirleri, İngilizce, Fransızca, Almanca, Çince, Kürtçe, Bulgarca, Rusca ve İtalyanca dillerine çevrildi.
Yapıtları: Şiir: *Meriç Hanım, İst.: Öteki-siz, 2002 *Akıl Ayazı, İst.: Etikus, 2005*Hüzünlü Isırgan, İst.: Şiirden, 2007 *Dilbendi, İst.: Şiirden, 2009 *Gölge Göçü, İst.: Şiirden, 2014 *Kırık İğne, İst.: Noktürn, 2015 *Sessizliğin Laneti, İst.: Artshop, 2017 *Aşk Ayazı, Ank.: Kaos Çocuk Parkı, 2018 *Araz, Ank.: Kaos Çocuk Parkı, 2018 *Dil Ayazı, İst.: İmleç Kitap, 2019 *Trajedinin Kadınları, Dramatik, 2021 
Şiirsel Denemeler: *(h)içlenmeler, İlgi, 2000 *Kurşun Kalemden Notlar, İSt.: İmleç Kitap, 2019
Deneme: *Akıntılar, Babil, 2008 *Sevgilim Sevgili, İst.: İmleç Kitap, 2019
İnceleme: *Retorik ve Şiir, İst.: İmleç Kitap, 2020.

Hazırlayan: Şükrü Kırkağaç

*23 Temmuz 2022 tarihinde güncellendi.

      Şiirlerinden Seçmeler:

HÜZÜNLÜ ISIRGAN

gece kim çıkıp gelse yağmur yağdı
ıslandım odadan odaya koştum
halim şafak

değişmiyor suda kalan saçlarım
üzüldüm yüzümün gülüşlerine
sokakta kan kusuyor rüzgar
oynatıp duruyorum ellerimde yağmuru

bu kaçıncı sevişme kaçıncı öç
bir parça âh bir parça bakıp gitmeler

taşları dövdüler ağaç köklerinde
yaşlı çocukları unuttular akşamları
üzüldüm göğsünün kokularına
bacaklarımda ıslatıp duruyorum yıldızları

ben üç ayrı yüzü olan cuma değil miyim
başına parça parça mermer taşıyan yaz

avucumun içinde kızarıyor cam
iğnenin ucundan geçiyor hıçkırıklar
acı kurutuyor belleğimdeki ırmakları
tanıdım az yaşadım yüreğimi bağışla

seni göremeyecek kadar yorgunum
bakamayacak kadar sessiz ve sabah
kalbine geç kalan şubat gibi kırılıyor
değişiyor suda büyüyen yüzüm

yıldızların asıldığı yerde yüzümü yüz
ağzım açık hüzünlü ısırganlar taşırım

ayaklarım bunca baba bunca anneyken
soyunup yatıyorum bir taşa
cuma değil miyim ben

“Hüzünlü Isırgan” adlı kitabından

SON VE YİTİK

ben'i bana getir ve bak


ışık saklar uykular
akrebe benzemeyen
ve kendi çukurlarında

taş göz içlerinde uykular
sessizlik yamacı tıknefes

o uzağın uzağı
kupkuru ağaçlar gibi
bitenle başlayan uykular

karşımda kıvrık çam ağacı
ilk uykum
bitenle başlayan ses
boşluğu genişleten karanlık
dans et
aşkı bir köprü geçtim

aklımı dil tutsun

“Dilbendi” adlı kitabından


HİÇTEN AZ

bazen bir nokta
avuçlarımda uyuyan çığlık
bazen bir çizgi

havada hep yağmur
içten az

gece parlıyor aşkın adabına
cen nasırlı
yıldızın orucu bu

mürekkebimde hep uyku
bazen bir virgül
suyu yazıyor sesiyle

çelikten masal düşüyor
tene naz


“Dilbendi” adlı kitabından