11 Şubat 2013 Pazartesi

Gökçenur Ç.'den Şiirler





Söz’e Mezar

“Bütün bu kâğıt dağını
sobada yakmalı.” dedi adam
tavan arasından kollarında
bir koli kitapla inerken

(ikinci el bir kitaptır aşk  
diye düşündü ayrıca, kışın, taşlarını ayıkladığı
bir tepsi pirinç gibi dağıldı kardeşlerim,
derleyelim ölüevini, yakalım ölüden kalan ne varsa
yüktür yalnız yaşlanmış babanın sayfaları
ısırarak aldığı notlar,
yazarken anlamın andını aradı,
okuru korumalı bu çıldırtan çabadan

ikinci el bir kitaptır aşk
diye düşündü ayrıca)

kadın, yere düşen defteri
açıp okumaya başladı

“Söz’e Mezar” adlı kitabından


Yaz Sayısı (aşka sözü bulaştırmakla suçladılar bizi, deniz,
kumun günlüğünü temize çekiyor)

İşte yine buradayım, otların büyümeye acele etmediği bu yerde

Burada yazmak, rüzgârın dört sözcüklü diline çalışmak
aşınan taşlara bakmak, deniz kabuğu toplamak
bir yarayı kaşımak, bölünmeyi önlemek,
sandalı hazır tutmak, uyumak, uyumak…

Burada, iyi şiirler yazdım bir zamanlar
iyi şiirler ki ıslak otların arasında eşinen atlar,
rüzgârla çarpan bir kapı, duru yaz göğü, bir çekiç
bir çaydanlık, yağmurda ıslanan koyunlarla dolu bir vagon
ve her şey gibidir

Sabahları uzun yürüyüşlere çıktım,
balıkçılarla takıldım, yeni sözcükler
öğrendim ister istemez, havaya bakıp
bozacak dedim, bu nasıl yazsa
sonumuz hayrolsun, akşamları
balkonda yıldız rakısı yaptım,
bir şeyin dönüşmesi, bir alışkanlığa
istemeden…

Kötü şiirler de yazdım ve öğrendim
kötü şiirler ırmağın daraldığı yerde bir ağaç
rüzgârla çarpan bir kapı, duru yaz göğü, bir avuç çivi
bir konserve açacağı, dağın gölgesinde bir ağıl
ve iyi şiirler gibidir

Burada yazmak, kendini alışkanlıkların akışına bırakmak
zamanın imzasız bir mektup olduğunu varsaymak
Uyarı: Yağmur diye uzun bir şiire başlamak
temiz çarşaflara uzanmak, yastığına sarılmak
ve içerden gelen daktilo sesinin
tıkırtılı ırmağına gömülerek uyumak

Güneş yarın başka sözcüklerin ardından doğacak

“Söze Mezar” adlı kitabından
 


Hiç yorum yok: