28 Kasım 2012 Çarşamba

NESRİN Z. İNANKUL




(15 Mart 1956, Sarayköy / Denizli - )


       Şair ve yazar. Tam adı Zehra Nesrin İnankul. Eserlerinin bir bölümünde Nesrin Göçmen imzasını da kullandı. Sarayköy Gazi İlkokulu (1967) ve Sarayköy Ortaokulu’nu (1970) bitirdikten sonra, öğretmenlik mesleğine duyduğu ilgi nedeniyle 1971-72 yıllarında Denizli Öğretmen Okulunda okudu. 1973 yılında Ankara Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi’nden mezun oldu. Öğretmenlik mesleğini ancak iki ay yapabildi. Ailesinin ve öğretmenlerinin teşviki ile girdiği üniversite sınavlarında Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde okumaya hak kazandı. Eczacılık Fakültesi’nde okurken bir yandan da Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi’ne devam ederek öğretmenlik sertifikası aldı (1977). 1977-1984 yılları arasında SSK Soma Hastanesi’nde başeczacı olarak görev yaptı. 1985 yılında devlet memurluğundan ayrılarak kendi eczanesini işletmeye başladı. 1997 yılında AÜ İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. Otuz bir senelik eczacılık yaşamına 2008 yılında eczanesini kapatarak son verdi. Yazma uğraşısının dışında alüminyum rölyef çalışmalarına ağırlık vermeye başladı. Yapıtlarını İzmir’de sergiledi. İzmir’de yaşıyor; iki çocuk annesi. PEN üyesidir.
       İlk şiiri 2000 yılında İzmir-İzmir dergisinde yayımlandı. Şiirleri, öyküleri ve yazıları Afrodisyas Sanat, Alaz, Bizim Ece, Cep Sanat, Çağdaş Yaşam, Denizsuyukasesi, Dilge, Dilizi, Eliz Edebiyat, Kadıköy Sanat Yaprağı, Maki, Meskatder, Mortaka, Özgür Kocaeli, Serhat Kültür, Silgi, Soma Kara Elmas, Şehir, Taka, Tay, Temren, Türk Dili, Varlık, Yeni Asır, Yeni Turunç, Zaman vb. gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Bazı şiirleri Bulgarca ve Sırpçaya çevrildi.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Asi Duygularım (2005)
& Zamansız Zamanlar (2007, Etki/Dize Yayınları, İzmir)
& Söz Yıkar Kendini (2009, Tay Dergisi Yayınları)
& Gülyaşı (2012, Kanguru Yayınları, Ank., 64 s.)
& Toz Yorgunluğu (2018, Mühür Kitaplığı, İst., 64 s.)
       Öykü Kitapları:
& İlgisavar (2016, Nezih-er Yayınları, İzmir, 128 s.)
       Anlatı Kitapları:

& Sen Söyleme - Bir Çingene Efsanesi (2005)
Şiirlerinden Seçmeler:

GÜLYAŞI

Kan pıhtısıyla örülü
Buzdan duvarlar
Kazınır Afrika kamburuna
Ölüm kaplı, cüzamlı toprak

Kum tanesi dipsizliğinde
Saklanmış zehir içre gölgeler
Giz bahçelerinde öpülmüş
Günahkâr, yarım kadınlar

Bakınca savaş prizmasından
Sınırsızlığa akan bir su
Karmaşık gölgeler arasında
Vatanım yok, gülyaşıyım

YAŞLI SESSİZLİĞİ ÇINARIN

Çınarın yaşlı sessizliğinde
Nöbete durunca toprak
Kadın kokulu nergisler özler

Kumsaatıyla yarışır zaman
Umudun ağları tek tesellidir

Kalpteki yangına buz oturunca
Kekik kokuludur eylül şarabı
En güzel yanı ölümün
Bir kere yaşanır olması

Bakışlarındaki tozu sil
Sevmekten yorgun ellerinde
Buruşturulmuş bir mendil
Hayat kokuyor hâlâ

İSYAN

Karanlığı deler saçlarım
Tenimde süt kokusu
Yatağın yayları isyanda
Yenisi başlayacak bir savaş

El değmemiş kar beyazı, düş
Kötülük, pişmanlık sırlara gömülü
Sessiz bir çığlık isyanım
Yıkılmayı öğrendim yıkarak

İçime sürgün çiçekler zehir
Son ateşböcekleri de kaçıyor
Yıldızların gümüş gölgesinde
Sönüyor çocuk yüzleri

Neden, nasıl severim
Yalanlı sarmaşık gözleri
Kötü çizilmiş bir tablo mu yaşam
Toprağın özünü suya saklayan

ALSANCAK

Yasakla yasaklayan kol kola
Terle ıslanmış yumruklar
Alsancak Gündoğdu Meydanı

Siklamen rengi atmış üzerinden
Pişman, çaresiz, gölge kadınlar
Alsancak Barlar Sokağı

Bakar dünyanın kirine tepeden
Ölümü süsler metalik bir ses
Alsancak Hocazade Cami

Tarih çatlatır yüzünüzde
Tebessümün en acı imiyle
Alsancak Şair Eşref Bulvarı

Topal güvercinler yuvası
Yaraların hayat koktuğu
Alsancak Tren Garı

Toplar denizi solduran yosunlar
Kırmızıya dönmeden dokunuşlar
Alsancak Kordonları

Yasağın boşadığı dul
İzmir her şeye rağmen umutlu

OĞUL

Serçeler konuktu dallara
Araya girdi okyanuslar

Hangi boylamda izlersin gün batımını
Hangi en’lerde gözyaşların
Karaelmaslar mı boyadı yüreğini
Ayrılığa durdu kuşlar

Özleme kanat bulutlar
Gitme, kal; bakayım izlerine
İçimde kırık bir nisan şarkısı

*Şiirler, Nesrin Z. İnankul'un izniyle yayınlanmıştır.

27 Kasım 2012 Salı

KAÇAK YAŞAMAK / ERAY CANBERK



Elli yıl öncesinden bir şiir

KAÇAK YAŞAMAK

güz gelse yağmur yağsa yorgun olsak
özlesek uykuları yatakları yalnızca
bir anne gibi bizi oralara götürsen
hiç bir şey düşünmeden uyusak

biz çocuklar gibiyiz içli ürkek başıboş
yoruluruz günlerin gürültüsü içinde
bizi dizine yatırıp masallar söylesen
hiç büyümesek korkmasak belki de döğüşmesek
yaşama kavgasında

1962
“Kuytu Sular” adlı kitabından
Eray Canberk

HIRPA / OSMAN ERKAN

HIRPA

bir şeyler karışırdı birşeylere isabet
kabukla gövde arasında,
sesle sessizlik grisi
acıbadem bakışlı babam
birşeyler muştu çarparak birşeylere
siyah-beyaz yaslanırdı düş kapısına babam
iki gözü iki paragraf arası hümanist seğiren
çift dikişli, kül büzgülü, düşyorganı galibarda babam.
dalgalı tez bakardı
sebat kuşkusunu kuş'landırırdı
uzunlamasına bir şeylere sökük
demlerken kadeh  avare şişe yan yatalak geceleri
bana hiç ortaboy , müsaadesiz nazlanmazdı garibim
ya da alnında bir gülümseyiş kilitlendiğinde ansızın
ne kadar uyum o kadar devrikti
benim acıbadem bakışlı babam
birşeyler bir şeylere mıh
bir şeylere bir şeyler tahripti
birşeylere kalıp gibi vurulmuştu babam
nedensiz denizleri ağlarken gizli
yıtmaçlı koy'ları galibarda boyamayı severdi o
bir lirikten iki ağızmakas almayı yanaklarımdan,
gözleri korkuyla pansumanlı çocukları,
boşluğuna boşluğuna saltanat kurup
gözenekli çömelmeyi,közel rivayetleri,
çökez menzilleri, tuzlu damlalardan
şelale yapmayı severdi babam..
bir şeyler
bir şeyler
birşeylere yıkık köprüydü babam
bir şeylere hep titrekti

“Diltozu” adlı kitabından

Osman Erkan

BOŞ SOKAK / OSMAN ERKAN


Bir sokak vardı hem de elli kollu
Bir güneş doğup batardı usulca
Her ümitle bin kez sevişiyordu
Bir gemi öksüz koydu insafsızca

Mutluluk ikimizce yok artık
Biliyorum boş sokak biliyorum
Seninle kaderimizmiş yalnızlık
Seninle maziye gömülüyorum

Yaslı sabahlarına içim ezik
Acıyorum boş sokak acıyorum
Bitsin, istemiyorum bu sessizlik
Ve elsiz ayaksız geçemiyorum

Seni tel tel ağaran saçlarımla
Gömük öykülerini bir bir anarak
Gelip geçtiğim kaldırımlarında
Bilki sana açıyorum boş sokak

Yeni Tanin Gazetesi, 9 Haziran 1970
*Yayımlanan ilk şiiri
Osman Erkan

GÖK YARISI ANNE(m) / OSMAN ERKAN



GÖK YARISI ANNE(m)

 

elleri öncemdi
elleri kuş yuvası, elleri ak-deniz
elleri çizgisiz bir gökyüzü.
elleri kırmızı yağmurdu annem.
elleri son-raydı
elleri dünya sevdi
elleri pembe gagalı martıların
çaldığı iyot kokusu...
ellerini bir sabah,gök yarısı ayrılıklar
doyurdu annemin.
gitme dedim,
gitme dedim,
gitme dedim.
gitme!'
bu temmuz bu perşembeleri
taşıyamaz anne
gitme dedim!
aramızda bana düşkün özlem
ve gül büyür anne'!
gitme dedim,
gitme dedim,
gittin!
canım bugün hançer olmak istiyor anne...
gitme dedim,
zıkkımın kökü siren sesiyle çıktın evden
gidip de; morg sahillerinde
takatsiz düşen bir kurşun gibi;
toprakla sıkı yatan taşların gölgesi oldun anne!
gitme dedim,
gitme dedim,
gittin!
canım bugün tufan olmak istiyor anne...
gitme dedim,
gitme dedim,
gittin!
canım bugün yağlı kurşunlar istiyor anne!..

“Bende Hüzün Şeker Nasıl Öyle” adlı kitabından
Osman Erkan