30 Aralık 2016 Cuma

ÂŞIK SELAMİ


(1953, Kılılı Beldesi, Türkoğlu / Kahramanmaraş - )


       Asıl adı Ramazan Mengilli. Yunus Emre'yi ve Karacaoğlan'ı kendisine rehber edindi. Şiirde kendisine Selami mahlasını tercih etti. Kültür Bakanlığınca Halk Ozanı ünvanı verildi ve tescillendi. Şiirlerinin bir kısmını adlı kitaplarında topladı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Rüzgâr
& Şecaat

& Âşık Selâmi

ÂŞIK RIZA


(1965, Şerefoğlu Köyü, Kahramanmaraş - )



       Asıl adı Rıza Çiftçi. Başta babası olmak üzere çevresindeki âşıklık geleneğine göre çalıp söyleyenlerden etkilenerek küçük yaşlardan itibaren şiir söylemeye ve saz çalmaya başladı. İrticalen atışmalara katıldı. Yurdun çeşitli yerlerinde türküler söyledi. Konserlere katıldı. Belediye Konservatuvarında ses sanatçısı olarak görev yapmaktadır. Âşık Rıza mahlasını kullanan şair-ozan Halk Ozanları Kültür ve Dayanışma Derneğinin üyesidir.

ÂŞIK MISDILI


(1880 ?, Hartlap Köyü, Kahramanmaraş - )



       Asıl ismi Mustafa Hartlap. Şiirlerinde yaşadığı dönemin ve çevrenin sosyal hayatında gördüğü aksaklıkları hicvettiğinden hiciv şairi olarak tanındı. Şiirlerinde zaman zaman Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalara da yer vermesi, gazel tarzında düzenlenmiş şiirlerinin bulunması Âşık Mısdılı'nın divan şiirine de aşina olduğunu göstermektedir.

ÂŞIK MEFTUNÎ


(1949, Öksüzlü Köyü, Kahramanmaraş - )


       Asıl ismi Mustafa Doğan. Halk şiirine ve âşıklık geleneğine küçük yaşlarda ilgi duymaya başladı. Saz çalıp deyiş söylemeyi amcası Ulu Ahmet'ten öğrendi. 1979 yılında Anadolu Halk Ozanları Derneği başkanlığı görevine getirildi. Bu dönemde Âşık Mahzunî, Ruhi Su, Meçhulî gibi âşıklarla dostluklar kurdu.
            Şairin kendisine ait  22 plak, 3 kaset ve 3 cd hazırladı. Şiirlerinin bir kısmım Ateşten Gömlek (2004) adıyla kitap hâlinde yayınladı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:

& Ateşten Gömlek (2004)

ATIF BEDİR


(1965, Suluyayla Köyü, Kahramanmaraş - )


       Asıl adı Abdurrahman Başpınar'dır. İlköğrenimini aynı köyde, orta öğrenimini Kahramanmaraş Lisesi’nde tamamladı. 1985 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ni bitirdi. TRT’de kameraman ve yönetmen olarak çalıştı. Türkiye Yazarlar Birliği üyesi.
       İlk şiir ve yazıları lisede okuduğu yıllarda Kahramanmaraş Işık gazetesi sanat-edebiyat sayfasında yayımlandı. Aynı yıllarda arkadaşlarıyla Esra Yazıları adlı bir dergi çıkardı. Şiirleri ve yazıları Edebiyat,  Hece, İkindiyazıları, Kayıtlar, Mavera,  Türk Dili vb. gibi dergilerde yayımlandı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Ateş Salaları (1998)
& Rüzgârın Dili Lâl (2010, Hece Yayınları, 80 s.)
Gezi Kitapları:
& Yarasını Saklayan Şehirler (2015, Cümle Yayınları, 108 s.) 
       Anı Kitapları:
& Gökyüzünde Arıcık Kuşları (2010, Cümle Yayınları, 82 s.)     
      

ÂŞIK YENER


(1928, Tanır Kasabası, Afşin / Kahramanmaraş – 13 Ekim 2009 )


       Asıl adı Hacı olan Âşık Yener. İlkokulu kendi köyünde okudu. Âşıklık geleneğini ve şiiri küçük yaşlardan itibaren öğrenmeye başladı. Küçük yaşlarda aile büyüklerinden dinlediği türküler ve halk hikâyeleri, geleneği tanımasında yardımcı oldu.
       Saz şiirinin en kuvvetli, en usta âşıklarından biridir. 200'den fazla şiiri bes-telenerek çeşitli sanatçılar tarafından plaklara ve kasetlere okundu. Bunların ara-sında "Kız Sen İstanbul'un Neresindensin", ''Yol Ver Dağlar Yol Ver Bana", "Yol Üstüne Bir Gül Diktim", "Hoşça Kal Dünya" gibi ünlü şarkı ve türküler de bu-lunmaktadır.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Deyişler Demeti (1982)
& Şiirler Demeti (1992)
& Yol Ver Dağlar Yol Ver Bana (1998)
& Binboğa'dan Marmara'ya (2008)
Şiirlerinden Seçmeler:

GEÇTİ

Çocukluk yıllarım gençliğim derken
Seneler ne çabuk geldi de geçti
İçimde yaşamak umudu varken
Felek kozlarını böldü de geçti

Çok dostlar vakitsiz bizi boşladı
Gönlümde hüzünlü dönem başladı
Kimisi serseri diye taşladı
Kimi mecnun diye güldü de geçti

Aşık Yener yoktur garazım kastım
Dostluk dergahında serili postum
Ben vefa beklerken vefasız dostum
Ok attı sinemi deldi de geçti

GEL BANA

Aşkınla yandığım gül yüzlü yarim
Mavi sular gibi ak da gel bana
Bir bahar mevsimi akşamüzeri
Saçına sümbüller tak da gel bana

Hasretle tutuşur sevdanı çeken
Goncalar kuruyup olmadan diken
Senin hayalinle avunur iken
Şöyle usul usul çık da gel bana

Ölürüm gözlerim seni görmezse
Gönlüm aşk bağından güller dermezse
Eğer annen duyup izin vermezse
Uykuya dalsın da çek de gel bana

Şadolsun bu gönlüm yeniden yeni
Mestane bakışın mest etsin beni
Aşık Yener kulun özledi seni
Hasretle yollara bak da gel bana

KİMLER KONUP KİMLER GÖÇMEDİLER Kİ

Üç günlük yalancı fani dünyaya
Kimler konup kimler göçmediler ki.
Kimisi atlı da, kimisi yaya
Kimler gelip, kimler geçmediler ki.

Gördük nice Ağa, nice Beyini
Koyup da gittiler olan şeyini
Feleğin sunduğu ecel meyini
Kimler alıp, kimler içmediler ki.

Herkes niyetince giydi donunu
Kendi amelince gördü sonunu
Hayır tohumunu, şer tohumunu
Kimler ekip, kimler biçmediler ki.

Aşık Yener benim ozan dağımda
Her mevsim yıllarca ömür çağımda
Dostluk gülü bitti gönül bağımda
Kimler bakıp, kimler seçmediler ki.

KİMSEM YOKTUR

Yalnızım gurbet elde
Benden başka kimsem yoktur
Tek başıma kaldım çölde
Benden başka kimsem yoktur

Yüceden engine indim
Bir mum gibi yanıp, söndüm
Anasız kuzuya döndüm
Benden başka kimsem yoktur

Yel olup gurbete estim
Sıladan umudum kestim
Ne eşim var ne de dostum
Benden başka kimsem yoktur

Geçiyor gençlik çağlarım
Yas tutar kara bağlarım
Bir gün ölsem yok ağlarım
Benden başka kimsem yoktur

Aşık Yener’im biçare
Yüreğimde türlü yare
Mecnun gezerim avare
Benden başka kimsem yoktur

OZANCA

Korkmam ulan korkmam zalim dölleri
Bin türlü sualle yorsanız beni.
Sıkı Yönetim’in emir kulları
Acı sözler ile kırsanız beni.

Zincirlerle bağlansam da kolumdan
Dipçiğiniz kalkmasa da dalımdan
Halk ozanıyım dönmem yolumdan
Çekip mavzer ile vursanız beni.

Namerdim ben size boyun bükersem
Affedilmem için diller dökersem
Kör olsun gözlerim bir off çekersem
Bağlayıp cellada verseniz beni.

Ozan gerçek yazar, gerçeği söyler
Açlıktan iniler şehirler, köyler
Gene yazacağım hep aynı şeyler
Yağlı kementlere sarsanız beni.

Çekseniz de Pir Sultan’ın darına
Bugünkü sözümü koymam yarına
Değil ki Maraş’ın zındanlarına
Götürüp Fizan’a sürseniz beni.

Zalim Yusuf Paşa, vicdansız Vali
Sizin boynunuzda halkın vebali
Şahınızdan korkmam İsa misali
Tutup da çamıha gerseniz beni.

Aşık Yener ölmez eroğlu erler
Bir gün yıkılır bu köhne eserler
Özü, sözü doğru, kendi mert derler
Dosta, düşmanlara sorsanız beni.

YILLAR YILI BAŞIMIZ DA TAÇ BİZİM

Bitmez çile, tükenmeyen sefalet
Yıllar yılı başımızda taç bizim
Vicdansızlar kanun çiğner maharet,
Gerçekleri söylememiz suç bizim.

Ankara’da türlü türlü plan var
İstanbul’da açık açık talan var
Seksen bine köpek satıp, alan var
Sorsak hele kıymetimiz kaç bizim.

Kanuni Han önder olup askere
Seferi var Avrupa’ya on kere
Ecdadının at sürdüğü yerlere
Çöpçülüğe akın eden göç bizim.

Vurguncular sayfiye’de Ada’da
Köşkleri var Şişli, Levent, Moda’da
Yedi nüfus kiracı tek odada
İki metre yerimiz yok hiç bizim.

Aşık Yener bozma gene asabı
Soysun hele fırsatçılar kasabı
Elbet bir gün sorulacak hesabı
En sonunda alınacak öç bizim.

YOL VER DAĞLAR

Başı Duman pare pare
Yol ver dağlar yol ver bana
Gönlüm gitmek ister yare
Yol ver dağlar yol ver yare

Ömrümün uzun yolu
Geçip gitsem yare doğru
Gözlerim yaş dolu dolu


ÂŞIK MEÇHULÎ


(1946, Kaşanlı köyü, Afşin / Kahramanmaraş - 2011)


       Asıl adı Hasan Öztürk. Dokuz yaşında irticalen şiir söylemeye başladı. Yaşadığı yörenin âşıklarını kendine usta edindi ve onlardan feyz aldı. Onbir yaşlarında yazdığı şiirlerden dolayı yörenin usta âşığı Âşık Kul Hasan ta-rafından abdal mahlası verildi. Üç yıl kadar Kul Hasan'a çıraklık etti ve böylece kendi ifadesiyle "âşıklık geleneğinin bir üyesi oldu."
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Diri Gezen Ölü

& Dumansız Ataş (2011

ÂŞIK MAHZUNÎ


(1940, Berçenek (şimdiki adı Tarlacık) Köyü, Afşin / Kahramanmaraş - 2002)


       Asıl adı Mehmet Şerif Cırık'tır. Ancak adını sonradan Şerif Mahzunî olarak değiştirdi. Âşıklık geleneğini küçük yaşlarda öğrendi. 12 yaşında bağlama çalmaya başlayan Âşık Mahzunî, ilk derslerini de amcası Âşık Fezalî'den aldı.
       Ankara'da askerî okullarda okudu ve orduda görev yaptı. 1961 yılında ordudan ayrıldı. Bundan sonra kendini ozanlığa adayan şair, Âşık Veysel, Davut Sularî gibi âşıklardan etkilendi. Henüz yirmi yaşındayken "İşte Gidiyorum Çeşmi Siyahım" adlı ilk plağım çıkarttı. İlk plağıyla geniş bir kitlenin beğenisini kazanan Mahzunî, Âşık Veysel tarafından da takdir gördü.
       Yaklaşık 3000 kadar şiiri olan Mahzunî, 400’ün üzerinde 45'lik plak, 15 kadar LP, CD ve 50'den fazla kaset doldurdu. "Domdom Kurşunu", "Amman Doktor", "Çeşme Siyahım", "Gizli Gizli", "Bilmem Ağlasam mı", "Boşu Boşuna", "Dumanlı Dumanlı Oy Bizim Eller" gibi Türküleri başka sanatçılar tarafından da okunan Âşık Mahzunî, Türkiye'nin hemen her yerinde ve Türkiye dışında birçok ülkede konserler verip çeşitli şenliklere katıldı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:

& Dolunaya Tül Düştü (1995)

ÂŞIK MAHRUMİ


(1932, Berçenek (şimdiki adı Tarlacık) Köyü, Afşin / Kahramanmaraş - 2006)


       Âşık Mahzunî Şerifin saz ve yorum ustası Âşık Mahrûmî’nin asıl adı Rahmi Kaya'dır. İlköğrenimini köyünde tamamladı. Fakirlik yüzünden öğrenimine devam edemedi. 12 yaşında çobanlık yapmaya başladı. Bazı şiirleri bestelendi.
Yapıtları:
       Hakkında Yazılan Kitaplar:
& Ne Ararsan Kendinde Ara Âşık Mahrumî

       

ÂŞIK KUL HASAN


(1933, Emirilyas köyü, Afşin / Kahramanmaraş - 2010)

      
      İlkokulu 3. sınıfa kadar köyünde okudu. Henüz 6-7 yaşlarınday-ken, köylerine gelip giden dedeler ve âşıklar aracılığıyla şiirle ve türkülerle ilgilenmeye başladı. Pir Sultan, Şah Hatayî, Seyit Nesimî'nin şiirlerini ezberleyerek yetişti.
       Âşık Davut Sularî, Âşık Veysel, Âşık İhsanı, Âşık Mahzunî gibi âşıklarla Anadolu konserlerine katıldı. 1982 yılında Hacı Bektaş Veli'yi anma törenlerinde "Pirimiz" adlı şiiriyle birincilik kazandı. Âşık Kul Hasan'ın "Bana Bana" ve "Yana Yana" adlı yayınlanmış iki kaseti bulunmaktadır..
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Yirminci Yüzyılın İnsanlarıyız

& Âşıklar Bahçesi

ÂŞIK KUL HAMİT


(1914, Alemdar köyü, Afşin / Kahramanmaraş - 1978)


       Ömrünü eğitmenlik, imamlık, ırgatlık, çiftçilik yaparak geçirdi
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Kul Hamit'in Hayatı ve Şiirleri
& Kalbimin Sesi

& Umut Çiçekleri

ÂŞIK KUL HALİL


(1840 ?, Afşin / Kahramanmaraş – 1900 ?)


       Çocuk yaşlarda ağabeyiyle birlikte Afşin'den ayrılarak Andırın'ın Başbucak köyüne yerleşti. Âşıklık geleneğine uygun olarak başta Andırın, Düziçi, Kadirli, Osmaniye, Göksün olmak üzere Çukurova'nın yayla ve obalarım dolaştı, bu çevrede şöhret oldu, hayatı etrafında hikâyeler oluştu. Âşık tarzı halk şiirinin gerektirdiği bütün özelliklere sahip olan şiirleri dilden dile günümüze kadar ulaştı.

       Bir süre çiftçilik yapan Âşık Halil, ömrünün son yıllarında tekrar Afşin'e döndü.

ÂŞIK KUL AHMET


(1932, Bozlar köyü, Pazarcık / Kahramanmaraş - 1996)


       Asıl adı Ahmet Kartalkanat. İlkokuldan sonra eğitim görmedi. Hayatı yoksulluk içinde geçti. Babası ve dedesi de âşık olan Kul Ahmet, köylüsü Hasan Usta'dan saz dersleri aldı 12 yaşında saza başladı.
      Şiirlerinde Karacaoğlan'ın, Âşık Kerem'in, Pir Sultan Abdal'ın, Şah Hatayi'nin, Fuzuli'nin ve Âşık Veysel'in etkileri görülür.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Kul Ahmet Hayatı ve Şiirleri
& Kul Ahmet ile Şah Zeynep
& Zalimin Zulmüne Ha Dayan
& Gelin Dostlar Bir Olalım
& Güzel Anadolu'm
& Barışalım
& Dünyanın Sesi

& Atatürk'ün İzindeyiz

29 Aralık 2016 Perşembe

ÂŞIK HÜSEYİN


(?,Erçene köyü, Afşin / Kahramanmaraş – 1950?)


       XIX. yüzyılın ortalarıyla XX. yüzyılın ilk yarısında yaşadı. Âşık Hüseyin (Tenecioğlu). Osmaniye, Gâvurdağları'nda köy köy gezerek, türküler söyleyerek âşıklık geleneğine uygun bir şekilde yaşadı.
       Hayatı çevresinde "Âşık Hüseyin ve Acem Kızı", "Âşık Hüseyin ve Türkmen Kızı", "Âşık Hüseyin ve Benli Döne Hatun" hikâyeleri oluşmuş olup; onun hikâyeli türküleri Amanos ve Gâvurdağları'nda hâlen yaygın olarak söylenmektedir.

       Âşık Hüseyin, genellikle yaşadığı çevrede tanınmış kişilerin ölümüne ağıtlar ya-karak, hoşuna giden güzelleri överek âşıklığım sürdürdüğü belirtilir. Âşık Hüseyin'in ne zaman vefat ettiği tam olarak bilinmemektedir.

ÂŞIK HÜDAİ


(1940, Yoğunduk Köyü, Göksun / Kahramanmaraş - 2001)


       Asıl adı Sabri Orak. doğdu. Maddî imkânsızlıklar yüzünden okula gidemedi. Asker ocağında okuma-yazma öğrenen Hüdâi, halk hikâyelerini, usta şairlerin şiirlerini okuyarak kendini yetiştirdi. On bir yaşından sonra irticalen şiirler söylemeye başladı. "Hüdâi" mahlasını Kadirli Âşıklar Gecesi'nde gösterdiği başarı sebebiyle aldı.
       Sazı ve sözüyle âşıklık geleneğinin bütün özelliklerine sahip olan Hüdâi, şiirlerinde sade bir Türkçeyle daha çok tabiat, aşk, insan ilişkileri ve tasavvuf konularım işledi.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Gönül Diyarından Deyişler (1971)
& Yaralar Beni (1977)

& Sevgi Bizim Dinimizdir (2001)

ÂŞIK DEVAİ


(1957, Sarıçiçek Köyü, Elbistan / Kahramanmaraş - )


       Asıl adı Mustafa Çıplak. İlkokul öğreniminden sonra yoksulluk nedeniyle öğrenimine devam edemedi. Çocukluğundan itibaren Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal, Yunus Emre, Mahzunî, Reyhanî, Murat Çobanoğlu, Davut Sularî, Âşık Veysel, Neşet Ertaş gibi usta âşıkların şiirlerini dinleyerek veya okuyarak kendisini yetiştirmiştir. Devaî mahlası, 1983 yılında Kayseri'deki âşıklar kahvehanesinde "sağlık" konulu atışmada gösterdiği başarıdan dolayı Prof. Dr. Tuncer Gülensoy tarafından verildi.
       Devaî, şiirlerinin bir kısmını 1992 yılında Gönül Pencerem adlı şiir kitabında topladı. Eserlerinde lirik ve coşkulu üslubunun önemli olduğu belirtilir.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Gönül Pencerem (1992)
       Hakkında Yazılan Kitaplar:
& Âşık Devaî Hayatı, Sanatı ve Şiirleri
       

ÂŞIK ALİ ATAŞ


(1946, Çağlayancerit / Kahramanmaraş - )


       İlkokul öğreniminden sonra imkânsızlık yüzünden öğrenimine devam edemedi. Şiir yazmaya da öğrencilik yıllarında başladı. Ünlü halk şairi Abdurrahim Kara-koç'un şiirlerinden etkilendi ve Karakoç 'u kendisine rehber eyledi.
       Şiirlerinde köyünü ve köylünün yaşantısını anlattı. Birçok ili dolaştı, birçok âşıkla karşılaşıp atışmalar yaptı. Şiirlerinde Âşık Ali mahlasım kullanan şair yoksulluk, Çağlayancerit, sosyal yergi, çevre duyarlılığı, eski köy hayatına özlem gibi konuları işledi.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Çağlayancerit (2011)
& Anlatamadım (2012)

& İnanmadılar (2014)

ÂŞIK ÇİMANİ


(1932, İğde kasabası, Elbistan / Kahramanmaraş - 1988)


       Asıl adı Ali Çimen. Henüz yedi yaşındayken babasını kaybederek yetim kalması hayatını etkiledi; ilkokuldan sonra yoksulluk nedeniyle öğrenimine devam edemedi. Almanya'ya işçi olarak gitti. Almanya'dan Elbistan'a gelirken geçirdiği trafik kazası sonunda vefat etti.
       Şiirlerinde çoğu kez Âşık Çimanî veya Sefil Çimanî mahlaslarını kullanan şair şiirlerinde sosyal konulara ağırlık vermiştir.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:

& Âşık Çimanî (İğdeli Sefil Ali Çimen) (Hazırlayan: Arif Bilgin, 2011)

ASUMAN SOYDAN ATASAYAR


(1959, Elbistan / Kahramanmaraş - )


       Yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü’nde tamamladı.  İstanbul’da yaşıyor.
       Şiir ve yazılan pek çok gazete, dergi, site ve antolojilerde yayımlandı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Üçüncü Mevsimdeyim (2010)
& Kahraman Ve Öncü Kadınlarımız (2011)
& Bir Yudum Ben (2013)
       Romanları: 
& Yitik Parçam (2012, Göl Yayıncılık, İst., 406 s.)
    

ARİF TAŞKALE


(1934, Afşin, Kahramanmaraş - )


       İlk ve orta-öğrenimini Afşin'de, lise öğrenimini Adana'da tamamladı. Yurdun değişik ille-rinde ziraat teknisyeni ve yöneticilik olarak görev yaptı ve emekli oldu.
       Halk şiiri tarzında şiirler yazdı, yörenin âşıklarıyla atışmalara katıldı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Dağlar
& Sancı

ARİF EREN


(20 Kasım 1938, Kahramanmaraş - )


       İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. İlköğretmen Okulu'nu ve Erzurum Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nü bitirdi (1963). Karaman Lisesi, Bursa Kız Öğretmen Lisesi, Bursa Anadolu Lisesi, Kahramanmaraş Kız Meslek Lisesi, Ticaret Lisesi ve Eğitim Enstitüsü’nde Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yaptı. Ocak 1993’de kendi isteği ile emekli oldu. Türkiye Yazarlar Birliği üyesi.
       İlk şiiri “Aşka Tövbe” 1964 yılında Konya’da Şair Feyzi Halıcı’nın çıkardığı Çağrı dergisinde yayınlandı.
       Şiirleri ve söyleşileri Akit, Alkış, Ayna, Çınar,Defne, Divit, Doğuş Edebiyat, Dolunay, Elif, Genç Kardelen, Gündüz, Güneysu, Harman, Hisar, Ilgaz, Kırağı, Kültür ve Sanat, Merhaba (Konya), Millî Kültür, Palandöken, Seviye,  Tepe Edebiyatı, Toprak, Türk Edebiyatı, Varlık Yıllığı, Yeni Edebiyat Yaprağı vb. gibi dergilerde yayımlandı. Bir Tebessüm dergisi 2 Haziran 2002 sayısını "Arif Eren Özel Sayısı" olarak çıkardı. Üniversitelerde eserleri ile ilgili lisans tezleri hazırlandı.
       Ödülleri: 2005 yılında Antalya Şair, Ozan, Yazar ve Ressamlar Kültür Derneği tarafından 2. Şairler Buluşması'nda yılın Akdeniz Büyük Şiir Ödülü'ne layık görüldü.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Bu Kent Sende Kalsın (1965, Kendi yayını, Konya)
& Yurt Tespihi (1975)
& Hayatı Huzura Ayarlamak (1985)
& Görkemli Denge (1996)
& Zaman Yerinde Durmaz (2006)
& Arif Eren Hayatı-Sanatı-Şiirleri (2010)
Kaynaklar:
A  Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi Cilt I / 2001, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, İst. / s. 320

Şiirlerinden Seçmeler:

HEP SANA OLUR YÖNELMELER

Gözler sana bakar, kulaklar seni dinler
Doğada hiçbir renk, hiçbir ses
Görmedi böyle bir ilgi.
Yine bilgiler öğreteceksin öğretmenim,
Bir elinde tebeşir, bir elinde silgi.

Senin bulunduğun yerde öğretmenim,
Senin konuştuğun yerde,
Birer fikir çiçeğidir kelimeler.
Öyle bir ışıksın ki sen,
Hep sana olur yönelmeler.

Senin oturduğun kürsüde,
Bir başkasını görmeye
Tahammül edilmez düşüncede bile.
Kürsü, karatahta, tebeşir
Bir anlam taşırlar seninle.

Yurdumun göklerinde Ay-Yıldız
Bir de sen dalgalanırsın.
Yüreklerde yazılı adlarınız,
Sen iyi bilirsin öğretmenim,

Hiç kesilmeyecek rüzgârınız...