27 Temmuz 2013 Cumartesi

EMRE VARIŞLI



(10 Ekim 1985, İstanbul - )


       Ali Varışlı’nın oğlu. İstanbul’da yaşıyor.
       2004 yılında Çamur isimli fanzini çıkarmaya başladı. Ben Hoşlanmıyorum isimli şiir/müzik projesiyle gösteriler yapıyor.
       Şiirleri, yazıları ve söyleşileri Akatalpa, Bireylikler, Diri Ozanlar Derneği, Hayâl, KalemKahveKlavye, Kaos GL, Karakalem, Kopya, Kuşak Edebiyat, Muaf, Peyniraltı Edebiyatı, Sokak Misyonu, Void Zine, Zamansız vb. gibi dergi ve fanzinlerde yayımlandı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Diye Bir Şey Bilmiyorum (2016, Altıkırkbeş Basın Yayın, İst., 72 s.)
       Düzyazı Kitapları:
& Bir Günahkarın Bilmesi Gerekenler (2015, Altıkırkbeş Basın Yayın, İst., 48 s.)
Kaynaklar:
A  http://emrevr.tumblr.com/
Yazarla Yapılan Söyleşiler:
J  Emre Varışlı ile söyleşi: “Her Şeyden Şiir Yapabilirsiniz”, Diri Ozanlar Derneği,  Sayı: 3, Kasım / Aralık 2016, s. 26-27

Şiirlerinden Seçmeler:

BAŞARILI BİR OPERASYON

sidar sinan özmen’e

çünkü her şey ölümcül bir sıkıcılıkla kuşatılmışken
çünkü gereksiz aydınlatma sistemleriyle donatılmışken
çünkü herkes işinde ve gücündeyken
çünkü aynı üzgünlükle giyinip soyunurken
çünkü vatandaşlık numaran ezberinde değilken
çünkü cenaze törenleri ve aile çay bahçeleri işe yaramazken
çünkü elinde üçü geçmeyen seçeneklerle
çünkü Arizona sanki çok güzel bir yer gibi düşünürken
çünkü fonetik arızalara kafayı takmışken
çünkü müşteri hizmetleri bu kadar ağdalı bir tavra sahipken
çünkü ev hayvanları neden böyle
 dünya büyük büyük, iri iri, cümleler kaskatı
çünkü çocukluklar her mahallede aynı mevzu
çünkü terbiyesizlik bir sır gibi tutuldukça
çünkü lunaparkta bir cinayet işlenince
çünkü içinde suçlu hissedilmeyecek daireler
çünkü aniden her şey dahil bir tatil kazanınca
çünkü bilimkurgu yeterince ciddiye alınmadıkça
çünkü hastaneler hastaneler hastanelerken
çünkü orkestra elemanları gecikmişken
çünkü genel geçerken
çünkü genelde geçerken
çünkü yöntemsizlik yöntemsizlik yöntemsizlikken

 dünya nasıl nasıl, nasıl bir acil servis, korkunç topraklar
çünkü boşluk, herhangi bir yolculukta herkesin hakkı
çünkü cümle içinde geçen aptallık duyulmamalı
çünkü anneler mutfakta 3. sayfa
çünkü şapkadan kanlı elmalar çıkacaktı
çünkü daha birileri mikroskobu icat edecekti
çünkü sadık tetikçiler güneyde eğitilecekti
çünkü delilik hakikaten organize edilecekti
çünkü bu masadan kalkan mutsuz olacaktı
çünkü uzuvlar uzuvlar uzuvlardı
çünkü ego, alt-tarihi yazacaktı
çünkü aramızdaki en masum ve en evrensel olan kişi, o
yamyamdı
çünkü böyleydi
 2010

Akatalpa, Sayı: 137, Mayıs 2011

BİR YUSUF, BİZİMLE OLMAYI BEKLİYOR

Yusuf’a bütün kötülüğünüzü verebilirsiniz
ellerini kırıp onu ne kadar sevdiğinizi söyleyebilirsiniz
Yusuf sadece gülümserken onun evini de yakabilirsiniz
güneş doğarken ölü bir Yusuf size iyi gelebilir
çünkü güzel mezarlıkların şiirini yazıyorlar
içine birazcık da politika katıyorlar
hemen sonra şarapları da var, güzel şarkıları da var
bir Yusufları olmayagörsün, hemen o gece yataklarına girip
birer çocuk yapıyorlar

derisi yüzülmüş Yusuf galerisi

benim en sevdiğim

onun için tekerlekleri döndürdüm

yemeği ısıttım sofraya koydum

beni doğuranı tokatladım
yusuf’u gören gözler akdeniz’e dökülüyor

şark düğünlerinde yusuf’un silahla vurulmuş kafasını okşayabilirsin
yusuf’un vurulmuş kafasını çeyizine götüren şanslı gelin olabilirsin
biraz daha iyi biriysen yusuf’a bira ısmarlarsın
sarhoş olduğunda koynuna girersin ve onu inletirsin
şehirli Yusuf başka olur, senin de artık şehirli bir Yusuf’un vardır
şehirli Yusuflar sana bir zarar veremezler

yusuf’u evine al, ona ekmek ver
ona zehirli kabuslarından bahset
yusuf’a huzur verme ama ekmek ver
yusuf’un kulaklarını kes
yusuf’a aşk verme ama iş ver
üzül onun için ve kendini ondan korumak için bir silah al
akşam yemeğinde onu vurabilirsin
herkes bunu hep yaptı, sen de yapabilirsin

Simler içindeki Yusuf’u farelerle bırak
ona ayetler oku, onu karıya götür, ondan bir şey bekleme
gerekirse onu polise ver
gittiğinde arkasından tütsüler yakıp radyolar dinle

kuzey ülkelerinde bir masal düşün
çünkü sen doğuda bir kandilsin
bunu herkes yaptı daha önce, sen de yapabilirsin

hh benim talihsiz Yusuf’um
seni ne kadar da çok sevdik
sana ekmeğimizi banacağız
bizimle dans et, barsaklarını görmek istiyoruz
şarjörü boşalt, geç kalma, aynı anda boşalt, ışıkları yak Yusuf, böyle daha iyi gece olacak

Yusuf için kör olmayı göze al.
yusuf’a bir kuyu ver.

BU NE HIZ?!

denizciler denizi tutsun!
insan öğrenir ve üzülür sevgilim, hepsi bu
ayrıldığında bir şeyden, neşeli şiddet!
koptuğunda gerçekten, neşeli şiddet!
korktuğunda kendinden, neşeli şiddet!
kararlı istikamet gökyüzü ve mide bulantılarıyla övünen
erkek güzelleri
yanlış anlamadıysam eğer, ölünecek yer çok
yanlış anlamadıysam eğer, sen kendinden başka her şeysin
yanlış anlamadıysam eğer, tahammülden tedavi olmaz
ameliyat masası mı, içki masası mı belli değildi, önemli de
değildi
sonuçta sen, masada kaldın.. artık herkes gibi bölünüyordun
sen benden bir parça ürküyordun
ama insan ürker ve öldürür canım, hepsi bu

yenisiyle değiştirilemeyecek olan ne var,
söyler misin
senin yüzlerini biliyorum, eski ve yeni yüzlerini
parçalanamayacak olan ne kaldı, söyler misin
tarih kitaplarında geberenler, edebi metinlerde
özgüven eksikliği
bakışamayacağımız ne var, söyler misin
beddua ve slogan, beddua ve slogan, beddua
ve slogan
sevişemeyeceğimiz ne kaldı, söyler misin
çocuklar çile çekiyor, çocuklar ‘nah!’ çekiyor

polisler her şeyi biliyorken, neşeli şiddet!
ilk yardım gecikiyorken, neşeli şiddet!
makyajımı temizlememe yardım et
in gökyüzünden in, in çüklerden aşağı in, in arabalardan in,
in cümlelerden in
in binalardan in, illeti ilet, kahveleri doldur
in sakıncası yoksa, çık tabiata
şöyle bir bak etrafına, etrafın seni toplasın
sempatik şarkıcılar bağırsın!
insan ürer ve üzülür sevgilim, hepsi bu
yetkililer, ilgili merciler, büyük soğuklar, ara sıcaklar,
aradaki sıcakkanlılar ve yorgun otostopçularla yepyeni bir
güne saçma manşetler, yepyeni bir akşamdan kalmalığa
kıyafetler, yepyeni bir çağa kifayetler

yenisiyle değiştirilemeyecek olan ne var,
söyler misin
en yeni Afrika sende yok sayılmayı bekliyor
inanmak istemeyeceğin ne var, söyler misin
dışarıda kalmaktan korkan piyaniste inansan
iyi edersin

yaratıcı yazarlar kıvransın!
elim telefonlarınıza, köşeli uzuvlarınıza gitmiyor, elim
gökyüzünüzü ve yüzünüzü dağıtmaya gidiyor, elim gidiyor,
elimi tutmayın
dernekleşen din adamları aşkı zorluyor, biz buna gülüyoruz,
birileri ‘disiplinlerarası’ diyor biz buna da gülüyoruz,

yazıyooooorr, yazıyooooorr
hayvan kızıyor, ben kızıyorum, piyanist kızıyor
bu iş, giderek ilginçleşmeye başlıyor.


Akatalpa, Sayı: 126, Haziran 2010

Hiç yorum yok: