28 Ekim 2017 Cumartesi

DONAT BAYER


(1977, İstanbul - )

 

Lisans ve yüksek lisansını Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üni. Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü’nde Prof. Hülya Tarcan’ın sınıfında tamamladı. 2004-06 arasında Boğaziçi Üni. Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nde 20. yüzyıl müziği ve popüler müzik tarihi dersleri verdi. 2007’de popüler müzik çalışmaları alanında yazdığı tezle City University London Müzikoloji Bölümü’nden ikinci bir yüksek lisans derecesi aldı. Aynı yıl City University London tarafından verilen bursla doktora çalışmalarına başladı. Anglo-Amerikan kadın şarkı yazarları üzerine yazdığı doktora teziyle aynı üniversiteden 2012’de mezun oldu. Popüler Türk müziği ve Modern Türkiye’de kadın hakları üzerine yazdığı bir makalesi 2013’te Routledge yayınları tarafından basılan Resistance in Contemporary Middle Eastern Cultures: Literature, Cinemaand Music isimli kitapta yayımlandı. 2015’de Trinity Laban Conservatory of Music and Dance’ın Piyano Bölümü’nden mezun oldu. 2016’da UCL University of LondonInstitute of Education’dan PGCE derecesini aldı. Halen Londra’da yaşamaktadır.

Şiirleri, müzik üzerine yazıları ve röportajları Kitap-lık, Milliyet Sanat, Radikal İki, Radikal Cumartesi, Roll, Şiir Atı gibi dergi ve gazete eklerinde yayımlandı. Açık Radyo'da programcılık ve TRT 2'de yayınlanan "Sanat-tan" ve "Ayrıntı" programlarının müzik danışmanlığını ve sunuculuğunu yaptı,

Yapıtları: Şiir: *Kötü Kan, İst.: 160. Kilometre, 2017 *Eyüp, İst.: 160. Kilometre, 2021 *Dağ (Fatma Nur Türk ile), İst.: 160. Kilometre, 2024

Çeviri: *Ben Lerner, Sanat Yok, İst.: 160. Kilometre, 2019

Kaynaklar: http://bianet.org/yazar/donat-bayer?sec=bianet

Yayına hazırlayan: Şükrü Kırkağaç

*18 Ocak 2025 tarihinde güncellendi.

AYŞE UÇKAN


(1972, Üsküdar / İstanbul - )

      
       Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu (1996).  Yüksek lisansını, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı-Din Eğitimi Bilim Dalı'nda tamamladı (2000). 1996-2007 yılları arasında çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde çalışmaya başladı.
       Öyküleri, Dergah, Hece Öykü, Karabatak, Kaşgar vb. gibi dergilerde yayımlandı.
Yapıtları
Öykü Kitapları:
& Azrail'in Secdesi (2008, Şule Yayınları, Merdiven Kitapları Dizisi, İst., 87 s.)
& Mürekkep Hapsi (2014, Şule Yayınları, İst., 103 s.)
       Romanları: 
& Tanrının Umut Olduğunu Söyledi Bir Büyüğüm (2002, Kaknüs Yayınları, İst., 270 s.)
Kaynaklar:

CENGİZHAN KONUŞ



(1989, Kahramanmaraş - )

      
     İlk, orta ve lise öğrenimini Kahramanmaraş’ta tamamladı. Çukurova Üniversitesi Maliye Bölümü’nü yarıda bıraktı. Öğrenimine Cumhuriyet Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nde devam ediyor.
       Şiirleri ve öyküleri Ay Vakti, İtibar, Yedi İklim vb. gibi dergilerde yayımlandı / yayımlanıyor.
Yapıtları
Şiir Kitapları:
& Tarafsız Günler (2017, Profil Kitap, İst., 72 s.)
Şiirlerinden Seçmeler:

EVE DÖNSÜN TÜRKİYE

gün esmerliği öğretir Türkçe’nin çocuklarına
namazı kaçırmış mü’min kalplerin pişmanlığıdır akşam
renklerin uyumuna dikkat: sarıdan sonra yeşil yanar
trafik lambaları neyi anlatırsa anlatsın
hayat hız yaparak konuyu değiştirmektedir

parmak hesabına dayalı yaşanılan sevinç
kahreden bir gerçeği hatırlamak inandırıcı bir şey
yoksul evlerin fotoroman gecelerine yenilen kızlar
âşık olup durumu eşitlemekle meşgul

türk şiiri öldü sözüne itimat etmiyor romantikler
adını vermek istemeyen bir seyircidir şair burada
hüzün çok terli bir kelime kurumaya bırakılmış yaralar
melankoliye inanmakta bir ülke: şiirsokakta

telif ücretine karşı kaybetmekte iyi kitapların kahramanları
veresiye defterinin günü geçmiş halk ayakta kalmıştır vatan topraklarında
henüz uyuyan çocukların kalbi muhtıralarla uyandırılmakta
müthiş yorgun Türkiye evine dönmelidir

İÇİMİZDE YERYÜZÜ

hangi anlama çekersen çek hayatı
her şeye doksan dokuz kere başlayabilir insan

kendine sokuldukça
rengini bulan yaşamak
izafiyet teorisi nedir bilmeyen annelerin bağrında
İstanbul trafiğidir
alnımıza denk gelen apartman boşlukları
merdiven süpürüyor aydınlık odalara
yüzündeki makyaja inanıyor kadınlar
bu pazar yine tatil
ülkemiz çan seslerinden uyuyamıyor

devam ediyoruz, Allah fizik kurallarını alt üst eden bir Tekvin
tarih tekrardan ibaret, hepimiz öleceğiz
hızını alamayıp ağrıyan yerlerimize konan bu yaşamayı
neden üstüne alınır ki insan durmadan
ölü süsü verilmiş gölgemiz sabahları ezana denk gelsin
şimdi tam vaktinde adalet diye
gülün gölgesinde yüzümüzü ekşitiyoruz dünyaya karşı

boşluğu doldurulmamış bulmacalar çok kere sorulsun
duvarda acı çatlak, paslı çivinin ucu rendeleniyor ruhumuza
şarkıya çağıranlar nerede
suyu niye sesli düşünüyor çöl
savrulan çiçek, kuruyan dudak, gidilmemiş ülkeler
utanmasa yeryüzü içimizde uzayacak

İtibar, Sayı: 46

İKİ KERE GÜZELSİN

dağılan saçlarını merhametle anmaktayım
suyun kalbi yavaşlıyor sana sokulurken
kelimesi kelimesine neşeden yapılmışsın
gökdelenler bulutları kemiriyor
aldırma, dünya ikimiz için yeterince hür

bir kuşu tarif ederken çok kere gülümsüyorsun
böyle devam edersen bana geleceksin
çiğdem yükselince gözlerinde
sürgün, ki bir memlekettir, benim için geçerlidir
sabahın duvağını açık bırak, yüzün girsin

dalları budanan karaağaçlar rüzgârı içiyor
portakal bahçesine yaklaşıyor hurda yüklü kamyonlar
yaşamanın temel şartı telaştır diyor geçiştirilmiş günler
olsun, kalbim senin yağmuruna içeriden ilikli

mahcup ve çelimsizim
beni savun dünyanın huzurunda
cepheden uzaktayım

önümüzde kayda alınmamış şiirler, uzak yol atlıları
önümüzde çiçeğe büyük saksılar, yüksek duvarları cennetin
gülümseyeceksin
ve ben balçıktan yaratıldığına inanmayacağım

bil diye söylüyorum
bana bakarken iki kere güzelsin

SÖZ

şimdi neşide okuyacak vakitte değilim ben
çünkü vakitsiz terliyor kelimeler ağzımda
ve ölüm hırıltılı bir sese dönüşüyor boğazımda
kalbimden tenha bir yer yok benim için
uzun susuşlar süpürüyor yüzümü
bazen bir şarkıdan koparıyorum kendimi ansızın
ansızın sert bir rüzgâr değiyor korunaklı yalnızlığıma
işte o zaman üşüyorum
koltuk altıma termometre koyuyor dünya
üstüme kapattığım kapılardan tekrar geçebilmek için
marşlar ilikliyorum dudaklarıma
sessizliğimi böyle kandırabiliyorum ancak
oysa sessizlik ağlayan bir kadının
gövdesindeki darp izlerini lanetlemesiydi
hatırlıyorum
henüz çocukken
uçabilirim diye düşünüyordum
göğü durdurup kuş sürüsü ektim bulutlara
düştüğümde farkına vardım
güvercinlerin öptüğü kanatlarımdan başlamıştım yorulmaya.

çürümekle itham edilen bedenimi gömmek için
mezar kazıcıların kirli ellerine yalvarıyorum
karanlığı yıldıracak sözler söylüyorum onlara
gölgem bir servinin altında uzasın istiyorum
çünkü gölgem anlaşılabilir kılıyor beni
kadınlardan saklayarak öptüğüm güller azarlıyor ellerimi
beni toprağa yatırıp ölçümü alıyorlar
bakın ne kadar insanım!

zamandan sıkılıp saate bakıyorum
ne büyük bir yanılgı
ayağımın altında uçurtmanın düştüğü boşluk
söz veriyorum
düşerken gökdelenleri ıskalamayacağım bu kez.

TARAFSIZ GÜNLER

yağmur, inanmadığı yeryüzüne yağabiliyorken hâlâ
göğün bir halk tarafından hırpalandığını gördüm
adı kara tahtaya bir kere yazılmamış sabahları uyandırdım
yüzünü denemek için içini aynaya döndü keder
acemiydim yurda kesin dönüş yaparken
yanlışlıkla kendimi vurdum
yine elimi tuttu merhamet, yine omzumda iki çeşit kuş
bütün bunlar olurken yenilebilirdim elbet
tarihi ağzına kadar insan fotoğraflarıyla doldurdum

utanırken gülüşü kızaran kızlara çarpan şarkıların yerine
annemin kızlık soyadından giriş yaptım dünyaya
uzun uzun ellerime bakıp kendime yeniden seslendim
ölü numarası yapıyordu benim mahallemde vatanın ara sokakları
inkılâbın yapıldığı günlerde zeynep okulun en güzel kızıydı
sesi ıhlamur gibiydi, toprağa yakın bir şeydi
çocuktum mevlit okunan cenaze evlerinin yanından geçerken ürktüm
cebimde güvercinlerle girdim slogan atılan meydanlara
ne tuhaf, bazı günler pazartesinin etiketi çoktan yırtılmıştı

ıslanmaya nereden başlamışsa yer kabuğu
etimde önce orası üşüdü
geç kaldığım bütün ziller hatırına olaysız dağıldım okul bahçesinden
eylem planlarında gündeme alınmayan şıkkı oynadı kalbim
ön saflarda çarpışan hep yerlilerdi ve hep serçeler
karanlığın birden bastığı ülkelerin alnını örttü güneş
bir zenciydim ve telefonlara mehdinin sesiyle çıktım
insan içine karışırken hep yalnızdım kasıt aramadım bunda
müziği değiştirip çiçeği savaşın ortasında tek başına bıraktım
vakit mukaddes bir işçilik, taht kavgasında ömrün her günü

hücresinde ölü bulundu tarafsız kalan günler

TUBA KAPLAN


(1988, Simav / Kütahya  - )

      
     Süleyman Demirel Üniversitesi’nde okudu. 2011 yılında İşletme Bölümü’nden  mezun oldu. İstanbul’da yaşıyor; evli ve bir çocuk annesi.
       Şiirleri ve yazıları ve Cins, Dergâh, İtibar, Lacivert vb. gibi dergiler ile kulturgundemi.com internet sitesinde yayımlandı.
Yapıtları
Şiir Kitapları:

& Tek Vuruşta Ölmek (2017, Profil Yayınları, İst., 64 s.)

26 Ekim 2017 Perşembe

MEHMET ÇAKIR


(1985, İzmit / Kocaeli - )


       İlk ve orta öğrenimini İzmit’te yaptı. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okudu. Orta öğrenimi sırasında yerel gazetelerde ve yerel bir televizyon kanalında muhabirlik yaptı. Cumhuriyet gazetesinin haftalık eki Cumhuriyet Kitap'ta çalıştı.
       İlk şiiri 2004 yılında Adam Sanat dergisinde yayımlandı. Şiirleri ve söyleşileri Adam Sanat, Akatalpa, Cumhuriyet Kitap, Edebiyatta Üç Nokta Özgür Edebiyat, Sanat Cephesi, Sözcükler, Varlık vb. gibi dergi ve gazete eklerinde yayımlandı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:

& Taşın İnceliği (2008, Artshop Yayıncılık, İst., 56 s.)

25 Ekim 2017 Çarşamba

İSMAİL AYKANAT


(29 Ağustos 1967, Pazar / Rize - )


       Ortaöğrenimini Pazar İmam Hatip Lisesi’nde, yükseköğrenimini Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı (1990). Bu yıldan itibaren Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak Ordu, Çorum, Kırıkkale, Iğdır ve Rize’de görev yaptı. Yüksek lisansını Kırıkkale Üniversitesi’nde Yeni Türk Edebiyatı alanında “Cemal Süreya’nın Şiirlerinde Kadın” teziyle tamamladı. Türkiye Yazarlar Birliği Kırıkkale temsilciliğinde bulundu. Evli, beş çocuk babası.
       İlk şiiri 1987 yılında “İkindiyazıları” dergisinde yayımlandı. Şiirleri ve yazıları daha sonra Akit, Anadolu Gençlik, Beyaz Gemi, Bizim Külliye, Çizgi, Dergâh, Dil ve Edebiyat, Duruşma (tek sayı, yönetmen, 1993), Düş Çınarı, Edebiyat Ortamı, Hece, Hüner, İkinci Fecir, İpek Dili,  Kardelen, Kıble, Kitap Dergisi, Mavi Yeşil, Mavera, Mesel, Varide, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Yedi İklim, Yeni Dünya, Yitik Düşler vb. gibi dergi ve gazeteleri ile  www.dergizan.com internet sitelerinde yayımlandı. Kitap Dergisi roman editörlüğü yaptı.
Yapıtları:
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Tali Bir Akşam (1999, Beyan Yayınları, İst., 78 s.)
& Suskunluk Şiirleri (2008, 2013, Erguvan Yayınları)
& Buruk Vezin (2012)
& Bedduası Uyuyan Havari (2015, Okur Kitaplığı, İst., 64 s.)
& Yeryüzünde Bidatim (2017, Okur Kitaplığı, İst., 96 s.)
      Deneme, İnceleme, Eleştiri Kitapları:
& Dar Zaman Konuşmaları (2010, Lamure Yayınları, 128 s.)
& Cemal Süreya’nın Şiirlerinde Kadın (2015, Okur Akademi Yayınları, İst., 96 s.)
       Antoloji Kitapları:
& Fetih ve Fatih Şiirleri Antolojisi (1995)
& Savaşla Savaşan Şiirler (2009)  

Kaynaklar:

Şiirlerinden Seçmeler:

ÖMRÜM BENİM BİR ALEVDİR

 -değerli ağabeyim Beşir Ayvazoğlu’na

özlemle acıların
uzaklaştırdığı yerdeyim
ölümün uysallaştığı berzahta
gelmeni bekliyorum ama yanıma
aşk fetretlerinin canlandığı vezne
kendi telaşına kan bulaştırmada
yaşlıca bir sorgu güne doğmada

ölüm zevki taşıyor söz fidanı
unutulmuş şubatlar çok zor çıkmıştır
erken kaytarsa da yirmi sekizlerde
ben aşkın can suyuyum ezelden
lanet olsun sevginize ufkunuza
benzeşen sesler gibi öykünen ünlem

vadilerde şiir satsam delidir denir
kırsam bir silahı orta yerinden
aşk yoksulluktur diye haykırsam
ve bir cehennemi tutup elinden
başka bir bahçenin son nihalinden
kavuşsam sana avunmak denir

söz tükenmiş evrenle sorunluyum
çok laf edilmektedir gevezeliktir artık
ben ne desem sayıklasam aparılmakta
aynı gökyüzünden icazet aldığımız
anlam ustalarınca şiir kelimeye indirgenince
vuruldum bir başıma şiir ustalarınca

adınla besliyorum kelimeleri - -
özgür çağıldayan bir ırmağım ben
dağlar secde eder benimle ne hoş
kavuşur sevgiliye güllerden
özgür çağıldıyorum ama kırgınım
ömrüm benim bir alevdir

aynalar aşkımı saklayan geçit
gibi rikkatle kalbimi onaran ağaç
gölgeler terk ediş her an dünyevi
bir kısrak derinden vurgun yollara
suretim derelerde bir yeni yetme
ile göverdi çorak ülkede rilke

TALİ BİR AKŞAMIN TILSIMI

tali bir akşamın tılsımı
biçti çıkışlarımı
aldım ardına serdim hayta zamanlarımı
yer ve gök geri verdi nihayetsiz andımı
şimdi kehribar günler yıkılıyor üstüme
yürürdü duruşları ıslatırdı güneşi
her şey canım kadar yakında bize
ve leylanın ayakları değince denize
yoksa yalancı mıydı kum saati
kör bir fener gibi yanıp sönen

tali bir akşamın tılsımı

24 Ekim 2017 Salı

MELİKE KOÇAK



(1978, Zonguldak - )


       1998 yılında, Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. 5 sene Uluslararası Bakalorya Programı’nda çalıştı. Edebiyat eğitimine dair çeşitli sempozyumlarda sunum ve atölye çalışmalarında eğitmenlik yaptı. İstanbul’da bir özel okulda edebiyat öğretmeni olarak çalıştı. 5 yıl edebiyat öğretmenliği yaptığı Notre Dame De Sion Fransız Lisesi'ndeki görevine, öğrencilerin çıkardığı fanzin sebebiyle 29 Haziran 2015 tarihinde son verildi. Açtığı işe iade davasını tek celsede kazandı.
       Öyküleri, yazıları ve söyleşileri Adam Öykü, Amargi, Bianet, Bir+Bir, Birikim, Cin Ayşe, Cumhuriyet, Cumhuriyet Kitap, E, İmge Öyküler, Kitap-lık, Notos Öykü, Radikal Kitap, Sıcak Nal, Yeni Biçem vb. gibi dergi, fanzin, gazete ve eklerinde yayımlandı.
Yapıtları:
      Deneme, İnceleme, Eleştiri Kitapları:
& Beşinci Pencere /Bir Cemil Kavukçu Portresi (2008, Can Yayınları, İst., 208 s.)
       Yayına Hazırladığı Kitaplar:

& 99 Beyit / Divan Şiirinden Beyitler, Çözümlemeler, Yaklaşımlar (Makbule Aras ve Asuman Susam ile birlikte; 2008, Can Yayınları, İst., 218 s.)