(3 Temmuz 1965 - )
Evli. İstanbul’da yaşıyor.
Şiirleri Ada,
Damar, Denizsuykasesi, Güzel Yazılar, Her Şeye Karşın, Kıyı, Sincan İstasyonu, Şiir
Ülkesi vb. gibi dergi ve fanzinlerde yayımlandı.
Yapıtları:
Şiir
Kitapları:
& Ayna Halleri (2013, Serander Yayınları, Trabzon, 80 s.)
Şiirlerinden
Seçmeler:
ARTILAR
EKSİLER
Yandığı yerde çoğalır söz
Bir nehir kendine ağlar
Hangi ağustosun sessizliği bu
Ölüm bende arıyor gölgesini
Oysa türkülerim var söylenmemiş
Uyuturken dizlerimde geceyi
Hangi ağustostan düştü bu yağmur
Geveze suskunluğum bahar
Ölüm esmer yüzü gülüşümün
Her yangın kendine çoğalır
Ölüm nasıl eksilir bizden
BURUŞMA
aklıma geliverir de
git derim gibi
o bir şarkı söyler uzakta
kanar burda ruhu günlerin
dağların da ağladığı görülmüştür
yalnızlığın buruşturduğu kadınlar
çeyiz sandığında taşır kendi ölüsünü
soğuk ve tenha
unutmadım hiç
bahçeyi seyreden pencerenin iç çekişini
bir yüzün kaldı yalnızlığıma
bir de martıları uçmuş deniz
kapı akşam
kilit pas
arkamdan baksın biri
DAĞ
DENİZ GÖLGE
düşer gölgesi ayrılığın
ortasına sevişmelerin
ayak sesleri yolculuklar
kaybettiği tayfası geminin
uyurken bir kez daha seyredip gitmeli seni
yarı yol utangaçlığı dönüşler
izi silinmiş zamandan
nasıl dirilir kadınlığı
ölü tenlerin
sessizce yeşerir içindeki kent
yabancı gülüyken kendi bahçenin
dağ sevdalanırsa denize
oynaşır gölgesi ayrılığın
DAĞLARA
KARŞI
Dokunsanız ellerine yalnızlığın
Rüzgar dökülür ağzından
Karışır göğün sesine
Bana zehrini bırakarak
Uyuduğum su rengi ölüm
Üyesi(mi)yim yasa dışı örgütlerin
Bu yüzden geçmiyor kimseler kapımdan
İleniyorum çığlığımı biçen terziye
Yüreğimde gece gözlü çocuk
Tükenerek geçtim yanından
Bağışlamadı beni
Yüzünde gizlediği öfke
Yıkıyorum sığınağımı
Sizde bırakın beni
Şiirlerimi yakıyorum
GÜNE
ÇOCUK
Taşıdı rüzgarı
Yüreğinde boğulduğum yaşam
Hücremde saklı gölge
Kaç sevdayı dokur kendi içinde
Tutuşan ses
Yeşermesi tohumun
Gözlerde büyüyen telaş
Kapıda karanlığın sesi
Hüznünü biriktirdi geceye
Güneşin unuttuğu pencere
Sancısı umudun
Güne doğdu ağlayarak kaç çocuk
GÜVERTE
Ölü balıkların yitik şarkısı
Enkaz kalabalığı gün yoksulu kent
Kendi alın terinde yüzen karınca
Hazır gecenin bildik nöbetlerine
Ne yana dönsem acır o yanım
Hangi limana bıraksam kederimi
peşimden koşar bir deniz
Odalarda sararan gençlik
Asıl güvertesine
Dar vakitlerin
Söndürün karanlığı
Yansın bütün ışıkları
Evrenin
IŞIK
YARASI
oydum gövdemi gittim
maryan çukuruna
kendim gittim
taş bağlamadan bedenime
üstelik yüksekti Everest ten
üstelik gözlerim geceden kalma
elleri hazır çocuklar (gördüm)
saklayacak tarihi
sözcüklerinizden öptüm sizi
üstelik beyaz elleriniz
yaşamı esmer
kıyısı uğursuz gölge
kaç Deniz Gezmiş
kaç deniz geçmiş
acısı asılı tarihe
geleceği ışık yarası
gençliğinizden öptüm sizi
KARANLIK
DENİZ
düşer ayışığı içine
çözülür lacivert elleri
külrengi yaşamda
boy verir denizin çocuğu
aralanan kapıdan
kim vurdu günü
karanfil ekiyor avuçlarına kızlar
özgürlüğün dilsiz
karanlık yarınsız sokaklar
gecenin tezgahında büyür çocuklar
bahara yakışmayan yolculuklara
bu yaşlarda ölüm anlamıyor insanı
NEYİMDİN
neyimdin
ötesiyken herkes herkesin
varmadık mı kalp kalesine
upuzun suları geçip
sor şimdi tenine
rüyanın omzunda soğuyan güzü
uyandın
soluğun hazır
soyunduğun kimin gövdesi
yandığın kime su
sözüne dön
bilmek acıtmaktır siyahı
şaşırma
suyu bulandırmaz uyanıklığı
kuş uyumaz yurdunda
taşır göğün geleceğini
ses ürkmez kendinden
neyimdin
ötesiyken herkes herkesin
SİZ'E
DAİR
Işığa çıkamayan yüz
Tavan arasında besler örümceğini
Yıkansa da lekelerinden
Aynada çoğalan yüzler zifiri
Tanığı savaşların
Uyan;
Şuh bir tanrıçaya
Şarkılar söylüyorsun
Sazın dili geçmiyor taşa
Göğü alçak balonların
İpini tutuyorsun
Ateşten soruyorsun ekmeğini
Ekmeğin çiğ
Gün gelmeyecek gülün uğultusuyla
Sil ağzındaki okyanusu
Gözleri bağlı ölüme
Saklambaçtan geriye
Saysan
Kaç çocuk
SÖZ
Taşımıyor bilinci artık
Sözcüklere yüklenen masal
Denk düşmüyor söylemime
Hiç bir avuntu
Çatlak bir kalbin sesi şiir
Acemi çığlık gölgesi
Sussam kuş ölüleri
Çoğalacak ağzımda
Söylesem yere düşecek söz
Dere tepe imge yığını
SU
İZİ
''
gidersen sığmam bu kente''
açıldı perdesi zamanın
doğdum aşk kesiği
bulut eksilmesi bastığım
yaslansam duvara
annem olurdu
beklerdi çocukluğumun penceresinde
deniz uzaksa
bir nehre git boğulmak için
koşacaktır kurtarmaya sözcüklerini
nasıl olsa bir uçurum
yürüsem kaybolacağım
gözümden düşerim dursam
yüzümü okşamıyorsa
ne anlamı var
bir ölüyle konuşmanın
ŞAİRLER
AŞKINA
A sızdım annesiz
B yi babam sanıp heceledim
Öksüzdüm harf verdi biri
Sevişmesiyle sözcüklerin
Çoğaldım dizeledim
Kanatıyordu yarayı zaman
Sancılıydım
Yanık kokan odalarda şiirledim
Sustuklarımla başladım söze
Şairler aşkına
Anne de bana ey şiir
YOLCU
bildik baharların
kara sevda kokusu
esmerliği bu yüzden
güneş bilmez odalar
kanayan anaların yarası
gölgelerin oynaştığı sır
düşü mermi yenılgisi
ölüsü bol ülkemin
öper gibi bir çocuğun yüzünü
cam kırığı gülüşler taşır
ağına örümceğin
gecenin yolcuları ağrılı
varılmayan dönüşü kıyıların
yüreğim ayaklarım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder