PEN
Şiir Ödülü’ne lâyık bulunan şairden, ödül geleneği böyle, bir bildiri kaleme
alması bekleniyor. Düşündüm: Ülkenin bu halinde, Dünyanın şu halinde bir şairin
bildirecek nesi kalmış olabilir? Gizlisi saklısı yok: Ahval konusunda safkan
karamsarım. Ama bu, beni “iş”ime özen ve inatla bakmaktan alıkoymuyor.
Yıllardır
tekrarlıyorum “iş”ime bakma kararımı, kararlılığımı. Küçük Prens’in çekirdek
sözündeki gibi: Kişi gülünden sorumlu. İkiye ayırıyorum güzergâhımı, şiir
ekseninde: Bir, başkalarının şiirlerine, eski-yeni, yerli-yabancı ayırmaksızın,
karınca kararınca ilgi gösteriyorum – üzerilerinde düşünerek, haklarında
yazarak, unutulanlara ışık tutma çabası vererek. İki, burcumda şiir kurarken,
olabildiğince ince ayar yapma işlemlerine dikkat kesilme, az okunmayı göze
alarak ‘mürekkebe su katmadan’ yazma tercihimi sürdürüyorum.
Şiire
pek gereksinme duyulmayan, sözümona duyulduğundaysa şairden nümayiş yapması,
gürültü çıkarması beklenen bir dönemden geçiyoruz – doğrusu, diyorum,
beklenmedik şeyler yapmak.
Şairin
çabası artık beyhudedir demeye mi getiriyorum, hayır: Şiir düşünürü, bilim
insanını, sanatçıyı, hepsinden önemlisi ondan vazgeçmeyen tiryaki okurunu
Hayat’ın yüksek bir basamağına yerleştirdiği için anlamını ve değerini bütün
olumsuz dış koşulların tehditine karşın koruyacaktır: Okunarak, ezberlenerek,
dilden dile çevrilerek, bestelenerek.
PEN
Şiir Ödülü, koyu bulutlar arasından bir anlığına güneş, beni kutlu kıldı;
seçenlere teşekkür ederim.
*Yayına Hazırlayan: Şükrü Kırkağaç
*Yayınlanma Tarihi: 13 Temmuz 2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder