29 Ocak 2017 Pazar

KEMALİ BÜLBÜL


(1928, Kozansıkı köyü, Kavak / Samsun- )


      Asıl adı Kemal Bülbül’dür. İlkokulu köyünde okudu. Şiirle küçük yıllarda ilgilenmeye başladı. Köylerine gelip giden aşıkları dinleyerek zamanla aşıklık geleneğini öğrendi. Böylelikle kendi de oldukça küçük denecek yaşlarda şiir yazmaya başladı. Henüz 18 yaşındayken ilk kitabı yayımlandı.
       Kemali Bülbül Konya Aşıklar Bayramı ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde düzenlenen şenliklere katıldı ve değişik ödüller aldı.
       Şiirlerinde insan sevgisinden dine dek değişik konuları işleyen Aşık Kemali, birçok radyo ve televizyon programına katıldı. Şiirleri çeşitli dergi, gazete araştırmada yer aldı. Ayrıca Samsun’da bir süre “Torun” ve “Vicdan Sesi” gazetelerini çıkardı.
       1975 yılında Halk Ozanlarını Tanıtma ve Eserlerini Yaşatma Derneği kurucuları arasında yer aldı ve ilk başkanı seçildi. Derneğin yayınları arasında da çeşitli aşıklara ilişkin kitapların yayımlanmasını sağladı.
       Değişik zamanlarda başka aşıklarla karşılaşma fırsatı da bulan Aşık Kemali’nin bugüne dek sekiz kitabı yayımlandı.
Kaynaklar:

Şiirlerinden Seçmeler:

ANAM

Ağzım duman dolu içim yanıyor
Vaktiyle benim de bir anam vardı
Bekaya göçüne kalbim kanıyor
Ben ona yar idim o bana yardı

Muhterem karnıydı göründüğüm yer
Dokuz ay on günü barındığım yer
Sıcak kollarıydı korunduğum yer
Ne yaz ne kış ne ilk ne sonbahardı

Elli yıl okşadı sıcak eliyle
Cesaret verirdi müşfik diliyle
Anadan evlada olmazmış hile
Hayır dua için avuç açardı

Kemali Bülbül’üm neye dayanam
Bir gözüm babamdı biri de anam
Artık bakar körüm adım atamam
Güneşim tutulup ayım karardı

VAY HALİME VAY

Gözümle gönlümle arası açık
Kavgaya dönerse vay halime vay
Dünya geniş olmuş kabir daracık
Kandilim sönerse vay halime vay

Gözler bedenimde gönül de bende
Birisi yaşarken biri ölende
Ömrümün çilesi benden de önde
Gün günü yenerse vay halime vay

Dağı dev mi deldi Ferhat değil de
Piri kim uçurdu kanat değil de
Kaybolan insan mı sanat değil de
Can kuşum tünerse vay halime vay

Halıdan yumuşak gelir teneşir
Kimi ağlaşır kimi söyleşir
Kemali Bülbül’ü dört kişi taşır

Kurtulmak hünerse vay halime vay

ARPAÇAYLI BURHANİ


(1937, Gedik köyü, Arpaçay / Kars - )


      Asıl adı Dursun Durdağı’dır. İlkokulu köyünde okudu. Cilavuz Köy Enstitüsü’nü kazanmasına karşın bazı nedenlerle devam edemedi.
       İlkokulu bitirdikten sonra, 1951 yılında ailesiyle birlikte babasının doğduğu yer olan Çıldır’ın Güvenocak köyüne göçtü. Aşıklık geleneğini de bu dönemde öğrenmeye başladı. Bağlama çalmayı kendi kendine öğrendi. 1955 yılında Çıldırlı Şenlik’in (1850-1913) oğlu Aşık Kasım’a (1900-1964) çırak oldu. O dönemden sonra hem bağlama çalmayı ilerletti hem de şiir yazmaya başladı. Mahlasını da Aşık Kasım’dan alan Aşık Burhani, giderek yörede tanıdı.
       Aşık olduğu kıza gizliden şiirler yazıp türkü yakan Burhani, Kars ve Erzurum yöresinde dönemin birçok tanımış aşığı ile tanıştı ve deyişmelerde bulundu. Bu aşıklardan öğrendikleriyle bilgisini pekiştirdi. Hem birçok yeni halk hikayesi öğrendi hem de kendisi çeşitli hikayeler düzenlemeye başladı. Aşıklık geleneğinin hemen her dalında şiir yazdı. şiirlerinin bir bölümü “Sılaya Doğru” (2010) adıyla kitap olarak yayımlandı.
       Ayrıca Sinoplu Burhani (1855-1908) ve Bayburtlu Burhani (1899-1957) olmak üzere aynı adlı iki aşık daha bulmaktadır.
      Ödülleri: 1973 yılında Kars’ta yapılan Dede Korkut'u anma gecesinde taşlama dalında birincilik, 1975 yılında Konya Aşıklar Bayramında şiir dalında birincilik olmak üzere birçok ödül aldı.
Kaynaklar:

Şiirlerinden Seçmeler:

AYNI

Bu dünyaya gelen tüm insanların
Anadan olunca duygusu aynı
Görünce dünyayı feryat onların
Farketmez hepsinin kaygusu aynı

Her insan bürünmüş kemiğe ete
Ruhu vardır kandan damardan öte
Çocukken ağlıyor bir yudum süte
Hayatı boyunca arzusu aynı

Sonradan dünyaya gönlünü bağlar
Neşelerde güler kaderde ağlar
Burhani alçaklı yüksekli dağlar
Misali insanlar sorgusu aynı

İYİDİR

Ömründe yaptığın her tür masraftan
Hak yolunda olan ihsan iyidir
Yüzü güzel asaletsiz güzelden
Soyu ruhu temiz bir can iyidir

Gösterişle olan zikri niyazdan
Riya için olan farzı namazdan
Manasız cümleden mantıksız sözden
Doğruyu söyleyen lisan iyidir

Kötü işin sonun gel düşün baştan
Burhani vefa yok yüreği taştan
Çok menfaatperest hain kardeşten

İnsanlığı bilen düşman iyidir

BİCALI BULANİ


(1925, Bica (şimdiki adı Tütünlü) köyü, Ardanuç / Artvin – 2005, Kıbrıs)


      Asıl adı Mustafa Gül’dür. İlkokulu köyünde okudu. Aşıklık geleneğini ve bağlama çalmayı küçük yaşlarda öğrendi. Rüyasında gördüğü pirinin kendisine Bulani mahlasını vermesinden sonra aşık olarak şiir yazmaya başladı. Aşık Bulali köyüne gelip giden aşıkları dinleyerek bilgisini pekiştirdi.
       Aşık Bulani, sonraki yıllarda yörenin birçok aşığıyla dostluk kurdu ve deyişmelerde bulundu. Özellikle dayısı Kerem Yedek’in bu konuda yardım ve desteğini gören Bicali Bulani, hemen her konuda şiir yazdı.
       Şiirleri çeşitli dergi, gazete ve araştırmalarda yayınlandı.
       Bicali Bulani Kıbrıs’ta öldü ve orada toprağa verildi.
Kaynaklar:

Şiirlerinden Seçmeler:

GİDER

İnsan altın pazarlara atılır
Alanın elinde özleşir gider
Vatan bizim bağlarında ötülür
Dallarını açar yazlaşır gider

Yükleyenler gider dünyadan göçü
Kudretten dolmuştur aşığın içi
Herkes işlemiştir bil ki bir suçu
Kendine kalsa da gizleşir gider

Aşık odur ki durmadan bağırır
Çok söylesem belki başlar ağırır
Saatimiz dolar ecel çağırır
Son kumaşım budur bezleşir gider

Bulani hakka bağlıdır bu özler
Çağ geçer yokuşta tutmaz bu dizler
Bu cümle alem cennetini gözler
Hak nasip ederse izleşir gider

GÖNÜL

İhtiyarım benim sinnim dolandı
Hakiki bağda bir nar ister gönül
Dala el uzattım ağzım sulandı
Bilemem ki nasıl zor ister gönül

Fazla içmeden ben coşamıyorum
İlaç yok çıbanı deşemiyorum
Gençler ile artık koşamıyorum
Nasihat budur ki dur ister gönül

Mahlasım Bulani Mustafa adım
Hakka kavuşmaktır olsa kanadım
Salavat da lazımdır budur dadım

Haktan gelen nişan nur ister gönül

AŞIK BULALİ


(1919, Aşağı Xod (şimdiki adı Aşağı Maden) Köyü, Artvin - 1985)


       Asıl adı Mevlüt Yazıcı’dır. Küçük yaşlarda bağlama çalmayı ve aşıklık geleneğini öğrendi.
      Kendine özgü bağlama çalmasıyla bilinen Aşık Bulali hem kendi şiirlerini hem de yörenin ünlü aşıkları Şamili (1810-1865), Sümmani (1860-1915), Şenlik'in (1850-1913) şiirleri gibi usta malı eserler söyledi.
       Yörede tanışıp dostluk kurduğu birçok aşıkla zaman zaman deyişmelerde bulunan Aşık Bulali’nin kaynaklara aktarılabilen az sayıda şiiri kalmıştır.
       Aşıklığı genellikle kendi köyü ve yakın çevresinde bilinen Aşık Bulali, yaşamının büyük bir bölümünü gurbette geçirdi.
       Aşık Bulali köyünde öldü ve orada toprağa verildi.
Kaynaklar:

Şiirlerinden Seçmeler:

BENİM

Bir güzele nazar ettim ezelden
Aklımı başımdan yitirdi benim
Bütün bu cesedim sana kurbandır
Külli servetimi götürdü benim

Olur olmaz haller gelmez işime
Bu aşkın şerbeti değdi dişime
Nefs-i envareyi düşmüş peşime
Gençlik hayatımı bitirdi benim

Bulali der gitti civan çağlarım
Mahzun kaldı bahçelerim bağlarım
Bülbülüm yuvadan uçtu ağlarım
Bu tatlı canıma yetirdi benim

VAR

Kars’ın Aynalı Köyünde
Gördüm bir ağa kızı var
Arzum var orta boyunda
Çok da cilvesi nazı var

Bakışları dağ maralı
Dudakları oğul balı
Koynunda çift portakalı
Gerdanında beyazı var

Bulali düşmüştür aha
Arzuhal gönderem şaha
Yemin ederim vallaha

Bu kızın bende gözü var

RÜŞTÜ ŞARDAĞ


(1917, Halep – 1994, İzmir)


       Türk siyasetçi, yazar, besteci, şair. Tam adı Mehmet Rüştü Şardağ. Aslen Elbistanlı Mehmet Atıf Bey'in oğlu olan Mehmet Rüştü Şardağ, 1917 yılında babasının alay kâtibi olarak görev yaptığı sırada Halep'te doğdu. Üsküdar ortaokulunu bitirdikten sonra yükseköğrenimini, o zamanki adı ile Ankara Gazi Terbiye Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nde tamamladı. Öğretmenliğe başladı. Türk Ansiklopedisi'nde danışmanlık yaptı. İzmir'e yerleşti, İzmir Belediyesi'nde çalıştı, yazı işleri müdürlüğü yaptı, başkan yardımcısıyken emekliye ayrıldı (1967). 1968 yılında CHP’den “Belediye Meclis Üyesi” olarak görev yaptı. 1983 yılında Halkçı Parti’den “İzmir milletvekili” seçildi. Üç ay sonra istifa edip, Bağımsız milletvekili olarak mecliste çalışmalarını sürdürdü. 1987 yılında Doğru Yol Partisi’nden milletvekili adayı olsa da, parti değiştirenlere getirilen yasak gereği seçime giremedi. Ege Üniversitesi Gazetecilik Yüksek Okulu'nda, Manisa Gençlik ve Spor Akademisi'nde dersler verdi. İzmir milletvekili seçildi (1983-1987). Daha sonraki yıllarda kendini tümüyle yazmaya, çeviri yapmaya ve beste çalışmalarına adadı. İzmir Radyosu kurucularındandır. “İzmir Sanatçılar Derneği Başkanlığı”nı 18 yıl yürüttü. 1985’de kurulan Kültür ve Turizm Bakanlığı İzmir Devlet Klasik Türk Müziği Korosu’nun kuruluşunda önemli katkılarda bulunarak, Sanat Danışmanlığı yaptı. TRT 1 ve TRT 2’de çok sayıda programda konuşmacı olarak yer aldı ve programlar yaptı. Birçok Türk sanat müziği bestesi yaptı. “Apansız Uyanırsan” (beste), “Benzemez Kimse Sana” (güfte) en meşhur yapıtlarıdır. Evli, üç çocuk babasıydı.
       Cumhuriyet Gazetesi’nde, “Edebiyât Bahisleri” ve “Günün Konuları” isimli köşe yazıları yazdı, Vakit Gazetesi’nde hikâyeleri yayınlandı.1944 yılından itibaren bir süre Ülkü Dergisi’ni yönetti. Farsça’dan çeviriler yaparak yayınladı ve üç kez İran Spâs nişanını aldı. 1944 yılında Türk Ansiklopedisi’nde müşavirlik ve madde yazarlığı yaparak, “B” harfinin tiyatro dışında kalan bütün Fransız edebiyâtı maddelerini yazdı. 1981 yılında Atayol dergisini yayınlamaya başladı. Aralık 1989’dan itibaren Milliyet Gazetesi’nde yazarlık yapmaya başladı. İran’da yapılan “Uluslararası Hafız Kongresi”nin başkanlığını yaptı. Hayyam Rubaileri çevirisi, Milli Eğitim Bakanlığı Klasikler Dizisi’nde yayınlanmak üzere gönderilen 19 eser içerisinden en iyisi olarak değerlendirildi ve basıldı. İran edebiyâtından yaptığı çeviriler nedeniyle kendisine, “Büyük Kültür Madalyası” verildi. Şiraz Üniversitesi Edebiyat Fakültesince kendisine karşılaştırmalı Türk ve İran Edebiyat Kürsüsü verildi.
       İlk şiir ve öyküleri 1937 yılında Varlık dergisinde çıktı. Daha sonra şiirleri, denemeleri ve eleştiri yazıları Cumhuriyet, Güneş, Hisar, Milliyet, Seçilmiş Hikâyeler, Tan, Türk Mûsikîsi, Ulus, Ülkü, Vakit, Varlık, Vatan, Yeni Adam, Yeni Asır, Yeni Sabah, Yenilik, Yığın vb. gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı.
      5 Şubat 1988’de, Başbakan Turgut Özal tarafından, Türk Sanat Müziği’ne hizmeti nedeniyle takdîr plaketi verildi.   
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Sana Nasıl Susamışım (1984)
      İnceleme Kitapları:
& Edebiyatımızda Vatan Duygusu (1940)
& Allah’a Giden Yollarda (Klasik Şiirimiz Cilt: 1) (1959, Radyo Gazetesi Matbaası, İzmir)
& Ömer Hayyam'ın Rubaileri (1960, Ege Üniversitesi Matbaası, İzmir)
& Aşknâme (Ünlü Tercî-i Bend) Başlangıçtan Günümüze Kadar İran Edebiyâtı Hakkında Bir İnceleme (1962, Ege Üniversitesi Matbaası, İzmir)
& Hazret-i Ali’nin Ölmeyen Özdeyişleri (1963, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayını)
& Perişan Baba Daher ve Çift Beyitleri (1966, İzmir)
& Şirazlı Hafız’dan Gazeller (1970, Hepileri Matbaası, İzmir)
& Hayyam, Rubailer (1973, Milliyet Yayınları Dünya Klasikleri Dizisi, İst.)
& Mevlânâ, Tek Ciltte Mesnevi (1973, Başkent Yayınevi, Ank.)
& Klâsik Divan Şiirimiz (1976, İnkılap ve Aka Kitabevi Yayınları, Bilim ve Kültür Eserleri Dizisi:, İst.)
& Allah Diyor ki (1976, Karınca Matbaacılık)
& Fars Bahçelerinden Altın Sözler (Hz. Ali, Mevlânâ Celaleddîn Rûmî, Şirazlı Şeyh Sâdî ve Mohammed Hecâzî’den Özdeyişler) (1977, Karınca Yayınları)
& Buhurî Zâde Mustafa Itrî (Çanakkale Seramik Fabrikaları A.Ş. Yayını, İst.)
& Şair Sultanlar (1982, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
& Dâhi Besteci Buhurîzade Itrî (1984)
& Bütün Yönleriyle Hayyam Rubâîleri (1985, Özgür Yayın Dağıtım, İst.)
& Hacı Bektaş-ı Veli Besmele Şerhi (1985, Karınca Matbaacılık, İzmir)
& Her Yönüyle Hacı Bektaş-ı Veli (1985, Özgür Yayın Dağıtım, İst.)
& İslâmda Sosyal Adalet (1986, Karınca Matbaacılık, İzmir)
& Mustafa Itrî Efendi (1989, Kültür Bakanlığı Yayınları: 1110, Türk Büyükleri Dizisi: 147, Ank.)
& Hayyam, Rubailer (Seçmeler) (1990, Milli Eğitim Bakanlığı Yayını, Şark İslâm Klasikleri, İst.)
& Hacı Bektâş-ı Veli, Besmele Tefsîri, (Tefsîr-i Besmele) (1993, Kültür Bakanlğı Başvuru Kitapları,  Ank.)
& Mevlânâ Ulu Sesi (1993, İzmir)

& Çocuklar Güzel Çocuklar (Karınca Matbaacılık, İzmir)

RÜSTEM AHMET GÖZÜBÜYÜK


(1964, Dereboğazı Köyü, Kahramanmaraş - )


       İlköğrenimini köyünde, orta ve lise öğrenimini Kahramanmaraş'ta yaptı.
       Şiirle ilgisi çocukluk yıllarında başlayan şair, o dönemler Anadolu'da revaçta olan âşıklık/ozanlık geleneğinin taşıyıcısı olan gezgin destancılardan etkilendi. Süreç içinde şiir anlayışı halk edebiyatından divan şiirine yöneldi ve Osmanlı Türkçesine olan hâkimiyetiyle bu alanda şiir örnekleri verdi.

       Şairin, Siriderya (2012) adlı şiir kitabı vardır.

RIFAT SALTOĞLU


(1837, Elbistan / Kahramanmaraş - 1909)


       İptidai mektebini bitirdikten sonra özel hocalardan fıkıh, Arapça ve Farsça dersleri aldı.

       Fuzuli’nin etkisiyle divan şiirine yöneldi. Torunu İskender Saltoğlu, dedesinin şiirlerini bir kitapta toplayarak Mutasavvıf Divan Şairi Saltoğlu Rıfat adıyla yayımladı.