14 Eylül 2008 Pazar
OYA UYSAL
TAHİR ABACI
ABACI, TAHİR / (20 Mayıs 1951, İstanbul [nüfus kaydına göre Malatya] -)
Şair, yazar, araştırmacı. Tam adı Mehmet Tahir
Abacı’dır. Mehmet Tahir, M. Tahir Abacı, Sakıp Coşkun ve Taner Coşkun
imzalarını da kullandı. Öğretmen Halide
Hanım ile avukat Mehmet Hayrettin Abacı’nın oğlu. Babası bir dönem
Malatya Barosu’nun başkanlığını üstlendi. Avukatlık mesleğinin yanı sıra Türkiye İşçi Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde aktif olarak
bulundu. Bilimsel ve kültürel
konulardaki birikimiyle Malatya sorunları ve çözümleri için çok sayıda yerel gazete ve dergi çıkardı. Malatya’ya üniversite kurulması için yoğun faaliyetlerde bulundu, İnönü Üniversitesi kurulduktan sonra burada bir süre öğretim görevlisi olarak görev yaptı Annesi
Halide Abacı ise gençlik yıllarında Malatya yerel dergi ve gazetelerinde
şiirler; 2000’li yıllarda da üç roman yayımlamış kültürlü bir eğitimcidir. Çocukluk ve
ilk gençlik dönemi, Malatya’nın Tecde Mahallesi’nde geçti
Ortaöğrenimini Malatya’da Fırat Koleji’nde tamamladı.
Yükseköğrenimine 1969'da AÜ Hukuk Fakültesi’nde başladı. 1971'de İÜ Hukuk
Fakültesi’ne geçti. 1978'de Gazetecilik Enstitüsü’nü, 1979'da İÜ Hukuk
Fakültesi’ni bitirdi. İÜ İktisat Fak. Siyaset
Bilimi Bölümü’nde yaptığı yüksek lisans tezi “Türk Şiirinde Siyasallaşma”
başlığını taşıyordu. 1981-97 yılları arasında avukatlık yaptı. TYS ve PEN
Yazarlar Derneği üyesi. İstanbul’da yaşıyor, evli.
İlk ürünleri Turan
Emeksiz Lisesi’nin dergisi Yeni Adım ile Lütfi Kaleli tarafından
Malatya’da çıkarılan Sebat gazetesinde ve Papirüs dergisinde (Nisan 1969, S.
34; ‘Güze Doğru’ adlı şiiri) yayımlandı. Sebat gazetesinde 1967’den 1970’e
kadar aralıklı olarak sanat özel sayıları hazırladı. 1968-69 yılları arasında
Malatya’da 10 sayı yayımlanan Çağ dergisini çıkardı. Aynı yıllarda
Malatya’da yayınlanmakta olan Oluş, Küme, Birlik gibi gazete ve
dergilerde de yazdı. Aylık kültür ve sanat dergisi Yarına Doğru
(1973-76, 18 sayı) dergisinin sahipliğini ve sorumlu yönetmenliğini üstlendi. 1998-2001 yılları arasında Radikal gazetesinin Pazar eki olan Radikal
İki’de haftalık, 2001'den başlayarak Milliyet Sanat dergisinde aylık
yazılar yazdı. Adam Sanat (2004-) ve Yasakmeyve dergisinde “Şiir
Kitapları Sözlüğü” başlığı altında; Yasakmeyve dergisinde
“Şairler Kahvehanesi” başlığı altında; Cumhuriyet Kitap ekinde (14 Şubat
2019, S. 1513-2020) “Kitaplı Kahvehane” başlığı altında yazdı.
1969'dan beri şiirleri, öyküleri, yazıları ve söyleşileri; Adam Öykü, Adam Sanat, Agora, Akatalpa,
Birikim, Cumhuriyet, Cumhuriyet Kitap, Çağ, Defter, Dost, E, Edebiyat Cephesi,
Edebiyat ve Eleştiri, Edebiyatta Üç Nokta, Eleştiri, Forum, Gezi, Güldiken, Hürriyet Gösteri, Kaçak Yayın, Kuram, Küçücük, Ludingirra, Milliyet Sanat, Notos, Papirüs, Radikal,
Radikal İki, Sanat Olayı, Somut, Sonsuzluk ve Bir Gün, Soyut, Sözcükler,
Türkiye Yazıları, Umut, Varlık, Virgül, Yarına Doğru, Yasakmeyve, Yaşantı,
Yaşasın Edebiyat, Yazın Dergisi, Yazko Edebiyat, Yemek ve Kültür, Yeni Adımlar,
Yeni Biçem, Yeni Dergi, Yeni Güney, Yom Sanat gibi dergi, gazete ve eklerinde yayımlandı. Türk müziği ile ilgili çok sayıda yazısı
da bulunan Tahir Abacı, Kalan Müzik’in arşiv serisinde yayımlanan Erzincanlı
Hafız Şerif ve Enver Demirbağ albümlerini de yayıma hazırladı.
Hakkında Hazırlanan Kitap: *Edebiyatta Yarım Yüzyıl-Tahir Abacı Kitabı, Haz.
Şerif Mehmet Uğurlu, İst.: İkaros, 2019, 192 s.
Hakkında Hazırlanan Özel Sayı,
Dosya ve Bölümler: Kavram Karmaşa, S.
29, Mart-Nisan-Mayıs 2003; Yasakmeyve, S. 39, Temmuz-Ağustos 2009; Yasakmeyve,
S. 74, Mayıs-Haziran 2015.
Hakkında
Hazırlanan Tezler: Zeynep
Akyel, "Romancı ve Hikâyeci Kimliğiyle Tahir Abacı", YLT, Dan.: Doç. Dr. Kamuran
Eronat, Dicle Üni. SBE Türk Dili ve Edebiyatı ABD, Diyarbakır: 2020, 214 s.
Yapıtları: Şiir: *Odaları Utandıran Dağlar, İst.: Yar, 1976 *Basit Şeyler, İst.: Sergen, 1980 *Sıcak Hayat, İst.: Kandil, 1994 *Sevdavî, İst.: Varlık, İst.: 2002 *Zamanın Yüreğindeki Gece, Seçme
şiirler, İst.: İkaros, 2005 *Hüznengiz, İst.: Komşu, 2007 *Ruh Gibi, İst.: İkaros, 2014 *Güz Divanı, İst.: İkaros, 2018 / Öykü: *Gelin Ömrümüz, İst.: Sergen,
1976 *Gül Harmanı, İst.: İkaros, 2016 / Roman: *Ağır Akan Su, İst.: E, 1990
*Aynada Bir Yüz, İst.: Pencere, 1995 *İkinci Adım, İst.: Telos, 1999 *Adı Senfoni Kalsın, 2005 *Türk Şiirinin
Bir Türlü Yükselemeyen Yıldızı - Ozan Genç, İst.: İkaros, 2016 *Kanıt ve Vicdan, İst.: İkaros, 2016 *Bir Gün Yeniden, İst.: İkaros, 2018 *Yedinci Ev, İst.: İkaros,
2020 *O Sevdalar Ezeldendi, İst.: Sözcükler, 2023 /
Deneme, İnceleme, Eleştiri: *Bir Zamanlar Anadolu’da, İst.: İletişim, 1999 *Harput/Elazığ Türküleri, İst.: Pan, 2000; gen. ekli 2. bas. İst.: İkaros, 2013 *Yahya Kemal ve Ahmet Hamdi Tanpınar’da
Müzik, İst.: Pan, 2000; gen. ekli 2. bas. İst.: İkaros, 2013 *Gramofonlu Kahvehane, Memleketin Şarkısı
Türküsü Üzerine Yazılar, İst.: İkaros, 2013 *Gerçekçilik Açısından Ahmet Hamdi
Tanpınar, İst.: İkaros, 2015 *Edebiyat ve Öteki Alanlar, İst.: İkaros, 2015 *Şiir: Üretici Etkinlik, İst.: İkaros, 2016 *Şairler Kahvehanesi, İst.: İkaros, 2018 *Kültür, Sanat ve Toplumsal Dönüşümler,
İst.: Sözcükler, 2022 *Şair Savunması, İst.: Sözcükler, 2025 / Çocuk Kitabı: *Nasrettin Hoca,
Çocuk Şiirleri; İst.: Oda, 1980 / Antoloji: *Türk Müziğinde
Bestelenmiş Şiirler, Yasakmeyve Dergisi eki; İst.: Komşu, 2008; gen. ekli 2. bas. İst.: İkaros, 2013 / Derleme: *Yaşantı /1 Yazılar ve
Şiirler, (Erol Çankaya ile); İst.: Yaşantı Sanat, 1982 / Katkıda Bulunduğu Kitaplar: *Yiğit İken
Ölenlere /12 Mart Öyküleri Antolojisi, (yay. haz. Hürriyet Yaşar); İst.: Can, 2008.
Kaynaklar: TBEA c. I, 2001,
s. 2/2010, s. 2; Necatigil, İsimler, s. 9; Kurdakul, Sözlük,
s. 7; Odabaşı, Antoloji, 2000, s. 201/2003, s. 216; Zühal Tekkanat, Papirüs
Şiirleri Antolojisi, 1. bas. 2002, s. 1-4; Veysel Gültaş, Hukukçu Şairler
Antolojisi, Toplumsal Dönüşüm; tahirabaci.blogspot.com.tr/; Muzaffer Hacıhasanoğlu, "Kitaplardan Sonra Basit
Gibi Görünenler", Varlık, S. 880, Ocak 1981; Ahmet Telli, "Basit
Şeyler", Edebiyat'81, S. 9, Şubat 1982; Mehmet Turna, Ağır Akan Su",
Kubbedağı, S. 1, Mart 1991; Sevin Okyay, "Basit Şeyler - Sıcak
Hayat", Radikal, 1 Aralık 1998; A. Ömer Türkeş, "İkinci Adım",
pandora.com.tr, 1999; Fethi Naci, "İkinci Adım", Cumhuriyet Kitap, 3
Haziran 1999; Vecdi Erbay, "Müzik, Edebiyat, İnsan", Yeni Gündem, 1
Ekim 2000; Ercan Çelik, “Harput/Elazığ Türküleri”, Virgül, S. 40, Nisan 2001, s.
60-61; Figen Özdemir, Sevdavî'den Geçen Zaman", Varlık, S. 1144, Ocak
2003; Altay Ömer Erdoğan, "'Ensiz Zamanlar'da Kulaçlar", Kavram
Karmaşa, S. 29, Mart-Nisan-Mayıs 2003; Halim Şafak, "Arzu ile Kamber ve
Ekonomi-Politik Arasındaki Şiir", Kavram Karmaşa, S. 29, Mart-Nisan-Mayıs
2003; Hilmi Haşal, "Edebiyatın İçinden Bakmak ve Tahir Abacı'nın
Denemeleri", Kavram Karmaşa, S. 29, Mart-Nisan-Mayıs 2003; İbrahim
Berksoy, "Bir Zamanlar Anadolu'da - Harput / Elazığ Türküleri",
Kavram Karmaşa, S. 29, Mart-Nisan-Mayıs 2003; A. Ömer Türkeş, Adı Senfoni
Kalsın", Varlık, S. 1161, Haziran 2004; Figen Özdemir, "Adı Senfoni
Kalsın", Adam Sanat, S. 228, Ocak 2005; Oğuz Özdem, ""Basit
Şeyler'den Sevdavî'ye Abacı Şiirine Değiniler", Yasakmeyve, S. 14, Mayıs-Haziran
2005; Betül Tarıman, Beklemenin Durağında Suskun Bir Tren ya da
Hüznengiz", Varlık, S. 1201, Ekim 2007; Betül Tarıman, "Tahir Abacı
Şiirinde Hüzün ya da Issız Ovada Ağır Bir Senfoni", Sonra Edebiyat, S. 4,
Kasım-:Aralık 2007; Orhan Kahyaoğlu, "Kendi Yolunun Yolcusu (Hüznengiz),
Radikal Kitap, Kasım 2007; Gültekin Emre, "Hüznengiz", Akatalpa, S.
96, Aralık 2007; Altay Öktem, "Kendi Yarımadasını Oluşturan Şair: Tahir
Abacı", Yasakmeyve, S. 39, Temmuz-Ağustos 2009; Ebubekir Eroğlu,
"Tahir Abacı'nın Yazısı Üzerine", Yasakmeyve, S. 45, Temmuz-Ağustos
2010; Yaşar Güneş, "Tahir Abacı'nın Şiiri: Açıkta Kalmanın Basıncı",
Akatalpa, S. 131, Kasım 2010; Cenk Gündoğdu, "Edebiyat Müziğe
Bakarken", Hece, S. 197, Mayıs 2013; Onur Karabiber, "'Gramofonlu
Kahvehane'ler Zamanı", Aydınlık Kitap, 18 Ekim 2013; Halim Şafak,
"Gramofonlu Kahvehane", Varlık, S. 1285, Ekim 2014; Özgün E. Bulut,
"Hayatla Yoldaş Dizeler (Ruh Gibi), Taraf Kitap, Ocak 2015; Şeref Bilsel,
"Ruh Gibi", Varlık, S. 1291, Nisan 2015; Betül Tarıman, "Tahir
Abacı Şiirinde Doğaya, Hayata, Toplumsala Olan Yönelimler", Yasakmeyve, S.
74, Mayıs-Haziran 2015; Şerif Mehmet Uğurlu, "Söze Dökülen Metronom
Vuruşları (Tahir Abacı Şiirine Genel Bakış)", Yasakmeyve, S. 74,
Mayıs-Haziran 2015; Altay Ömer Erdoğan, "Şehirde Şair Yok mu? (Ruh Gibi)",
Akatalpa, S. 188, Ağustos 2015; Gültekin Emre, "Genç Ozan'ın Gerçek
Dünyası", Cumhuriyet Kitap, 13 Ekim 2016; Kaan Turhan, "Ozan Genç'ten
Edebiyatın Karanlık Yüzü", Tahir Abacı Kitabı, s. 163-166; Şerif Mehmet
Uğurlu, "Bir Döneme Tutulan Mercek", Birgün Kitap, 9 Ekim 2018; Şerif
Mehmet Uğurlu, "Tahir Abacı'dan Bir Döneme Tutulan Mercek: Bir Gün Yeniden
Romanı Üzerine", Varlık, S. 1336,
Ocak 2019; Metin Dikeç, İklim Aynasında Bir Divan", Tahir Abacı
Kitabı, s. 184-187; Ahmet İlhan, "Sosyalist Hareketin' Romanı",
Cumhuriyet Kitap, 4 Nisan 2019, s. 36; İletişim Yayınları web sitesi, erişim
tarihi: 26 Şubat 2022.
30 Ağustos 2008 Cumartesi
İlhan Berk'ten Madrigaller, Aforizmalar, Tümceler



II
Ne yazsak zamanı yazarız
(ordan bakıyoruz).
VII
Harftir
sesin
ve
sözün aslı.
XIII
Yeniden başlamak yoktur
iyisi mi
zamanın olmadığını söyleyelim.
XVII
Yokuşu inerken
sarıl ona
Çıkarken
gül.
XVIII
Ad
herşeydir.
XXI
Kuşların doğum gününde olacağım.
“Kuşların Doğum Gününde Olacağım” adlı kitabından
ŞİMDİ SİZİN OLDUĞUNUZ YERLER AKŞAMÜSTÜDÜR
1.Siz alazlar ışıltılar ve sonsuz zamandınız.
2.Biz o taşlar demirler körkuyulardık.
3.Küfü çarşafları çocukluk kokusunu içimize çekerdik.
4.Yakından bakıldığında değişir her şey.
5.Şimdi sizin olduğunuz yerler akşamüstüdür.
6.Size ‘gökyüzünün yarısı’ diye seslenirdim ve susmak bilmezdim.
“Kuşların Doğum Gününde Olacağım” adlı kitabından
6
İnsan eksiktir.
12
Adlandırılmayan yoktur.
21
Eşyada hep duru bir tat buldum.
Şaşılacak bir tansık da.
Bir çakıl taşının bir anlamı olmadığını kimse söyleyemez.
25
Hiçbir şey sadece şey değildir.
29
Varolan, sonsuzdur.
31
Yaşam, ölümündür.
37
Hep bir yerdeyiz. Bundan kurtuluş yok.
Hem burada olmayan hiçbir yerde olamaz.
38
Zamanı hep gündemde tutar ölüm.
Hiç de şaşmaz.
45
Yüz, dünyadır. Dünya dediğimizdir.
Dünyayı kuşanır yüz.
Dahası, yüzde dünya bütün çıplaklığıyla yaşanır.
47
İnsan eksiktir.
51
İstek yoksa,
ten ölüdür.
58
Yol düşüncesi, yolu sırtlanarak yürür.
69
Yazmak: Sessizliği kanatmak…
Hepsi bu.
82
Ölümü kimse bilmiyor.
85
Yaşama her yerde eşlik eden
ölümdür.
87
İnsan hep kendidir.
“Adlandırılmayan Yoktur” adlı kitabından
TÜMCELER DE YALNIZLIK ÇEKER
4
Bir tümce
bir şeyin nasıl olduğunu söyleyebilir
ne olduğunu değil.
UZUN KISA TÜMCE YOKTUR, TÜMCE VARDIR
1
Tümceler söz orduları kurarlar.
5
Bazı tümceler tutulmaz,
başlarını alıp giderler.
Gitmek her şeydir onlar için.
10
Yalnız geçmiş değil, yarın da uzaktır.
İkisi de karanlıktır
sonra da
11
Nerden bakarsak bakalım
Ölüm, kapalı kutu gibi sunulmuştur.
Çoğunda ölümsüzlükle örtbas
edilmiştir.
16
Ben uzun tümceleri severim.
Yükünü de hemen boşaltmasın isterim.
TÜMCELER BİR ADIM İLERİSİNİ BİLMEDEN YÜRÜR
1
Tümce,
kendini saklamalı.
Öyle kurulmalı.
16
Dil, yalnızca anlamla sınırlı değildir.
Dilin yurdu yoktur
Kopuk, bağımsız yaşar.
TÜMCELER YABANCIDIR
5
Varolmayan,
hiçbir yerde varolamaz.
6
Ad,
nesnenin adıdır.
19
Yüz, bir yorumlar yumağıdır.
Okumak gerekir.
“Tümceler Geliyorum” adlı kitabından
29 Ağustos 2008 Cuma
İlhan Berk'ten Şiirler





"NE BÖYLE SEVDALAR GÖRDÜM NE BÖYLE AYRILIKLAR"
Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm.
Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz
Alır beni.
Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları.
“Köroğlu” adlı kitabından
PAUL KLEE’DE UYANMAK
Uyandım çiçek gibi dayanılmaz güzel kızlar
Ad Marginem'den asma köprüler kurmuşlar İstanbul'a
Nehirler, aylar çevirmişler o Ayla'lar, Münibe'ler
Tümü bir uzak denizde A'lar, V'ler, U'larla
Gece sarı bir evde bir iki yaprak evlerinin önünde
Açtı açacaklar dünyamızı açtı açacaklar
Bu denizi Ayla ayaklarını soksun diye getirdim
Bu dünyaları onun için açtım bu balıkları tuttum
Bir sabah çıkmak güneşler, aylar bir sabah çıkmak
Bir ağacı bu evleri sarı ters bir kuşu düzeltmek
Edibe bu sokağı al götür görmek istemiyorum
Edibe bu evleri Edibe bu göğü bu güneşleri Edibe
A'lar V'ler U'larla olmak Paul Klee'de uyanmak
“Galile Denizi” adlı kitabından
“ Requiem” adlı kitabından
BEN SENİN KRALLIĞIN ÜLKENE YETİŞTİM
Ben senin krallığın ülkene yetiştim
Kaldım gölge tanımayan güzelliğinle.
Her sabah büyüten denizimizi böyle
Gülüşlerindi o ülkede bilmez miyim.
Sen o çıktığım sularsın, zencim benim
Denize bakan evler gibiyim seninle.
Dur, geliyorum ellerin ne güzel öyle
Beni şey et gülüşlerini bekleyeyim.
Sen gittiğin o ülkesin varılmıyorsun
Vurmuş sonrasız nasıl en güzel sulara
Güzelliğin balıkları gibi İstanbul'un.
Şimdi her yerde ne güzeldiniz o kalmış
Yankımış denizlere öbür kadınlara
Dünyada sizinle İstanbul olmak varmış.
“Çivi Yazısı” adlı kitabından
NİGÂRİ
Nigâri, bir kâğıdı bir kalemi sevdi. Padişahları gördü Galata'dan. II. Selim'le ava çıktı.
I. François'yı, V. Charles'ı çizdi.
Büyük dedesi gibi satranç oynadı. Bir deniz kitabı yazdı. Bulunamadı.
Karanfili sevdi. Bunun için Barbaros'un, II. Selim'in eline karanfil verdi.
Kanuni'yi I. François'ya yazacağı mektubu düşünürken gördü. Kanuni onun için düşüncelidir. Gezdiği yerde yeşil bir dal vardır.
Padişahların yüzünü sevdi. Yavuz Sultan Selim* önünde bir elma gibi durmasını bilmedi.
İhtiyarlığında tanıdı Barbaros'u. Bu yüzden yeşil bir göğe bakar.
Ummanı dolaştı. Şiir yazdı.
Her sabah oturur kalemlerini sivriltirdi. Onun için eli hiç titremedi.
Neden sonra yeryüzüne bir Nigâri tavrı çıktı.
Artık Kanuni hep düşüncelidir. Doğan burunlu, seyrek dişlidir. Resimdeki gibidir.
II. Selim sarı pabuçlar giyer. Bir taşlığa basar. Ava çıksa bir adam sağ eliyle hedefi tutar.
Barbaros ne zaman arkasına bir şey giyse açık mavidir. Elini kaldırsa, otursa resimdeki gibi oturur.
Bir kâğıt üstündedir artık V. Charles. Başka hiçbir yerde de olmayacaktır.
Yavuz'un boyunu hiç bilmeyeceğiz.
Şimdi bir kuşbaz dursa, bıyığını bursa, yürüse, Nigâri tavrında yürür.
Şimdi Galata'da bir XV. yüzyıl denizi Nigâri'nin boyalarına giriyordur.
Sıkılıyordur bir kalem bir fırça bir kâğıt.
* Yavuz Sultan Selim sıkılgandı, İstanbul’a gizlice girdi. Okurken gözlük takardı.
“Şenlikname” adlı kitabından
“ Requiem” adlı kitabından
YAVAŞ YAVAŞ GEÇTİM KALABALIKLARIN ARASINDAN
Yavaş yavaş geçtim kalabalıkların arasından
bir deniz çarpması gibi çoğalta çoğalta geçen
geçtiği yeri
yavaş yavaş çıktım içimden. Dokundum
yavaş yavaş acıya, kuvarsa, şiire
yavaş yavaş tarttım suyu, anladım nedir ağırlık
kokular
coğrafya.
Eğildim sonra gövdeyi tanıdım ve düzenini
gördüm sessizliğin dümdüzlüğünü
gördüm yinelemedi gördüğüm hiçbir şey
böyle yavaş yavaş geçtim insandan insana
insanlaştırdım yavaş yavaş dışımı
böyle karıştım kalabalıklara
kalabalıklaştım böylece.
“Kül” adlı kitabından
GÜZEL IRMAK
Küçüğüm, bu senin sesin, güzel ırmak
Önce rüzgârın öptüğü, sonra benim öptüğüm
Bu bitmemiş şiirler senin ayakbileklerin
Soluğun, kokun, karnın, gölgeli gözlerin
Bu böyle çözülü göğsün, enine boyuna dudakların
Sabahlara kadar ki büyük gözlerin böyle
Bu dal gibiliğin, saçların, kırmızı ağzın
Bu üstünde onca seviştiğimiz yatak sonra
Sonra bu benim anı artığı eski yüzüm
Tüylerin, tay boynun, küçücük çocuk ellerin
Böyle yukarıdan aşağı gidiyorum seni
Karışıyor, korkunç, ellerimiz ayaklarımız
“Güzel Irmak” adlı kitabından
ÜÇ KEZ SENİ SEVİYORUM DİYE UYANDIM
Üç kez seni seviyorum diye uyandım
Tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim
Bir bulut başını almış gidiyordu görüyordum.
Sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün.
Sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim
Sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum
-Taflanım! diyordu bir ses duyuyordum.
Cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün.
Kalktım sonra bir aşağı bir yukarı dolaştım
Şiirler okudum şiirlerdeki yaşa geldim
Karanfil sakız kokan soluğunu üstümde duydum.
Eskitiyorum eskitiyorum kalıyor ne kadar güzel olduğun.
“Deniz Eskisi” adlı kitabından
“Requiem” adlı kitabından
ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU
Ve yüzünü alıp çıktım. Öğleye doğruydu
Çıkrıkçılar yokuşuna yağmur yağıyordu
Ellerin ellerimde sessiz yürüyorduk ve
Kapkara bir oğlan durma bize bakıyordu
Tuhaf uzun bir sokaktı ve ben susuyordum
Bir kız memelerini bırakıp gidiyordu
Âşıktım ve hep seni soyuyordum aklımda
Bir adam çarşıyı üstümüze kapıyordu
Kadınların kızların ardından gittim durdum
Öptüğüm yerlerin içimde durulmuyordu
Üç kez yokuşu indim çıktım boncuklar aldım
Kocaman kırmızı ağzın ki hiç bitmiyordu
Akşama doğru bir aşçı dükkânına girdim
Sana benzeyen incecik atlar geçiyordu
Sonra birdenbire büyük bir sessizlik oldu
Bu dünyadan İlhan Berk geçti dedim yürüdüm.
"Aşıkane" adlı kitabından
İlhan Berk'in Ardından

Arif Damar:
İlhan Berk’in dünyamızdan göçtüğünü öğrendiğimde, önce şaşkınlık sonra derin bir üzüntüye gömüldüm. İlhan Berk, şairlerin içinde benim en eski arkadaşımdı. 40’lı yıllardan beri dostluğumuz vardı. Tanımadan önce de onun bir zamanlar çıkan Ses dergisinde şiirlerini okumuştum. İlhan Berk, şiirimizin yaşayan en büyük iki şairinden biriydi. Ötekisi bildiğimiz gibi Dağlarca’dır. Türk şiirini kuran şairler arasında andığım dostumun ölümü beni derinden etkiledi, Türk ve dünya şiirinin başı sağolsun.
Seyhan Erözçelik:
Her şeyden önce başımız sağolsun. Bir dönem kapandı. Ölümlere alışmıştık ama bana hep İlhan Berk sanki hiç ölmeyecekmiş gibi gelirdi. Sadece Türkiye’nin en büyük şairlerinden birini değil, çok yakın da bir arkadaşımı kaybettim.
Haydar Ergülen:
O şiiri özgürleştiren bir uçbeyiydi. Bir defa ben onun her zaman Türk şiirinden ileride bir şair olduğunu düşünmüşümdür. Yazdığı bütün dönemler buna dahildir. İster toplumculuk dönemi olsun, ister öncülerinden sayıldığı hatta aşırı uçlarından biri olarak adlandırıldığı İkinci Yeni olsun genel olarak hep Türk şiirinden ilerideydi. Onun yaşamından ve yapıtlarından tek başına bir Türk şiir tarihini okuyabiliriz. Etkilendiği ve etkilediği şairler bir araya geldiği zaman etraflıca bir Türk şiir tarihi çıkarabiliriz. O yüzden Türk şiirimizin gerçekten "Uç Beyi" nitelemesini hak eden bir şairdi.
Hilmi Yavuz: Şiirini çoğaltan bir şairdi
İlhan Berk, Türk şiirinin en özgün adlarından biriydi. Onun, şiirini sürekli olarak değiştirdiğini ve yeni arayışlara açık tuttuğunu biliyorum. Bu, Türk şiirinde çok görülen bir özellik değildir. Genellikle şairlerimiz belli bir ustalığa ulaştıktan sonra, o ustalığı devam ettirirler, tekrarlamakla yetinirler. İlhan Berk, sürekli şiirini değiştiren ve çoğaltan bir şairdi. Bir dostum ve ağabeyim olarak kendisini çok özleyeceğim.
Ahmet Oktay: Şiirlerini çok özleyeceğiz
İlhan Berk, çağdaşTürk şiirinin en verimli ve en değişken şairlerinden biriydi. Belki de en genç şairiydi demek lazım. İlhan, her yeniliğe açık ve hazır bir arkadaşımızdı. Çok üzgünüm. İlhan'ın şiirlerini çok özleyeceğiz.
Haydar Ergülen: Türk şiirinden daha ilerideydi
Cumhuriyet dönemi Türk şiirine tanıklık etmiş bir şair. Hatta yaşı Cumhuriyet'ten de büyük bir şair. Kendi kuşağım için şunu söyleyebilirim ki en önemli şairlerimizden biriydi. Örneklediğimiz ve kendini yenileyen bir şairdi ve sonuna kadar şairdi. Bütün şiir hareketlerini izlemiş, bazılarının içinde yer almış, bazılarına öncülük etmiş bir şair. Ben onun her zaman Türk şiirinden daha ileride bir şair olduğunu düşünüyorum.
Birhan Keskin: Çok canım yanıyor
Bu haber benim kendimi hazırladığım bir şeydi, fakat anladım ki böyle bir şeye hazırlanılamıyormuş. Çok üzgünüm ve çok canım yanıyor. Onu ve şiirini seven herkes için acı bir haber, ama benim için, Gonca Özmen ve Ahmet Güntan için biraz daha farklı bir acı. Son yıllarda çok yakın dostluğumuz vardı. O zaten büyük bir şairdi. Bana bir şey söylemek düşmez.
Ömer Erdem: Türkiye'nin en arayıcı şairlerindendi
İlhan Berk, Türkiye'nin en arayıcı şairlerindendi. Şifalı otları arar gibi aradı, Türkiye'de şiiri ve ismi sadece İlhan Berk olan bir şiir yazdı. Modern şiirimize bir başlangıç ve temsilci şair arayacak olsaydık kolaylıkla İlhan Berk'in ismini verebilirdik. Aynı zamanda iyi bir eleştirmendi. Şiire hem poetik bağlamda hem de Türk şiirinin bütünlüğüne bakmak bağlamında özgün bir üslup içinde yeni görüşler getirdi. Ondan ölümsüz bir mısra söylemek isterim: "Su Tanrı'nın yüzünü görmüştür".
Gonca Özmen: Koca bir suydu hiç dinmeyecek olan
İlhan Berk sözcüklerin hayatını yaşadı yeryüzünde. Hep arayışlar, yenilikler peşinde koştu. Koca bir suydu hiç dinmeyecek olan. Suyun toprakta kayboluşu gibi toprağa karışacak yavaş yavaş. Fakat eminim ki geniş zamanlı tümceler kurmaya devam edecektir İlhan Berk. Doğa ve şiir büyük aşığını kaybetti. Haydar Ergülen'in bir dizesi vardır: "Bir anıyı ağırlamakla geçen hayatlardanım". Sözcükler de ben de onun anısını ağırlamakla geçireceğiz hayatımızı.
İLHAN BERK









