23 Aralık 2016 Cuma

A. VAHAP AKBAŞ


(2 Mayıs 1954, Batman – 16 Kasım 2014, Çorlu / Tekirdağ)


       Şair ve yazar. Cengiz Topel İlkokulu, Batman Lisesi (1971) ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden (1977) mezun oldu. Çorlu'da 1977-1985 yılları arasında öğretmen, 1985-1993 yılları arasında Milli Eğitim Şube Müdürü olarak görev yaptı. Çorlu Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi'nde öğretmenlik yaparken 2001 yılında emekli oldu. Bir süre Yeni Devir gazetesinin kültür-sanat sayfasını yönetti (1984-85). Çorlu’da “Nisan Bulutu” dergisini (15 sayı, 1993-94) çıkardı ve genel yayın müdürlüğünü yürüttü.
       Yayımlanan ilk ürünü “Ey Çerh-i Sitem” adlı öyküdür (Hisar, 1978). Şiirleri,  öyküleri ve yazıları Berceste, Dil ve Edebiyat, Düş Çınarı, Gonca, Gül Çocuk, Hisar, İslâmî Edebiyat, Kandil Çocuk, Külliye, Mavera, Nisan Bulutu, Selam, Türk Edebiyatı, Türkiye, Umran, Yağmur, Yeni Devir gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı.
       Ödülleri: 1982'de "Efgan" adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği'nce "yılın şairi" seçildi. Vahap Akbaş, 1984'te "Alevler ve Güller" ile Sedat Yenigün Roman Yarışması'nda ikincilik, 1987'de "Kuş Olsun Yüreğim" ile Türkiye Milli Kültür Vakfı-Gökyüzü Yayınları Çocuk Şiirleri Yarışması'nda üçüncülük ödülü aldı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Efgan (1982)
& Gül Kıyamı (1986, 1997, Beyan Yayınları, İst., 64 s.)
& Mavi Sesli Şiirler (1988)
& Hüzün Coğrafyası (1992)
& Bir Şehre Vardım (1997, Beyan Yayınları, İst., 62 s.)
& İnce Lügat (2005)
& İnşirah-Toplu Şiirler (1980 – 2012)
Öykü Kitapları:
& Ayna ve Suret (2003) 
       Romanları: 
& Alevler ve Güller (1985)
      Deneme, İnceleme, Eleştiri Kitapları:
& Biraz İhanet (1996)
& İnziva Notları (1996)
& Rahvan Saatler (2005)
& Düşünceyi Uyandırmak (2006)
& Dil Bilgisi (2011)
& Bir Hazan Devri Şairi Mehmet Akif Ersoy (2015, Beyan Yayınları)
       Çocuk Kitapları:
& Bir Demet Masal (Fabl, 1985)
& Gülün Aklı (Çocuk romanı, 1989)
& Dünyayı Kaplayan Ağaç (Çocuk şiirleri, 1990)
& Kuş Olsun Yüreğim (Çocuk şiirleri, 1991)
& Göğe Çizilmiş Resimler (Deneme, 1995)
& Kuş Baba (Hikâye, 2006)
& Tatil Rüyası (Hikâye, 2008)
       Seçkileri:
& Bir Hüma Kuşudur Şiir (Mısra-Beyit seçkisi, 1990)
& Mehmet Âkif’ten Nükteler (2010)
       Söyleşi:
& Zamandan Kurtarılan (2011)
       Yayına Hazırladığı Kitaplar:
& Zehra (Roman, Nabizade Nazım’dan, 1996)
& Sergüzeşt (Roman, Samipaşazade Sezai’den, 2006)
& Safahat (Şiir, M. Âkif Ersoy’dan, 2007)
& Düzyazılar-Makaleler, Tefsirler, Vaazlar (Mehmet Akif Ersoy’dan 2010)
Hakkında Yazılan Yazılar:
1  Bekir Oğuzbaşaran / “Efgân”istan (Kültür ve Sanat dergisi, Sayı: 14, Mayıs 1982)
1 Ahmet Kabaklı / Türk Edebiyatı (c. 4, 1991, sayı: 659)
1 Mehmet Alkan / Hüzün Coğrafyası’nda Gezinti (İlkyaz dergisi, Sayı: 6, Haziran-Temmuz 1992)
1 Bekir Oğuzbaşaran / İnziva Notları Üzerine (Hazan dergisi, Sayı: 16, Aralık 1997)
1 Durdu Şahin / Okumak, Yazmak ve Düşünmek (1997)
1 Cevat Akkanat / Bir Şehre Vardım (Seviye dergisi, Sayı: 7, Mayıs-Haziran 1998)
1 M.Halistin Kukul / Geleneğin Ümitli Şairi: A.Vahap Akbaş (Seviye dergisi, Sayı: 7, Mayıs-Haziran 1998)
1 Hayrettin Yıldırım / Vahap Akbaş’ın Şiir Şehrine Giriş Denemesi (Seviye dergisi, Sayı: 7, Mayıs-Haziran 1998)
1 Mustafa Özçelik / Söze Gülün Rengini Katmak (Seviye dergisi, Sayı: 7, Mayıs-Haziran 1998)
1 Mustafa Miyasoğlu / A.Vahap Akbaş Üzerine (Millî Gazete, 7.6.1998)
1 Mehmet Nuri Yardım / Romancılar Konuşuyor (2000, Alevler ve Güller’in Yazarı A.Vahap Akbaş: Romanımız Esaslı Bir Zemine Oturmadı, Sayı: 275-277)
1 Mustafa Karabulut / Külliye’nin İki Hikâyecisi (Bizim Külliye, Sayı: 10, Temmuz-Ağustos-Eylül 2001)
1 TBE Ansiklopedisi (2001)
1 Nazir Akalın / Vahap Akbaş’a Dair (Şairin Eldivenleri, 2003)
1 Emre Miyasoğlu / İçimizdeki Aynalar (Millî Gazete, 1.10.2003)
1 İhsan Işık Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2006, 2009)
1 Seviye dergisi A. Vahap Akbaş Özel Sayısı (Mayıs-Haziran 1998, 7. Sayı)
1 Ay Vakti  dergisi A. Vahap Akbaş Dosyası (Kasım-Aralık 2014, 153. Sayı)
1 Vahap Akbaş Kitabı (2015, Türkiye Yazarlar Birliği)
Hakkında Yazılan Yazılardan Alıntılar:
/  “Vahap Akbaş kardeşime öncelikle rahmet, ailesine, yakınlarına ve edebiyat camiasına başsağlığı diliyorum. O, gerek şahsiyeti itibariyle gerek şair-yazar olarak bizim neslimizin yüz akıydı. Önemli eserler bıraktı. Şandan, şöhretten, kibirden hep uzak durdu. Bu sebeple hem sanatkâr yanı hem de şahsiyeti itibariyle herkese örnek olabilecek değerlerin temsilcisi oldu. Kısacası hayırla anılması gereken ve öyle de anılacak olan bir isimdi Vahap kardeşimiz. Okuduğum son şiiri Ay Vakti’nde çıkan Irmak şiiri oldu. O şiirinde “değişe değişe, dönüşe dönüşe büyük denize doğru” yolculuktan söz ediyordu. Şimdi o sonsuzluk ikliminde, denize ulaşan ırmağın vuslat sevincinde… Onu çok özleyeceğiz.
Mustafa Özçelik

/  “Vahap Akbaş benim nazarımda iyi bir edebiyatçıydı. İyi bir edebiyatçıda olması gereken incelikleri kimliğinde taşıyordu. Mesela son derece naif ve düzgün bir ahlakın sahibiydi. Bunu yakinen biliyorum. Yaşadığı dönem içinde bunları kendisinde gördüm. Onda, bazı arkadaşlarda zaman zaman rastladığım negatif şeylerden hiçbirisini göremezdiniz. Bu yüzden büyük bir yürek ferahlığıyla şunu söyleyebiliyorum: Vahap’ta rahatsız edici bir yön yoktu. Bu arada Vahap Akbaş’ın kültürel kimliğinde üniversal bir duruş vardı. Sahici bir Müslüman ve entelektüeldi. Hiç kimse ona taşradan gelmiş ve kültürel eksiklikleri bulunan bir insan olarak bakamazdı. Bünyesinde barındırdığı donanımlarla o, geri bırakılmış bir bölgenin insanı değil, dünyanın insanıydı. Allah taksiratını affetsin.”
Metin Önal Mengüşoğlu
/  “Vahap Akbaş. Mavera dergisinden beri tanıdığım bir isimdi. İlk yüzyüze gelişimiz 1995’te oldu. Konya’da düzenlenecek bir şiir şöleni gezisi öncesiydi. TYB’nin Sultanahmet’teki merkezinde yanına yaklaştığımda “Ben Vahap Akbaş…” diye kendisini tanıtmıştı. Zamanla çok sevdiğim arkadaşlarından birisi oldu. Yıllar içinde nice uzun yolculuklarımız oldu. Pek çok şiir şölenine birlikte katıldık. İyi bir yol arkadaşıydı. Hoşsohbetti. Tatlı dilliydi. Bilgisi geniş, latife yapmasını bilen ve bildiklerini güzel anlatan birisiydi. Sempatikti. Daima sevilen bir yönü vardı. Rabbim rahmetiyle karşılayacaktır.”
Nurettin Durman
/  “Hiç beklemediğim bir anda Özcan Ünlü’nün telefonla arayıp haber vermesiyle Vahap Abi’nin vefatını öğrendim. Aslında bir süredir rahatsızlığını biliyorduk. Ama yine de yaşamayacağı yönünde bir umudumuz vardı. Çok güzel bir insanı yitirmenin üzüntüsünü yaşıyorum. Onu ilk tanıdığım zamandan bugüne kadar hemen herkesin ondan güzel cümlelerle bahsettiğini gördüm. Bu, onun ne denli nitelikli bir insan olduğunu gösterir. Defalarca beni Çorlu’ya davet etmesine rağmen hiçbir zaman gidememenin acısıyla baş başa kaldım. Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun. Geride kalanlara sabr-ı cemil niyaz ediyorum.”
Adem Turan
/  “Benim en büyük abimdi. Şiiri kendisinden öğrendim. Şiir nedir, nasıl ve niçin yazılır, bunları bana o öğretti. Kadim bir dostluğu vardı Vahap Abi’nin. Diyebilirim ki kalubeladan beri birlikteydik. En son bir hafta önce ziyaretine gitmiştim. Kendisinin fotoğrafını çekmek yasaktı. Ama o bana izin verdi. Sen çekince güzel oluyor dedi. Vefatıyla babamı kaybettiğimde duyduğum acıyı yaşadım.”
Özcan Ünlü
/  “Çok müteessir oldum. Sesi hâlâ kulağımda. Ben fotoğraf çekerken yanımdan ayrılmazdı. Senin çektiğin yerden çekince çok güzel çıkıyor derdi. Vahap abinin vefat haberi beni çok üzdü. Allah (C.C.) rahmet eylesin.”
Yaşar Bedri Özdemir
/  “O “Abi” olarak anılan birisiydi. Kendisine hep Vahap Abi diye seslenirdik. Her zaman da öyle kalmasını bildi. Genç şairlere abilik yapmanın gerekliliklerini hakkıyla yerine getirdi. Vahap Abi’nin dostluğu süresizdi. Uzun zamana endeksli bir dostluğu vardı. En güzeli de dostlarının, arkadaşlarının ve genç şairlerin yazdıklarına ve ürettiklerine ilgisiz kalmamasıydı. Özellikle gençlere yönlendirici, heveslendirici sözler söylerdi. O yumuşak sözlüydü. Telefonda konuşurken dahi sanki yanımızdaymış gibiydi. Sesinin ve yüreğinin sıcaklığını hissederdiniz. Şiirlerinde de yazılarında da rahattı. Rahat okunan bir şair ve yazardı. Bu yönüyle de etkileyici ve derinliği olan bir edipti. Geleneklerimize, tarihimize, dinimize bağlıydı. Fakat bunları şiirinde naif ve nazik bir estetik ile ele alır, işlerdi. Yani hakiki anlamda edepli bir insandı Vahap Abi. Şiiri gerek pratikte gerekse teoride çok iyi bilirdi. Onun şiirlerinden ve şiir üzerine yazılarından çok şey öğrendik. İyi bir şiir dostu, iyi bir şair dostu, iyi bir halk dostu ve aynı zamanda iyi bir Hakk dostuydu. Bütün bu özelliklerinden ötürüdür ki vaktiyle Seviye dergisinin 7. Sayısını (Mayıs-Haziran 1998) “Söze Gülün Rengini Katan Şair: A. Vahap Akbaş Özel Sayısı” olarak yayımlamıştık. Çok memnun kalmıştı. Onun memnuniyetine çok sevinmiştik. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun. Amin.”
Durdu Şahin
J  “Vahap Akbaş, sözün tam anlamı ile şair duruşlu bir büyüğümüzdü. Şiirini, insanı ve değerlerini gözeterek yazdı. Derinden ve dirilten bir soluğun peşindeydi hep. Mütevazi hallerin belirgin bir yüzü ile gülümser öyle bakardı kainata. Aramızdaydı ve görünür olmanın tehlikelerini çok erkenden fark etmişti. Yazdıkları ile var olmayı seçti desek, yeridir. Değerli bir ağabeyimi kaybetmiş olmanın derin üzüntüsü içindeyim.  Gittiği yere de yüzünün akıyla gitti.”
 Gökhan Akçiçek

Şiirlerinden Seçmeler:

BİR ERİK AĞACIM VARDI

Bir erik ağacım vardı
Ak çiçekler açardı
Baharda

Bir erik ağacım vardı
Kuşlara
Kucak açardı.

Bir erik ağacım vardı
Dallarında çiçekler
Dallarında kuşlar
Cıvıldaşırlardı.

Bir erik ağacım vardı
Kestiler
Yerine bir kocaman
Apartman diktiler.

Artık ne çiçek açar
Ne kuşların hâlinden anlar.

İNŞİRAH

Zorlarla sınanmaktayım
Belim bükük

Hey kalbim / hüzünbaz kalbim
Niyazım, içimdeki büyük umudu
Hep diri tutana değil midir
Öyleyse neden
Beyhude yere böyle daralmaktasın

Ve / ey zorluğun içindeki kolaylık
Seni muştulayanadır yönelişim
Gecelerin derinliği kandillerin hüznü
Fecrin dingin yüzü tanığımdır
Belki yetersiz ama şeksiz şüphesiz
Seni muştulayanadır yönelişim

TEN NE Kİ?

Cami avlusu / güvercinler
Bir de Sinan kokan şadırvan
Mermerlere
Sonsuzluğu anlatırken zaman
Sabadan yükselir ezan
Vuslata erer gök kubbe
Daha incelir minareler hazdan

Fecrin oluklarında akan
Ahenktir
Duadır dudaklarda billurlaşan
Vecd / vecd
Bütün boşlukları dolduran
Ve sessizliğin içimi inleten sesi
Ten ne ki / ten ne ki

Bak sade ruh kalıyor insan

Hiç yorum yok: