4 Eylül 2013 Çarşamba

KÜÇÜK İSKENDER



(28 Mayıs 1964, İstanbul  - )



       küçük İskender mahlasıyla tanınan Derman İskender Över, 28 Mayıs 1964 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdikten sonra İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne girdi ve beş yıl eğitim gördü. Kendi arzusuyla bıraktığı tıp eğitimini takiben İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'ne de üç yıl kadar devam etti. Ağır basan sanat hayatı onu akademik ortamdan kopartarak edebiyat ve sinemaya sürükledi.
       'Marjinal şair' olarak tanınmaya başlaması 1985 yılıdır. Günümüze değin bunca yıllık süreye onlarca şiir ve özgür metin, bir günlük, üç roman, iki özel derleme, bir inceleme, bir antoloji olmak üzere birçok kitap sığdırdı. Kimi Avrupa ülkelerinde çıkan antolojilerde şiirleri basıldı. Kanada'da yayımlanan Descant adlı edebiyat dergisinin Türkiye özel sayısında, ABD'de ise Murat Nemet Nejat'ın 'eda' kavramında yoğunlaştığı Türk şairlerinden çeviri antolojisinde kendine yer buldu. 2000 yılında İtalya'da düzenlenen Avrupalı Genç Şairler Yarışması'nda (La Giovane Poesia D'europa Nel 1999) ilk ona girdi ve bu şairlerle birlikte kitaplaştırıldı. Yine aynı yıl içersinde uzun zamandır sinema dalındaki jürisinde de yer aldığı Orhon Murat Arıburnu Ödülleri'nde 'Bir Çift Siyah Deri Eldiven' adlı şiir kitabıyla birincilik alarak ödüllendirildi. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Fotoğraf Bölümü master öğrencilerine 'Postmodernizmin Görsel Malzemeye Etkisi' üzerine bir seminer verdi. 2001 yılında Almanya'da, 2002 yılında Hollanda'nın çeşitli şehirlerindeki etkinliklerde konuşmacı olarak ve şiir performanslarıyla yeraldı. 2003 yılında Berlin'de düzenlenen İlk Türkiyeli Eşcinseller Kongresi'nde bu konudaki dekleresini okudu. 2004 yılında Newyork'ta ve Kuzey Carolania'da üniversitelerde konuşma yaptı ve tek kişilik okuma gecelerine konuk oldu. Ayrıca Türkiye'de farklı üniversitelerde ve liselerde panellere, workshop'lara katıldı. Bir dönem seslendirme, senaristlik, radyo programcılığı, şiir matineleri de yapan küçük İskender, içlerinde 'Ağır Roman' ve 'O Şimdi Asker'in de bulunduğu beş filmde de oyuncu olarak rol aldı.
Nisan 1986’da Küçük İskender imzasıyla Adam Sanat dergisinde yayımlandı. Şiirleri, yazıları ve yazarla yapılan söyleşiler Adam Sanat, Akatalpa, Akköy, Bireylikler, Cumhuriyet Kitap, Deve, Gediz, Kaçak Yayın, Sözcükler, Şiiri Özlüyorum, Varlık, Yasakmeyve vb. gibi dergilerde yayımlandı.
Ödülleri: “İskender’i Ben Öldürmedim” adlı kitabıyla 2006 Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü’nü aldı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Gözlerim Sığmıyor Yüzüme (1988, Adam Yayınları, İst.)
& Erotika (1991, Adam Yayınları, İst.)
& Yirmi5April (1994, YKY, İst.)
& Periler Ölürken Özür Diler (1994, Gendaş Kültür Yayınları, İst.))
& Suzidilara (1996, Adam Yayınları, İst.)
& Güzel Annemin Hayal Gücü (Tek Baskılık Kitap; 1996, Hera Şiir Kitaplığı, İst.)
& Ciddiye Alındığım Kara Parçaları (1997, YKY, İst.)
& Papağana Silah Çekme! (1998, Om Yayınları, İst.)
& Alp Krizi (Tek Baskılık Kitap; 1999, Çalıntı Yayınları) 
& Gözyaşlarım Nal Sesleri (1999, Adam Yayınları, İst.)
& Bir Çift Siyah Deri Eldiven (2000, Adam Yayınları, İst.)
& İpucu Bırakma Sanatı ( 2000, Om Yayınları, İst.)
& Bahname (2000, Om Yayınları, İst. )
& Klarnet (2001, Om Yayınları, İst.)
& Kahramanlar Ölü Doğar (2001, Om Yayınları, İst.)
& Çürük Et Deposu (2001, Adam Yayınları, İst.)
& Bir Nedeni Yok Yalnızca Öptüm (2002, Om Yayınları, İst.)
& Eski Kral Deposu (2002, Adam Yayınları, İst.)
& Siyah Beyaz Denizatları (Toplu Şiirler I; 2003,  Gendaş Yayınları, İst. )
& Barudî (Kürtçe Çeviri; 2003, Piya Yayınları)
& Dicle ile Fırat (Gendaş Kültür Yayınları, İst., 144 s.)
& Bir Daha Bana Benzeme Angel! (2004, Varlık Yayınları, İst.)
& İskender’i Ben Öldürmedim (2005, Sel Yayıncılık, İst., 100 s.)
& Karanlıkta Herkes Biraz Zencidir (2006, Sel Yayıncılık, İst., 232 s.)
& Teklifsiz Serseri (2006, Sel Yayıncılık, İst., 104 s.)
& Lezzetli Tümörler Lokantası (Dicle ile Fırat, Gözyaşlarım Nal Sesleri ve İpucu Bırakma Sanatı adlı kitaplarının toplu basımı; 2007, Sel Yayıncılık, İst., 259 s.)
& Hasta Hayat Depoları (Çürük Et Deposu, Eski Kral Deposu ve daha önce yayınlanmamış Yanlış Cinayet Deposu adlı kitaplarının toplu basımı; Sel Yayıncılık, İst., 280 s.)
& Ağır Abiler Orkestrası (Klarnet ve Bir Daha Bana Benzeme Angel! Adlı kitaplarının toplu basımı; 2008, Sel Yayıncılık, İst., 152 s.)
& The God Jr. (Bir Çift Siyah Deri Eldiven ve Ciddiye Alındığım Kara Parçaları adlı kitaplarının toplu basımı; 2008, Sel Yayıncılık, İst., 224 s.)
& Gözlerim Sığmıyor Yüzüme (2010, Sel Yayıncılık, İst.)
& Siyah Beyaz Denizatları (Erotika ve Suzidilara adlı kitaplarının toplu basımı; 2010, Sel Yayıncılık, İst., 278 s.)
& Sarı Şey (2010, Sel Yayıncılık, İst., 111 s.)
& Bu Defa Çok Fena (2011, Sel Yayıncılık, İst., 112 s.)
& Ali (2013, Sel Yayıncılık, İst., 136 s.)
       Serbest Metinler:
& Dedem Beni Korkuttu Hikâyeleri (1992, Parantez Yayınları, İst.)
& İkizler Burcu Hikâyeleri (1993, Parantez Yayınları, İst.)
& 666 (1994, Gendaş Yayınları, İst.)
& The Kırmızı Başlıklı İstasyon Şefi (1996, Parantez Yayınları)
& Belden Aşağı Aşk Hikâyeleri (1996, Parantez Yayınları)
& Pop H'art (1997, İnkılâp Kitabevi, İst.)
& Balık Burcu Hikâyeleri (2000, Parantez Yayınları, İst.)
& Made In Hell (2001, İnkılâp )
& Insectisid (2002, Stüdyo İmge Yayınları)
& Necronomicon / Ölüm Kitabı (2004, Turuncu Medya Yayınları)
& Burç Hikayeleri (2005, Sel Yayıncılık, İst.)
& Rahibinden Satılık Kilise (Sel Yayıncılık, İst.)
& İt Cazı (İnsectisid, Made İn Hell ve Necronomicon adlı kitaplarının toplu basımı; Sel Yayıncılık, İst., 282 s.)
& Lucifer’in Bisikleti (Sel Yayıncılık, İst.)
& Medusa’nın Makası (2008, Sel Yayıncılık, İst., 190s.)
& Underground Otopark (The Kırmızı Başlıklı İstasyon Şefi, Belden Aşağı Aşk Hikayeleri ve Pop H’art adlı kitaplarının toplu basımı; 2009, Sel Yayıncılık, İst., 344 s.)
& Galileo’nun Pergeli (2009, Sel Yayıncılık, İst., 80 s.)
& Bir Delinin Ot Defteri (2012, Sel Yayıncılık, İst., 174 s.)
      Romanları:
& Flu’es (1998, Parantez Yayınları)
& Cehenneme Gitme Yöntemleri (1999, Parantez Yayınları)
& Zatülcenp (2000, İnkılâp Yayınevi, İst.)  
      Antolojileri ve Özel Derlemeleri:
& Kanlı Lağım Fareleri’nden Küçük İskender’e (2001, Stüdyo İmge Yayınları)
& Aşk Şiirleri Kolonisi (2004, Everest Yayınları, İst.)
       Deneme, İnceleme, Eleştiri Kitapları:
& Şiirli Değnek (1995, YKY., İst.)
& Eflatun Sufleler (2002, Gendaş Yayınları)
& Rimbaud’ya Akıl Notları (2004, Alkım Yayınları)
      Günce Kitapları:
& Cangüncem (1996, Gendaş Yayınları, İst.; 1997, YKY, İst., 284 s.)
       Yabancı Dile Çevrilen Kitapları:
& Barudî (2003, Piya Yayınları, İst.)

9 Ağustos 2013 Cuma

Ahmet Erhan Hakkında Yazılan Yazılar



Ah! "Üstüme yoktur unutmakta, unutulmakta!" demiş ya Ahmet Erhan, Mihriban'lar bile unutmak geliniyse, varsın tüm kızlar da şairleri unutsun.-- Değil mi ki, Ahmet Erhan'ın öldüğü gün unutuldu Metin Erksan!
***
Ah! Adım bir sokak adı bile değil, Ahmet Erhan Çıkmazı...
***
Ah! "Öyle eksik etek bir hayat yaşadım ki
Ölümüm sürpriz sayılmayacak!" / AHMET ERHAN
***
Ah! Babası Ahmet İzzet'in haberi var, anne Emine Hanım'a söyleyin Mersin gülüşlüsü artık Ankara'da; oğlu, hayırsızı!

***
Ah! Ahmet Erhan'ın "Oğul" şiiri, Serap Aslı Araklı'nın altıncı yaşı...
“Orhon Murat Arıburnu Ödülü sonrası senden istenen şiiri ezbere bilmenin sevincisin sen Ahmet Erhan. Benim ilk ezberlediğim şiirsin, yokluğunla ağdaki balık kadar umarsızım. Ankara'nın dizlerine koyacakmışsın başını şimdi. Ben yine şiirlerini ezberleyeceğim sen "Hadi kız oku" diyene kadar...” Serap Aslı Araklı

***
Ah! Alkol, at yarışı, aşk, kadın, iddaa, futbol maçlarına sırf ufuk çizgisini görmek için gitmek, sokak çocuklarını evlât ve köpekten kardeş edinmek de intiharın başka biçimleridir. Baba Ahmet İzzet oğluna kavuştu; anne Emine Hanım'a söylemeyin. O hâlâ Ahmet'i ve buluğ çağındaki ülkesini yaşıyor sanıyor. 
***
Ah! Anneci değil, babacıydı Ahmet Erhan. Ne de olsa seyis, cumhuriyet aydını bir baba olan Ahmet İzzet'in oğluydu. İstanbul'a geldiği ilk günlerde babamın ofisinde kalmayı tercih etti. Sonra Cihangir'deki ev tutuldu; travestilere komşu oldu. Babamla da birkaç kez rakı içti. Yavuz Turgul'un Muhsin Bey filminden ve Yeşilçam'daki Tutunamayanlar'dan ötürü babama hem baba dedi, hem Muhsin Bey. Ahmet Erhan'ın ölümünü bir saat önce öğrendi ve çok fena oldu ikimizin babası Mehmet Alemdar. Doğrusu şimdi ben de kötüyüm. Babama baş sağlığı ve geçmiş olsun temennisinde bulunmak isteyenler için cebi: 0532 426 19 25--Can Yücel ve Ahmet Erhan dahil, her şairin hüzün cümlesi şudur: "Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim!"


Hüseyin Alemdar

Ahmet Erhan'ın Ardından Yazılan Şiirler

5 Ağustos akşamı kendini yazdıran bir şiir:

MEZARINA GİDEMEDİM

Örtün üstünü üstünü
Yorgan bitti toprakla
Hayallerden bir yer açmayın artık
Göz çukurlarına benzer bir çukur
Daha geniş daha dar

Yakındaki uzakta
Uzaktan gelen olsun
Gündüz vakti bu karanlık
Beyaz kefen siyah olsun
Ölüye yakışmasa
Yakışır bence ölüme
Mezarına gidemedim
İşte bu koydu içime
Abdülkadir Budak

Ahmet Erhan'ın Hakkında Yazılan Yazılar



Ahmet Erhan üzerine


Osman Çakmakçı, 27 Ocak 2006 Cuma günkü Radikal-Kitap'ta, Ahmet Erhan'ın son kitabı Şehirde Bir Yılkı Atı'ndan hareketle yazdığı 'Yenilgi Güzellemesi' adlı yazıdan çok önce, Milliyet Sanat'ın Mayıs 2005 tarihli sayısında adını vermediği Ahmet Erhan hakkında sert, insafsız ve eleştirel bir dilin benimsen(e)mediği bir güzelleme(!) kaleme almıştı.
Radikal Kitap'taki yazıya
'Bir şiirin ufuk açıcı, yeni anlamsal imkânlara açık olması, onun içeriğine değil, biçimine ve yapısına bağlıdır. Aslında yalnızca yapısına demekle de yetinebiliriz." sözleriyle başlanıyor. Yapıya dayalı bir eleştiri getirilecek sanıyorsunuz; ama daha yazının ortalarına doğru "...ve hepsinden önemlisi de verdiği mesajlar yenilginin güzellemesi olup çıkıyor ." deniliyor. Sonlara doğru da "...Bu kitabın mesajları gerici ve insanı eylemsizliğe teşvik ediyor " gibi bir saptamada bulunuluyor. Yazar, güya yapısal bir bakışı teklif ediyor; ama şiirinin vermek istediği mesajla A. Erhan'ı vurmaya kalkıyor, sonuçta kendi kendini vuruyor. Yapıyla ilgili söylenen sadece "yapısal olarak da bu şiirlerde yeni bir şey yok"tan ibarettir. Ayrıca, "... yapısı muhafazakâr ise er, o şiir gericidir, tutucudur, konformisttir." deniliyor. Çağın ruhuna uygun, bireysellikle toplumsallığı harmanlamış, eleştirisi kendi içinde çok belirgin, lirik ve ironiye de eleştirel anlamda yeterince yer veren modern bir şiirin izlerini sürmüş olan A. Erhan, son kitap üzerinden büyük bir hırs ve yanlış hesapla vurulmaya çalışılıyor. Şairin, 'konformizm' sözcüğünü de önceki kitaplarda ironik olarak nasıl kullandığına dikkat edilmemiş.
Yenilgiye güzelleme değ
il
Yenilgi mevzusuna gelince; ş
airin ironinin en güzeliyle yazılmış iki dizesini söylüyorum: "Koro halinde yenildik, herkes haklı çıktı/Onlar kaptan oldular, ben sarhoş oldum ." Bu, yenilgiye güzelleme değildir, sonraki kuşakların da ders alması gereken bir durum tespitidir. Kaldı ki "Yenilginin bütün kazı sonuçları elimde duruyor " diyen şair, kitaplarında ironik bir biçimde önce kendinin sonra da çağının eleştirisini ortaya koymuştur: "Ben bu kadar yenilgiyi elbette hak etmedim/Tarihin kesilen bütün başları odamda yüzükoyun yatıyor ." Herkes uzak ve yakın zaferlerden de yenilgilerden de hissesine düşeni almalıdır. İnsan da, şiir de, eleştiri de...
Alkol'le ilgili olarak
şairin Hürriyet'e verdiği röportajı okumuş mudur? A. Erhan, kendinden daha ağır alkol alanlar olduğunu söyleyip şunu diyordu: "Alkol, şair imajının etiketi gibi sanki. Ben kendi deneyimimden yola çıkarsam, benim için öyle değil. Alkol bende itiraz anlamı taşıyor.(...)Masamın altından içki içmeyi sevmem ben. Ne yaşadıysam şiirime de yansıttım onu. Oyun oynamaya gerek duymuyorum çünkü."
Çakmakçı'nın yazısında "Yani kentlileş
miş ve değerleri yozlaşarak dönüşüme uğramış bir toplumsal düzene ayak uyduramadığı dolayısıyla da bu düzenin dışına savrulduğu ima edilen bir kişilik var önümüzde. Bu kişi, olumsuz anlamda tutunamayandır ." deniliyor. Şairin, aslında ayak uydurmak istemediği metropoldür, İstanbul'dur. Onun için 2001'den bu yana Silivri'ye, kasabaya çekilmiştir. Kaybolmuş Bir Köpek İlanı 'ndan başlayarak son iki kitap farklı vadilerde akmaktadır. Klasik A. Erhan şiirine özgü lirizm, ironi, bireyin ve toplumun hâlleri yine söz konusudur; ama son iki kitap şiirin kasabaya çekilmiş hâlidir. Hep şehirde yaşamış bir insan, kasabayı anlamaya, arınmaya, dinginleşmeye çalışmaktadır. Aslında Mersinli, Akdenizli, Ankaralı kısacası şehirli bir şair olan A. Erhan, son kitabın adına bakılırsa bu anlamda -kendi şehirlerine değil- şehrin kirlenmiş ilişkilerine itiraz etmektedir: "Şehirde Bir Yılkı Atı" bir önceki kitabın diliyle: "Şehirlerinize sızdım bırakmadınız/Mezarımı deryaya oyduracağım " demektedir. Yaşadığı mekânların izi Ahmet Erhan kadar şiirlerinde belirgin olan şair sayısı azdır. Yazılan coğrafyayı dikkate almadan A. Erhan şiirini doğru okuyamazsınız.
Herkesin sevmeyi ö
ğrenmiş olması gerekirdi. Sevgili H. Ergülen'in dediği gibi: "80'li yıllarda yazılan şiirin, sonraki dönemlerde yazan arkadaşlara, şiire saygıyla ve sevgiyle yaklaşmak, kendilerinden önceki kuşaklardan şairlerin şiirlerine itinalı davranmak(...) gibi faydaları söz konusu olabilir. " Olmuş mudur?
Son Söz: Hayattan kopuk
şiir yazdığı savlanan bir kuşağın şairi "Ölüm'den olma, Hayat'tan doğma" A. Erhan, son kitabında otuzdan fazla yerde büyük harfle 'Hayat' demiş :
Elimde koskoca bir anahtar o
ğul/Gör bak kapıyı Hayat açacak!

3 Mart 2006, Radikal
İhsan Tevfik Kırca