Cemal Süreya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cemal Süreya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2016 Cuma

BU BİR TEYP KAYDIDIR / FERGUN ÖZELLİ


                        -Cemal Süreya’ya-

-derlerdi de inanamazdım,
gerçek bir vahaymış dudakların

-sus! sesini yorma; suyu derinden iç,
gölgemin tadına doyamayacaksın
-iyi ki kalktı sutyen sisi,
tomurcuk güllerle yanımdasın

-em onları, saçlarınla ört,
boşluğumla tanışacaksın
-hırçınım, kekeme ırmağım
söküyor sözlerimi diri sırtın

-uzat ellerini, uzat çabuk!
selim boşuna akmasın
-tanrım! pembecik göktaşısın
gözlerimi okşuyor ince toprağın

-kaz dilinle, kaz; utanma; dinsin sızın
ateşi duy; nemi duy; yumuşaklığı sarın
-ah! keşke ressam olsaydım
sığmazdı kağıtlara bacakların

-sokul mağarama, sokul!
omuzların yalnız kalmasın

Dize, Sayı: 87, Ocak 2003

Fergun Özelli

28 Ocak 2013 Pazartesi

KIZIM, İKİ ŞEYİ ÇOK SEV; ÜLKENİ VE BABANI / HÜSEYİN ALEMDAR






KIZIM, İKİ ŞEYİ ÇOK SEV; ÜLKENİ VE BABANI-I

Ah! "Canım; bana, eğer varsa yeni çektirdiğin bir fotoğrafını gönder olur mu? Bendeki eskidi; nerdeyse iki yıllık. Onu şimdi olduğu gibi ceketimin sol iç cebinde kimliğimin arasında hep yanımda taşıyacağım. Çıkarıp çıkarıp bakacağım her gün."*

*) Metin Altıok'tan Zeynep'e Mektuplar, Kırmızı Kedi Yayınları, Ocak 2013//Ah! Metin Altıok Bingöl'ün Genç ilçesi ve Tragedyalardır biraz da.

KIZIM, İKİ ŞEYİ ÇOK SEV; ÜLKENİ VE BABANI-II

Ah! "Babam o ara Selimiye Cezaevi'ndeydi. Kendisini sadece cezaevinde görebiliyordum; sayılı zaman, kesik kesik. Cezaevinden çıktığı yaz saçlarımı kesti ilkin. Çok sevdiğim iki örgümü, hiçbir şey söylemeden çıt diye kesti. Kahroldum!"*

*) Bir Odadan Bir Odaya, Elif Güney Pütün, Doğan Kitap, 2012//Ah! Saçlarını da kalbini de kırsanız kız evlâdıdır, sonsuza dek ağlamaz, ağlamış gibi yaparlar, Tanrı cümlesi...

KIZIM, İKİ ŞEYİ ÇOK SEV; ÜLKENİ VE BABANI-III

Mandolin Hüznü

Şehre tenha sesimi üfledim bu sabah
yüzümde başlayan gün donuğu bir şiirle
ilkokul çocuğu duruluğunda.

Duran bir gül imgesiyim şimdi
akşamın kırılan aynasında.

Sahi, ağzı kuş dolu bir çocuk
mandolin mi istemişti benden
yüzümün bükülmüş göğüne çekildiğim
içimin üşümüş denizlerine döküldüğün o ân.

Heyy çocuk, çocuk kalbim
anne şefkati tadında bekle biraz daha
her çocuğa bir mandolin düşer
belki çok yakında.

İçim ki mandolin hüznü bir şiirdir artık*
tırnakların yiyen bir çocuk dalgınlığında
düşmüş balerin beyazlığında içinden ağlayan.

*) Ah! içimin üçte ikisi Yılmaz Güney'in "Baba" filminden ötürü hayatın klaket kesiği. Biraz Serap, biraz Seda, biraz Günaçar...

KIZIM, İKİ ŞEYİ ÇOK SEV; ÜLKENİ VE BABANI-IV

Ah! Yavuzer Abi'nin (Çetinkaya) ölümünden sonra,
kendi kızlarımı büyütürken bir taraftan da Zeycan'ı
düşündüm hep. O gün bugündür Meral Abla'nın yüzü ve güçlü oyunculuğu filmlerle, dizilerle doruğa çıktı da Zeycan'ı babasının ölümünden sonra ancak bir kez görebildim. Yavuzer Çetinkaya unutulmuşsa, Zeycan küçük bir unutulma cümlesi bile değildir belki de!

- Baba! Akşama gelirken, çikolata ve Milliyet Çocuk getir kızına.

KIZIM, İKİ ŞEYİ ÇOK SEV; ÜLKENİ VE BABANI-V

Bendeki Ahmet Kaya, Yusuf Hayaloğlu ve Halil İbrahim Özcan'dan duyduğum kadar değildir elbette. Klip çekimlerinin dizilerle yarıştığı yıllarda klip kızı Zeliş Yücel'i, o da ben de çektiğimiz kliplerde oynatmıştık. Öncesinde ödül için katıldığımız radyo programına sesiyle katılmış, sonra hepimizi Yusuf Abi'nin Cihangir'deki evine davet etmişti. Acı tatlı yanıyla hayatımın hiç unutamadığım bir gecesidir o gece. Tanığımız elbette ki Halil İbrahim Özcan. O yıllar iki kız babası olan ben, sevgili Ahmet Kaya'ya ne Çiğdem'i sorabilmiştim ne Melis'i. Bizler bu dünyada misafiriz; tıpkı Yusuf Abi ve Ahmet Kaya gibi... Bizler ölürüz de "Ağlama Bebeğim" hüznünde kızlarımıza ve kavgamıza kalır dünya. Dimdik ve ayakta!

AĞLAMA BEBEĞİM

Ağlama bebek, ağlama sen de
umut sende yarın sende
yağmur gibi gözlerinden akan yaş niye
bu suskunluk, bu durgunluk, sıkıntın niye.

Çok uzakta öyle bir yer var
o yerlerde mutluluklar
paylaşılmaya hazır
bir hayat var.

Ağlama bebeğim ağlama sen de
acı sende hasret sende.
Dalıp dalıp derinlere düşünmen niye
bu küskünlük, bu durgunluk, kızgınlık niye!

KIZIM, İKİ ŞEYİ ÇOK SEV; ÜLKENİ VE BABANI-VI

Murathan Mungan'ın derlediği "Bir Dersim Hikâyesi"ni ikinci kez okuyup yine bir arkadaşa hediye ettim. Burhan Sönmez'in hikâyesindeki metaforu ne yapsam unutamayacağım. Tecavüze uğrayan Kürt kızına mektup yazacağını, onun üzüntüsü onunla birlikte büyüdükçe azaltacak küçük Cemal'in büyüyüp Cemal Süreya olmasının şiirdeki karşılığı Afyon garındaki "kız çocuğu"dur ters sarmalda.

Afyon Garındaki Kız Çocuğu

Afyon garındaki küçük kızı anımsa, hani,
Trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı;
Varto depremini düşün, yardım olarak Batı'dan
Gönderilmiş bir kutu süttozu ve sutyeni.

Adam süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti,
Karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sutyeni,
Kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın;
Tanrım gerçekten çocukluk günlerinizde mi?

Eşiklere oturmuş bir dolu insan
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni!*

*) Ah! Dünya kuruldu kurulalı, yıkıldı yıkılalı tüm kız çocukları Memo Emrah'a kardeş Cemal Abi'nin kızları...

KIZIM, İKİ ŞEYİ ÇOK SEV; ÜLKENİ VE BABANI-VII

Ataol Behramoğlu'nun Kızıma Dörtlükler ile
Eski Nisan kitaplarını arasam hemen bulabilir miyim
kitaplığımda bilmem. Dergisi "Yaşam İçin Şiir"i unuttuğumuz yetmemiş gibi kendisini de unuttuğumuz Oktay Akıncı'nın yukarıda sözünü ettiğim enfes üç kırımlık dergide çıkmıştı SEVGİNİN ÖNÜNDE adlı dörtlük. O gün bugündür belleğimdedir. Tıpkı babalarına tutunan kızlarımız gibi...

Sevginin Önünde--

Bütün insanları dostun bil, kardeşin bil kızım
Sevincin ürünüdür insan, nefretin değil
Zulmün önünde dimdik tut onurunu
Sevginin önünde eğil kızım... / ATAOL BEHRAMOĞLU

28 Ocak 2013
Hüseyin Alemdar

26 Ocak 2013 Cumartesi

CIGARAYI ATTIM DENİZE / CEMAL SÜREYA



CIGARAYI ATTIM DENİZE

 

Şimdi bir güvercinin uçuşunu bölüşüyoruz
Gökyüzünün o meşhur maviliğinde
Uzun saçlı iri memeli kadınlarıyla
Bir akdeniz şehri çıkabilir içinde
Alıp yaracak olsa yüreğini
Şimdi bir güvercinin


Şimdi sen tam çağındasın yanına varılacak
Önünde durulacak tam elinden tutulacak
Hangi bir elinden güzelim hangi bir
Bir elinde kızlığın duruyor garip huysuz
Öbür elinde yetişkin bir günışığı
Daha öbür elinde de kilometrelerce hürlük
Çalışan insanlar için akşamlara kadar
Toz duman içinde
Bir elinde de boyuna ekmek kesiyorsun


Biz eskiden de en aşağı böyleydik senlen
Bir bulut geçiyorsa onu görürdük
Bir minarenin keyfine diyecek yoksa onu
Bir adam boyuna yoksulluk ediyorsa onu
Ne zaman hürlüğün barışın sevginin aşkına
Bir cıgara atmışsak denize
Sabaha kadar yandı durdu


Cemal Süreya

İKİ KALP / CEMAL SÜREYA



İKİ KALP

İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.

Merdivenlerin oraya koşuyorum,
Beklemek gövde kazanması zamanın;
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
Bir şeyin provası yapılıyor sanki.

Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

“Güz Bitiği” adlı kitabından

Cemal Süreya