23 Ocak 2009 Cuma

AHMET OKTAY

(21 Ocak 1933, Ankara -  3 Mart 2016, İstanbul)
             

      Asıl adı Ahmet Oktay Börtecene. Havva Hayriye Hanım ile Yusuf Kenan Bey’in oğlu. Çocukluk ve ilkgençlik yılları Ankara’da geçti. Ankara Dördüncü Ortaokul mezunu. Öğreni­mini Ankara Atatürk Lisesi’nde yarım bıraktıktan sonra memur olarak çalışmaya baş­ladı(1951). İstatistik Genel Müdürlüğü’nde bir yıl süren memurluktan sonra 1957 yılında İstan­bul’a yerleşti. Ankara’ya dönerek gazeteciliğe başladı ve 1961-65 yılları arasında belirli sü­relerle Yeni İstanbul, Vatan, İktisat ve Piyasa ve Ankara Ekspres gazetelerinde çalıştı. Gaze­teciliğe 1961’de, Yeni İstanbul gazetesinin Ankara bürosunda, parlamento muhabirliği ile adım attı. 1965’te TRT Haber Merkezi’ne geçti. 1976 yılında siyasal iktidar değişimi yüzünden TRT’deki görevinden ayrılıp Akajans’ta ve Dünya gazetesinde haber müdürlüğü yaptı.1978 yılında yeniden TRT’ye döndü; İstanbul Radyosu Haber Şubesi Müdürlüğü görevini üstlendi. 1982 yılına kadar sürdürdüğü bu görevinden kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Emek­lilik sonrasında Milliyet gazetesine geçti. Yazı işler müdürlerinden biri olduğu Milliyet gaze­tesinden 1993 yılında ayrıldı. Bu tarihten sonra kendisin tümüyle edebiyat çalışmalarına verdi. 1994 ve 1995 yıllarında İstanbul Radyosu’nun ikinci kanalında "Okurken / Yazarken” başlığı altında yaptı haftalık "radyo konuşmaları” yaptı. 1998’te, Bursa Valiliği Cumhuriyet’in 75. Yılı etkinlikleri çerçevesinde “Her Yönüyle Ahmet Oktay” adlı bir sempozyum düzenledi ve aynı adla 28 akademisyen, şair ve yazarın katıldığı sempozyum bildirilerini kapsayan bir kitap yayımladı. TV8’de kültür proğramları yaptı. İs­tanbul’da yaşıyor; ressam Tülay Tura Börtecene ile evli, bir çocuk  babası.
      Yazmaya ortaokul sıralarında başladı. İlk şiiri, 1948 yılında Gerçek dergisinde yayımlandı. Şiir, deneme ve inceleme yazılarını Argos, Ataç, Beraber, Birikim, Cogito, Cumhuriyet, Cumhuriyet Kitap, Çağdaş Eleştiri, Değişim, Dost, Dönem, Dünya, Emre, Forum, Gerçek, Gergedan, Gösteri, Kaynak, Kitap-lık, Mavi, Milliyet, Milliyet Sanat, Mor Taka, Papirüs, Pazar Postası, Roman Kahramanları, Sanat Dünyamız, Se­çilmiş Hikâyeler, Şairler Yaprağı, Şiir Atı, Varlık, Virgül, Yasakmeyve, Yazko Edebiyat, Yelken, Yeditepe, Yeni Dergi,  Yeni Ufuklar, Yusufçuk gibi çok sayıda gazete ve dergide yayımlandı. Mavi dergisi (33 sayı, 1952-56) çevresinde oluşan edebiyat hareketi içinde yer aldı. Bu dergide manifesto sa­yılabilecek imzasız yazılar yazdı.
      Ahmet Oktay, ilk dönemi sayılan 1950-60 yılları arasında Ahmet Arif’ten etkilendiği izle­nimi yaratan, destansı bir söyleyişle şiirler yazdı; güncel ve yerel olandan evrensel temalara uzanmayı denedi. 1960’lardan sonra ise toplumcu gerçekçi anlayış ile İkinci Yeni arasında bir köprü oluşturmaya çalıştığı görüldü.
      Ahmet Oktay, 1970’lerin ikinci yarısından yalnız şiirleriyle değil, ilk örneklerini Yeni Dergi’de verdiği kapsamlı araştırmalarıyla da dikkati çekti. “Kurt Dişi” adlı bir oyunu 1971 ve 1973 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir.
      Ödülleri: “Her Yüz Bir Öykü Yazar” ile 1965 Yeditepe Şiir Ödülü’; “Yol Üstündeki Se­mender” ile 1987 Behçet Necatigil Şiir Ödülü’; “Ağıtlar ve Övgüler” ile 1991 Türkiye Ya­zarlar Birliği Yılın Şairi Ödülü’; “Hayalete Övgü” ile 2002 Altın Portakal Şiir Ödülü’nü, 2012 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Hizmet Ödülü’nü ve Mersin Kenti Edebiyat Ödülü’nü aldı. 2002 yılında Uluslararası Yalova Şiir Günleri’nde “Türk şiiri ve edebiyatına”, İstanbul Sanat Fuarı’nda da “Türk plastik sanatlarına” katkıları nedeniyle onur ödüllerine layık görüldü. Ahmet Oktay’a 2004 yılında Eskişehir Yunus Emre, 2006 yılında da İzmir Karşıyaka Belediyesi Homeros Şiir Onur ödülleri verildi.
      Yapıtları:
      Şiir Kitapları:
& Gölgeleri Kullanmak (1963, Dost Yayınları, Ankara)
& Her Yüz Bir Öykü Yazar (1964, Örnek Matbaası, Ank.)
& Dr. Kaligari’nin Dönüşü (1966, Dost Yayınları, Ank.)
& Sürgün (1979, Ada Yayınları, İst.)
& Sürdürülen Bir Şarkının Tarihi (1981, Tan Yayınları, Ank.)
& Kara Bir Zamana Alınlık (1983, Ada Yayınları, İst.)
& Yol Üstündeki Semender (1987, Ada Yayınları, İst.)
& Ağıtlar ve Övgüler (1991, Telos Yayınları, İst.)
& Bir Sanrı İçin Gece Müziği (1993, Telos Yayınları, İst.,)
& Toplu Şiirler 1963-1991 (1995, YKY, İst., 341 s., Gölgeleri Kullanmak, Her Yüz Bir Öykü Yazar, Dr. Kaligari’nin Dönüşü, Sürgün, Sürdürülen Bir Şarkının Tarihi, Kara Bir Zamana Alınlık, Yol Üstündeki Semender ve Ağıtlar ve Övgüler adlı kitaplarının toplu basımı)
& Gözüm Seğirdi Vakitten (1996, YKY, İst., 74 s.)
& Söz Acıda Sınandı (1996, YKY, İst.)
& Az Kaldı Kışa (1996, Sel Yayınları, İst.)
& Hayalete Övgü (2001, YKY, İst., 80 s.)
& Poyrazda Kımıldayan Salıncak (2003, Alkım Kitabevi, İst., 104 s.)
& Lirikler (2007, Şiirden Yayıncılık, İst.)
& Kaç Kişiyiz Kendimizde / Bütün Yapıtlarına Doğru 1. Cilt / Bütün Şiirleri (2007, İthaki Yayınları, İst., 536 s.)
      Deneme, İnceleme, Eleştiri, Araştırma Kitapları:
& Bir Arayışın Yazıları, Bir Yazının Arayışları (1981, Yazko Yayınları, İst.)
& Yazın, İletişim, İdeoloji (1982, Adam Yayınları, İst.)
& Yazılanla Okunan (1983, Yazko Yayınları, İst.)
& Toplumcu Gerçekçiliğin Kaynakları (1986, B/F/S Yayınları, İst.)
& Kültür ve İdeoloji (1987, Gür Yayınları, İst.)
& Toplumsal Değişme ve Basın: 1960-1986 (Türk Basını Üzerine Uygulamalı Bir Ça­lışma) (1987, B/F/S Yayınları, İst., 156 s.)
& Karanfil ve Pranga: Ahmet Arif’in Şiiri Üzerine Eleştirel Bir Çalışma (1990, Metis Ya­yınları, İst.)
& Rafaello’nun Direnişi (1990, Sanat Çevresi Dergisi, İst.)
& Sanat ve Siyaset (1990, Yön Yayınları, İst.)
& Zamanı Sorgulamak (1991, Remzi Kitabevi, İst., 205 s.)
& Şair ile Kurtarıcı (1992, Korsan Yayınları, İst.)
& Kabul ve Red (1992, Simavi Yayınları, İst., 192 s.)
& Türkiye’de Popüler Kültür (1993, YKY, İst.)
& Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı 1923-1950 (1993, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ank.)
& İnsan, Yazar, Kitap (1995, Ark Yayınları, Ank., 558 s.)
& Şiddet, Söz, Yaşam (1995, Ark Yayınları, Ank.)
& Medya ve Hedonizma (1995, Yön Yayınları, İst., 255 s.)
& İsrafil’in Sûr’u (1997, YKY, İst.)
& Gece Defteri: Yazınsal Günlükler (1998, YKY, İst.)
& Şeytan, Melek, Soytarı: Selim İleri’nin Romancılığı ve Romanları (1998, Oğlak Yayın­ları, İst.)
& Postmodernist Tahayyüle İtirazlar (2000, İnkılâp Kitabevi, İst.)
& Siyasal İslâma İtirazlar (2000, İnkılâp Kitabevi, İst., 136 s.)
& Şairin Kanı Yazınsal Eleştiriler I/ 1954-2000 (2001, YKY, İst.,274 s.)
& Anlatıların Aynası Yazınsal Eleştiriler II/ 1954-2000 (2001, YKY, İst., 226 s.)
& Metropol ve İmgelem (Eleştirel Denemeler, 2002, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İst.,248+24 s.)
& Entelektüel Tereddüt (2003, Everest Yayınları, İst., 230 s.)
& İmkansız Poetika (2004, Alkım Kitabevi, İst., 300 s.)
& Kahramanın Ölümü (2005, Alkım Kitabevi, İst., 216 s.)
& Gönüllü Mağdurluk (2005, Alkım Kitabevi, İst., 186 s.)
& İliği Olmayan Düğme-Radyo Konuşmaları 1 (2005, Everest Yayınları, İst., 190 s.)
& Ne Söylesem Bir Eksik-Radyo Konuşmaları 2 (2005, Everest Yayınları, İst., 222 s.)
& İmkansız Poetika - Bütün Yapıtlarına Doğru 2. Cilt Şiir Yazıları (2007, İthaki Yayınları, İst., 781 s.)
& Toplumcu Gerçekçiliğin Kaynakları – Sosyalist Realizm Üstüne Eleştirel Bir Çalışma -Bütün Yapıtlarına Doğru 3. Cilt (2008, İthaki Yayınları, İst., 488 s.)
& Popüler Kültürden TV Sömürgesine - Bütün Yapıtlarına Doğru 4. Cilt (2009, İthaki Yayınları, İst., 750 s.)
& Emperyalizm, Roman ve Eleştiri - Bütün Yapıtlarına Doğru 5. Cilt (2010, İthaki Yayınları, İst., 701 s.)
      Anı/Anlatı Kitapları:
& Gizli Çekmece: Basın, TRT, Edebiyat ve Bohem Dünyasından Resimli Hayat-ı Haki­kiye Sahneleri (1991, Yılmaz Yayınları, İst.)
       Sanat Kitapları:
& Tülay Tura Börtecene (2000, Bilim Sanat Galerisi, 251 s.)
& Resim Yazıları (2002, Bilim Sanat Galerisi, 262 s.)           
& Adem Genç (Bilim Sanat Galerisi, 298 s.)
& Cihat Özegemen (Bilim Sanat Galerisi, 96 s.)
       Hakkında Yazılan Kitaplar:
& Hayalete Övgü Odağında Ahmet Oktay Şiiri (
      Kaynaklar:
A  Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi Cilt II, s. 617-619
A  Yüzyılın Türk Şiiri (1900-2000); Haz: Mehmet H. Doğan, II. Cilt, s. 198-204
A  Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi; Haz: Memet Fuat, 12. Baskı, s. 543-550
      Hakkında Yazılan Yazılar:
1 Halim Şafak / Acımasız Okur Ahmet Oktay! / Kavram Karmaşa Şiir Eleştiri Dergisi / Temmuz-Ağustos 2002, Sayı: 25, s: 6-9  
1 O. Günay / Ahmet Oktay, Madenci Lambası ve “Nahif” Bir Duyumsama / Kavram Karmaşa Şiir Eleştiri Dergisi / Temmuz-Ağustos 2002, Sayı: 25, s: 16-19  
1 Metin Cengiz / Ahmet Oktay’ın Düzyazıları / Kavram Karmaşa Şiir Eleştiri Dergisi / Temmuz-Ağustos 2002, Sayı: 25, s: 21
1 İbrahim Berksoy / Ahmet Oktay’ın Gece Defteri / Kavram Karmaşa Şiir Eleştiri Dergisi / Temmuz-Ağustos 2002, Sayı: 25, s: 22-25
1 Betül Tarıman / Bir Hüzün Çıkartması / Kavram Karmaşa Şiir Eleştiri Dergisi / Temmuz-Ağustos 2002, Sayı: 25, s: 26-27
1 Orhan Koçak / “Negatifin Emeği” / Yasakmeyve, Sayı: 2, Nisan-Mayıs 2003, s. 13-16
1 Şükrü Argın /Hayalete Övgü ya da Mahşeri Issızlık / Yasakmeyve, Sayı: 2, Nisan-Mayıs 2003, s. 17-29
1 Mahmut Temizyürek / Yol Üstündeki Semender’in Gözlerine Baka Baka Hayaletler ve Hamletler Hakkında Bir Deneme /Yasakmeyve, Sayı: 2, Nisan-Mayıs 2003, s. 30-35
1 Doğan Hızlan - Bir imkânsıza teşebbüs yahut türlerin kavşağında Ahmet Oktay /Kitap-lık, Sayı: 163, Eylül-Ekim 2012
1 Mehmet Can Doğan - Ahmet Oktay’ın Çıkışı ve Oluş Süreci /Kitap-lık, Sayı: 163, Eylül-Ekim 2012
1 Yücel Kayıran - Modernizmin Çatlatmasında İğvâ /Kitap-lık, Sayı: 163, Eylül-Ekim 2012
1 Orhan Kâhyaoğlu - Sürgün kitabı /Kitap-lık, Sayı: 163, Eylül-Ekim 2012
1 Yaşar Güneş - Ahmet Oktay’ın Şiirlerinde Gerçeklik Düzleminin Katmanlaşması ve Refleksiyon /Kitap-lık, Sayı: 163, Eylül-Ekim 2012
1 Mustafa Günay - Zamanın Açtığı Dehşet Falını Anlamak /Kitap-lık, Sayı: 163, Eylül-Ekim 2012
1 Mustafa Kurt - “Her Geleceğin Geçmişi”: Şiir Karşısında Ahmet Oktay /Kitap-lık, Sayı: 163, Eylül-Ekim 2012
1 Mehmet Yılmaz / Ahmet Oktay’ın Kitaplarında Yer Almayan Şiirleri / Hürriyet Gösteri, Sayı: 310, Temmuz-Ağustos-Eylül 2013, s: 26-36
      Yazarla Yapılan Söyleşiler:
J  Ahmet Oktay’la Söyleşi / “Benim şiirim başından beri ayaklanmaya çağrıdır…” / Söyleşen: Halim Şafak / Kavram Karmaşa Şiir Eleştiri Dergisi / Temmuz-Ağustos 2002, Sayı: 25, s: 11-14
J  Şair ve Okuru: Ahmet Oktay / Metin Cengiz / Yasakmeyve, Sayı: 2, Nisan-Mayıs 2003, s. 6-12


   


14 Aralık 2008 Pazar

Serap Erdoğan Şiirleri

SERAP ERDOĞAN ŞİİRLERİ

ANITANRIÇA



pembe saydam bir balıkçıl düşü her şey
sezdirilmiş ürpertilerden geçiyorduk
incecik aymazlığıydı şüphemin
durmadan düşen ardıma…durmadan
(d)üşüyordum.
dağılan, çıplak akdeniz solosu; üzgün
ömrü en iyi ölüm tanımlar oysa
yüzümün girdabını en iyi susuşun…
tüm köşebaşlarımı tutan yaralarım var
onu en iyi kıyısızlığın,
yırtık resimler gibi acıyan ellerim bir de…

çıkıp gidiyorum
biçimsiz sevmeleri onarmak olsun bu
tutup geceyi basıyorum utanan yerlerime
unutulmayacak bir anıtanrıça olmasın için…

öyle çok şey vardı ki anlaşılmamışı anlamlayan,
geç sevişmelerin gizil özeti bedenimizde…
yıkık duvarlar gibi bakıyordun
delirmiş cümleler gibi
konuşsan
bir lir sesi çarpacaktı sesine
yalnızlığın çoğul ekleri yoktu daha
daha vardı beklenen renk olmaya
ve kalın bir ıslıktı uzaklığın…

ilgisiz kalsam mendilime sildiğim yanlışa
payın olacak biliyorum
bileklerimde yenilen(en) yaşamda.

“Anıtanrıça” adlı kitabından


ANNESİZ ÇOCUĞUN AĞIDI

Gülten Akın’a

bana yuvarlanan bu boşluğun
şımarık tokalar seçtiği saçları
damlıyor küçük uykularıma
soyağacımda resimleri acıyor

annesi dünyadan düşmüş bir çocuk
tutuşan elleri durdurabilir aklıyla
yalnız parmaklarımdadır hasar
bu annemsiz kreş kapılarını
kim onaracak akşamıma

uykusuna ölüm kaçmış çocuğum
durmadan denerim onu karanlık hayvanlarda
çatılarda anneli kuşlar bağırmasa
anne yaparım bebeklerden ağrıma

birikmek bir çocuk hastalığı değilse
anne, jilet kapmış uçurtma.

Akatalpa, Ocak 2010, Sayı: 121


BU ÇARPINTIYI HANGİ ELLE



En geç hangi eve varır uzağını tutamayan
Hangi elin artakaldığı hangisinin dağıttığı

Memleket işi bir koyulukta
Mor bakışlar yürütürler boynuna
Adamı az bakılmış bir suça kaldırlar

Onların hayreti benimkinden lekeli
Ama silerler, büyük silgileri gökyüzünden

Kalbi keskin bir akıl dişi kemirir
Tırmanarak erkekliğin damağına
Kadını çok silinmiş bir rafa…

Bir üzgün kıpırtının aksanı durur öylece
İçi nara kesmiş gül bıçağı, kendinin tanesi
Huyuna yetecek kadar git biriktirmiştir


Aklımı alsınlar. Israrım orada
Bunu söylemeyi kaldırıyor boyuna
Yaşamayışın baktıkları

Evlere gizli büyütülmüş kızlar dualara dursunlar
Damarlarında gül kalabalığı
Tahmin çukuru hepsinin uykusunda
Onların yası benimkinden fırfırlı

Dururlar yine de
Umulmadık yerlerinden
Acılar yavrularlar…

İzdiham Dergisi, Kasım 2009


CANIN ON DOKUZU



bak buramdan başlıyor işte dünya ağrımaya
geziyor geziyor hışırdayarak unutkanlığımda
kendime gökyüzü yapsam beyazlığından
bir saç ıslak kıvrılır uykuya ve ağustos’a

suç belki de katılaşıp duran bir şeydir
katılıp cümlenin halayına mendil sallayandır
sustuğum olmuştur buna masalarda kalışım
çok kullanılmış bir ad yırtılmaya başlamıştır çölünden

akşam derler yanılmış bir sabahtan başlar ay
kokar dolunay kalıncaya aklımda
şiirdir söz teyelinde harf sökülür iğneden
bir firkete bir canı yaraya dokuyunca


Şiiri Özlüyorum Dergisi / Ocak-Şubat 2009, Sayı: 29


ÇEYİZ



Şair kızların çeyizi de sözcüklü
"sevdim kavuşamadım" motifli
serin nazlı bir örtü.
Ara sıra belki
Ruh da istiyor böyle
Parlak satenlerle telaş telaş dantelalar
giyinmeyi
Çeyiz dili umut dili biraz da
Çünkü orda leke bile nazarlık
Aşkın avlusuna serer dururlar
Çeyizimde manolya.


Ünlem, Ocak-Şubat 2004


ÇIBAN



işlek bir cezadır çocukluk bazen
yaralı tanrıları iyileştirmekle gidilen

her uzak kimlik istiyordu ve tekrar
rengi yok çürük bir besteydi ölüm
siyah kedilerin geçtikleri yerde söylenen
ve çürümeye terk dualardı sevgililer;
-dilerim şehir soldursun seni
ısrarla ve giderek ıslata buruştura..

sonra onlar şüphenin kesikleriyle gittiler,
bir takım otlardan, köprülerden/bulaşarak
gömleklerini ve yanlışlarını babalarına giydirdiler

yokluktan sızdırılmış saatlerdik
yaslı bir geçmişi alır gibi açığa
çürümeye terk sorulardı sevgililer;
-o bekar evlerinin sabırsız tüllerini
kaç isli ayrılık benzetecek
ömrün doğusunu üzen bir çıbana?

anı tozları, billur sözçiçekleri,
tafta şarkılardan yapılan gövden
aynada sürdürüyor şimdi
ölü bir roman kişisi olan seni

çarşılar vermeyecek artık
eve kızan çocukların
vitrinlere düşürdükleri tanrının gölgesini

hayal çöktü, su aşındı içimde
korkarım
acı çamaşırıma geçecek..

“Şiir 2000, E Dergisi eki”


HAMİLE


avluları odalardan geçiren duvardı, buradaydı
tutup saçlarımda esnemişti akşam
bu iyi gelmişti saatlere öğle sonlarına
kimi sigaraların dumanından sayılmıştı
içlerinde çığlık besleyen akşamlardandı
bilmediğim bir aralıktan
durgun kokularla dolanmıştı

kanımda bir merak bulunmuş bugün
bir damardan bir menekşeye geçerken, sonra
yarılmıştık ya toprakla beraber
bir ağacın kalbi denese; yeşil..

ne zaman kaldırdım o ruhun yırtığını
gördüm aktığını, dadandı etime
sessizce öğürünce, o büyürmüş bi’yerlerde
hiçlik kıskanarak seyredermiş: korkunç mucize

her kadın kendi yarasıyla döllenir
sudan koparılmış bir yapı döner içinde

ben kaldım
bir sıkıntıdan hamile..


KALAN


Bir akşamı saçmaktan yorulur insan
Örtülere okşanmış koyulukları dinlemekten
Bir yalanı kalmaktan anlamaktan çürümeyi
Kara bir tadı demlemekten uykusuzluğa yorulur


Başladığı her vakte eski durur
Aşk usanmanın taşırdığı
Durmadan bir rahleye yanlış açılmış
Birinin yaşamasına içinden sandallar uzatsa da
Kendine boğulan seslerden olmuştur

Eksik söylenmiş bir kızlıkta kalabilir insan
Bir yanlış göçü gitmekten, acıtmaktan göğünü
İncecik değerken öldü sanabilir duvarlarını
Böylece eğriliği saatlerin tuhaf gölgeleri artık


Tutula tutula yıpranmış bir ay’dır aşk
Gezer ıslanmış taşlıklarında Türkçenin
Balkonlar kadar görülür bir şeydir ağrısı
Ama konuşurlar üstüne memur ağzıyla
Daha denmez bir elin yanında bir elsizlik yazık

“Dize Aylık Şiir Seçkisi, Sayı: 158, Aralık 2008”



KİMSEM


Bana yeni bir aşı bul, yorgun dallarıma
Ben bu avazda yüzümden oldum
Uykulara bağıran resimlerdi duyduğum
Çeşmelerden korkunç şeyler akacaktı bekledim
Şişmiş ölü kurbağalar döküldü çocukluk belleğime

Camlarına değiyorum gece olunca
Beni sayıkla, beni kendine kapa,
bazı kabuslar rüyaya yeğdir,bunu sakla
bağlıyım korkuna karanlığımdan

Küflü bir hafıza kanıyor kovuğumda
Bana ad ver,, zehir tırmansa da uykuna
Durmadan rüyalanan ellerini değiştir kabuğuma
Sular ve odalar aynı alfabenin dilsizidir

Eskimiştir sorulmaktan bazı meraklar
Bozuk ayetler tamircisi bir usta
Yanılmış çaputlar bağlıyor aklıma

Bana kokla, gör bana, sorma
Körpe bir gurbet yetiştireyim ben de sana

Bir ağaç bazen benzer allaha



KUL / LUK


yüzümde bir ağaç gezdi durdu, bir günah öttü dalında
sen bunlara birer şaka gibi davrandın
ben gitmek dedikçe, kal diye bağırdı camilerde adamların
hangi cezadan firardık ki, böyle aşk diye bi’ şeye başladın

ruhumda bir saat işliyor tanrım
beni akşamın en pişman yerine işliyor
durup hayretler dolduruyorum içine, haberin olsun
ben söyledikçe susmayı öğütlüyor bi’ takım kulların

hep yanlış donattım kalbimi evet
yaratmakta olduğun bir yaraya hazırlanıyorum
benim de yasak bahçeler çevriliyor içimde
sesimin tellerinde gecikmiş ahret..
bakarsın kir susar, taş bağırır
benden dünyaya taşar dinlenmiş günahların

sen soruyu sevmezsin, bağışla tanrım
sahi, var mı senin de buraya doğru avuçların?



ORTANCA


balkonda açıp mutfakta solduğum
annesi ve kadını olduğum
sönmemiş kireç kuyusu

artanıyla boynumun böyle ışıklara
saatleri doldurup aktardığım akşamlara
uzandım ve uçtu kiremidi inandığımın

yeşil bir alışkanlığım saksıma
yorulacak bir rüya kalaydım uykunuza
yol diyecektiniz alnımdan budanana

kalmakla toprağın avucunda bir ev süsü
gitmekle saçıldığı yere tohumlarımın
gölgelerin izin verdiği kadarım

duyarım
geçer rengimden tıkırtıları hayatların


Mühür/2009


PÖRSÜYEN



…ankara’yı izmir’e bağlayan devlet
anıyolu’nda olası tüm kazalara…

göndermekle dinmeyecek mektup yırtığı sesimde
sessizlik kent çabuğu bir makasla
dokunsun diye pas hızında diline.
içimin bülteninde yüzün koyu bir manşet…

ses “bekleme yapılmaz” haliyle
dökülünce bir ucundan asfalta
boşlukları iyi değerlendirilmiş
kağıtlar gibiyim elinde…

tersini kullanıyorum susmanın
dokunmayı tersinden başlatıyorum mektuplara
yazarken hep birlikte kokacağız demek
rengini silgilere bekleten yanılma akşamlarına…

şehirler böyle de kapanır adına
keskin bir zarf ağzı
bulunca tut/kal…

elyazını taklit eden
tiz bir vedayı çürürüm ben
yaşamın buz olarak kırıldığı yerde…

pul, yaradır kayıp bir mektubun teninde…

“Şiir Odası, Sayı: 4, Nisan 2000”



ŞANGIRDAYAN YANLIŞLAR



bir tek dura dura sararmış
keskin unutuş kalsındı,
geçilsindi hızla
buruşuk sabahların üstünden

ne zaman
çitlerini geçmek istesem yüzünün
öpülmüş oluyordu mutlaka
nefesi solunmuş binlerce kez
yokuşlar besliyordu omuzlarında, dargınlıklar
günün saçları kısalırdı da
bağıramazdı ellerini saat iki buçuklar
akşam dudakları uzardı lambaların
yine de öpemezlerdi koşullanmış tıpkı’lığı
leke olmayacak kadar büyüktü karanlığımız.

ıslak bir tanrı fotoğrafıydı zaman
rastgele bir tabutluk acısı,
fırlama halinde yapışan ceset kokusu
esirgenen sabahlara.
gördüm ki
eksiksiz bakmak birikmiş iki yanlışa
nefrete düşmenin biçimleridir
sonra derimizdir ihaneti bildikçe büzülen.
artık bütün bitişlerin doygun hıncıyız
şangırdayan yanlışları aralıksız tekrarlamak…
çünkü aşk!

“Anıtanrıça” adlı kitabından


UNUTKAN DOKU



En uyumlu mevsime atardı
Saçının bol kederli urganını
Henüz edinmiştim bu birbaşınalığı oysa
Ben her yolculuğa akşamı ekledim
Sesimin unutkan dokusu bundan kırıldı
Büyük harflerle keserken yolumu italik zaman

Uzak da yorulur uzak olmaktan
İhanet ağrılı yüzünden anlarım
Çiğnediğim yasalarla sınırlı nasılsa hayat
Nasılsa hangi sokağa çıksam yasak avuçların nemi
Yassılmış saatlerinden tanımak günü
Tumturaklı anılardan geçerek; bilenmiş

Kaldırımlar kaldırmaz mı dersin
İki kişiden bir olmanın suçunu
Üzünç ağacıyım; caddeyi bölen
Hep açık bırakıyorum kentlerin kapılarını
Açık kalıyor ömrün üstü nedense
Aşksa sürekli misafir yüzünde,
Benzeyip dururken fotoğraflar şiire

Fakat bulurum açıklarında yiten sorunun im’lerini
Bir ayrılığın orta yerine bağdaş kurarım
Çıplaklığın epeyce kararlı üstelik Yeniden sorumlu olurum
Üstünü çizdiğim sözcüklerden

Seni acele yaşayıp
Usulca anlattım kendime

Düşlem dergisi, Sayı: 12, Nisan 1998


UNUTUŞUN KANATTIR

O kuşu rüyada uçtun mu sahi
Unutuşun bile kanatır seni
Bu göğün tattığı ilk ihanet  olacak
Bi’ kanat mıyım orda
Küf miyim tüylenmiş
Yarığında kalbinin biriktir onu.

Bak ağırdır uykusu suyun
Dilin de yarası öyledir elbet
Aksanımı ona uyduracağım
Bu kent elbet dökecek beni
Bağışlanır bir yanımı genişletip açacak
Sen pencere önlerinde üzgün turuncu…

Sıkı bir düğüm vardır elinde
Seyrine yer ayırt
Gözündeki zehrin
Hem bakma bültenlerin intihar dediğine

Aklımın cenazesi
Yarın senden kalkacak
                                
Dize Dergisi, Sayı: 132, Ekim 2006
“Efsunkâr” adlı kitabından





SERAP ERDOĞAN









(13 Ağustos 1975, Ankara - )


             İlköğrenimini Ankara ve Yozgat’ta, ortaöğrenimini İzmir Namık Kemâl Lisesi’nde tamamladıktan sonra Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nü bitirdi. Seslendirme ve metin yazarlığı yaptı. Çeşitli radyolarda şiir başta olmak üzere sanat içerikli birçok radyo programını hazırladı ve sundu. Şimdilerde Ankara’da öğretmenlik yapıyor ve şiir çalışmalarını burada sürdürüyor.
      Şiirleri ve yazıları Akatalpa, Bahçe, Deliler Teknesi, Dize, Düşeyaza Edebiyat, Düşlem, E, Edebiyat ve Eleştiri, Hayâl, Hayvan, İnsan, İzdiham, Kavram Karmaşa, Kül, Kül Öykü, Mozaik, Mühür, Öküz, Palto, Poetik’us, Sincan İstasyonu, Sonra Edebiyat, Şiir Odası, Şiiri Özlüyorum, Taflan, Uç, Ünlem, Varlık, Yasakmeyve, Wesvese vb. gibi dergi, fanzin, gazete ve eklerinde yayımlandı.
Ödülleri: “Kamaşma” ile Sağlık Emekçileri Sendikası Şiir Ödülü’nü,  “Anıtanrıça” adlı dosyasıyla 1998 Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü’nü,  aldı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Anıtanrıça (1999, Mayıs Yayınları, İzmir, 72 s.)
& Kamaşma (2004, SES Yayınları)
& Efsunkâr (2012, Kanguru Yayınları, Ank., 60 s.)
       Çocuk Kitapları:
& Öpücük Balıkları (2013, Mühür Kitaplığı, İst., 48 s.)
& Babası Çizgili Kedi (2013, Mühür Kitaplığı, İst.)

* Serap Erdoğan'ın izniyle yayınlanmıştır.

28 Kasım 2008 Cuma

SELÇUK ERAT

(5 Şubat 1982, İstanbul - )


       İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da, lise öğrenimini Gebze’de tamamladı. Eğitimine Anadolu Üniversitesi İşletme bölümünde devam etti. Mimari, heykel ve resimle ilgilendi. Liseye başladığı yıllarda edebiyata olan ilgisi arttı ve bu alanda çalışmaya karar verdi (1997).
       1998 yılında ailesiyle birlikte Gebze’ye yerleşti. Gebze’de yayımlanan günlük gazetelerde ve bazı dergilerde köşe yazıları yazdı. Marmara Gazetesi’nde Lacivert Kültür ve Sanat Sayfası’nı; Demokrat Gebze Gazetesi’nde ise Demokrat Günce Kültür ve Sanat Sayfası’nı yayımladı. Arkadaşları ile birlikte Gebze Azim Gazetesi’ni çıkardı, yazı işleri müdürlüğünü ve gazetenin tasarımını yaptı.
       14 Eylül 2004’te LacivertSanat Kültür ve Sanat Topluluğu’nu kurdu. 1 Kasım 2004’te topluluğun internet sitesini açarak LacivertSanat E-Dergi’yi yayımladı. Mayıs 2007’de iki ayda bir yayımlanan LacivertSanat Fikir Ağırlıklı Kültür, Sanat, Edebiyat, Dil, Tarih ve Toplum Dergisi’ni çıkardı. Aslı Fm ve Elalem Fm adlı radyolarda Lacivert Gece ve Hafta Ortası adlı programları hazırlayıp sundu. “Lacivert Gece” adlı radyo programı, her Pazar saat 20.00’de Radyo Güllük’te devam ediyor.
       Şiirleri, yazıları ve söyleşileri; Ada (Samsun), Ada (Trabzon), Andız, Aykırısanat, Berfin Bahar, Çağdaş Kent, Dergâh, Demokrat Gebze, Deyiş, Dünya, Düşle, Ekin Aktüel, Gezgin, Hayâl, Herşeye Karşın Edebiyat, İmgelem, İspinoz, Kuzeyyıldızı, Marmara, Mor Taka, Önce Vatan, Sızıntı, Siyah Beyaz, Şair Çıkmazı, Şiir Ülkesi, Tay, Türk Dili Dergisi, Ünlem Sanat, Üç Nokta Edebiyat, Yalın Ses, Yaşayan Yarın, Yeni Gebze, Yeniden Siya vb. gibi dergi ve gazetelerde yayınlandı.
       İstanbul’da yaşayan Selçuk Erat, halen uluslararası bir sivil toplum kuruluşunda yönetici olarak çalışmakta, LacivertSanat’ın yayın yönetmenliğini yürütmektedir.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Yaş (2003, Merhaba Tanıtım)

& Toz Yanığı (2008, Ada Yayınları, İst., 72 s.)

İki Kitap İki Şair




İki Şair, İki Kitap

Selçuk Erat, “toz yanığı” *

1982 doğumlu, Selçuk Erat başta şiir olmak üzere mimari, heykel ve resimle ilgileniyor. Radyo programları hazırlıyor, dergi ve gazeteler çıkarıyor. Yalnızlığını yaşıyor, kendisinin dışına çıkmaya çabalıyor, çığlık atmaya yelteniyor, bıkmaksızın yazıyor, nice yaşamlar büyütüyor içinde; sözcüklerini kusuyor, baş harfi büyümeyen şiirler yazıyor,
Mevsimlerden mevsimsizliği yaşıyorum, elimde toz yanığı.
Herkesin şiir dediği şey nedir sizce? Şarap değilse, kadın değilse, tanrı değilse, çocuk değilse, ölüm değilse, anne değilse, gece değilse…
Şiir nedir? Şiir: “toz yanığı”
Şair, şiirini yazar, köşesine çekilir. Okursa isterse o şiiri okur/okumaz bir kenara atar; isterse o şiiri döner dolaşır yine okur, yeniden okur, yeniden yazar, yeniden, yeniden, yine… Ben de öyle yapacağım sanırım.
Bir kez daha teşekkürler, Selçuk Erat.
Bir gün bir mesaj aldım ve Selçuk Erat’ı tanıdım.
Bir gün bir kitap aldım; “Selçuk Erat’tan Şükrü Kırkağaç için… Sevgiyle… 18.11.2008” diyerek imzalı.

BENİ HİÇ BULAŞTIRMAYACAKTIN!

Nevra Bucak’a…

hiç ayak basılmayan bahçede tohumdum.
aykırılığımdandı belki bilinmez,
açmak istemedim.
özümde saklanan imge vardı.
mitolojiden uzanan eldin sen;
ya da değdiğin başka bir ten.
filizimi okşadı bağrındaki mevsimler.
meyveler, aykırı baharı beklerdi demek!

anne, hoş geldin!
doğurdun, şimdi büyüt…




OYUN(CAK)LAR

I
yoruldu rüzgâr.
çocuklar sıkıldı.
ortada sıçan taşları, dağılmıştı.

tabloda gördüğüm küçük çocuk,
oynamıyor artık.

II
oyun getirin bana,
uzak ovaların bağrından.
pinokyo gibi oyuncaklar.
el yapımı olsun.

kurşun askerleri severdim,
taş bebekleri,
fırıldakları…

III
rüzgâra durmak istiyorum;
dönebilmek için.

IV
taşıyın oyuncakları,
uzak diyarların göğünden.

kurumayan ıslaklığımı bir de.



Gül Acemi, Sükût **

Günlerden bir gün. 29 Ekim 2008. Bilgisayarın başındaydım. “Facebook”a bakınıyordum. Engin Turgut’un mesajıyla irkildim. İstanbul’dan Antalya’daki bir resim sergisi ve imza günü etkinliğini duyuruyordu. Onun duyurusuyla gittim resim sergisine… Bir kedi gibi süzüldüm içeri, sessiz, “sükût” içinde… Tanıştım, tanıştı, tanıştık. Bir ressam tanıdım, bir şair… Köşesinde resim yapan, şiir yazan, mahcup, ıssız, hüzünlü, sevecen bir anne, “her yanı şiir kadın”.
Bir gün bir şair tanıdım, “Sükût” içinde: Gül Acemi.
Kitabını imzaladı bana: “Sevgili Şükrü Beyefendi’ye. En derin saygı ve sevgilerimle… Gül Acemi 29.10.2008” diyerek.
Gül Acemi’nin kitabıyla aynı adı taşıyan sergisini “sükût” içinde terk ettim. Acemice bir gül kokladım…Sergi Gül Acemi’nin ilk sergisiydi tıpkı kitabı gibi. “Sükût” Engin Turgut’un editörlüğünde Artshop Yayıncılık tarafından yayınlanmış. “Fuşya” adlı şiiriyle merhaba diyelim Gül Acemi’nin şiirine.

FUŞYA

Bir yanı mahcup bir genç kız gibi
Diğeriyse önüne geleni gözleriyle
Dansa kaldıran işveli bir çingene
Akşamın ıslığı karışıyor ay’lı geceye
O varsa hayatın gözleri kamaşıyor
Kırmızıdaki ateş pembenin utancıyla bir olmuş.

Sahici bir aşk’tır fuşya
Ve fuşya sahiden çok yakışıyor aşk’a…


HAYAL

Hayat kısa metrajlı bir film gibidir
Ben uzun izlerim.

İşiniz hep yoğun, çok kalabalıksınız
Ben sizi yalnız beklerim.


*toz yanığı / Selçuk Erat / 2008, Ada Yayınları, İst., 72 s.
** Sükût / Gül Acemi / 2008, Artshop Yayıncılık, İst., 48 s.

20 Kasım 2008 Perşembe

Enver Gökçe

Enver Gökçe'yi saygıyla anıyorum.

ENVER GÖKÇE
(1920, Çit Köyü, Kemaliye(Eğin) / Erzincan – 19 Kasım 1981, Ankara)




Mustafa Gökçe imzasını da kullandı. Çocukluğu doğduğu köyde geçti. 1929’da ailesiyle Ankara'ya göç ettiler. Burada özel bir ilkokulda okumaya başladı. Daha sonra Cebeci Ortaokulu' na girdi (1935?). Ankara Gazi Lisesi'nin ardından 1948de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Türk dilinin tüm kolları, Türkmence, Kırgızca, Karaimce, Göktürk ve Oğuz lehçeleri, İstanbul ağzı vd. üzerinde çalıştı, Divan Edebiyatı'nı uzmanlık derecesinde öğrendi. Pek çok halk öyküsünü, masalını, bu arada da, Dede Korkut Masalları'nı derleyerek bugünün Türkiye Türkçesine kazandırdı. Sosyalist düşünceye yakınlaşmaya başladı. Türkiye Gençler Derneği'nin (Ankara, 1948) kurucu üyeleri arasında yer aldı. Komünizm propagandası yaptıkları gerekçesiyle tutuklandı ve üç ay Ankara Cezaevi’nde tutuklu kaldı. Mezuniyet sonrası, öğretmen olarak atanması siyasî polisin engeline takıldığından, iş bulduğu Yurtlar Müdürlüğü'nün İstanbul öğrenci yurtlarında çalışmaya başladı, Çarşıkapı, Yıldız Teknik ve Kadırga öğrenci yurtlarında görev yaptı. 1951 Türkiye Komünist Partisi Tevkifatı'nda tutuklandı. Ceza Kanunu’nun 141. maddesine aykırı davranmaktan 7 yıl hapis ve 2 yıl sürgün cezasına çarptırıldı. 7 yıl Adana Cezaevi’nde hapiste yattı; sürgün cezasını Çorum / Sungurlu ve bir süre de Ankara’da ikamet ederek tamamladı (1959). Hapishane yıllarında Orhan Suda’dan Fransızca öğrendi. Cezası bittikten sonra sürekli işsizlik sorunuyla karşılaştı. Fethi Giray’ın çıkardığı bir reklam gazetesinde düzeltmenliğe başladı. Bu dönemde Pablo Neruda’dan şiir çevirileri yaptı. 1963’te gazete kapanınca tekrar işsiz kaldı. İstanbul’a yerleşti ve bu kez bir spor dergisinde ve Meydan-Larousse’ta düzeltmenlik yaptı; ancak yine işten çıkarıldı. Bir süre çocuk kitapları yayımlayan bir yayınevinde çalıştı; “Dünya Masal ve Efsaneleri” dizisi için Çin, Hint, Mısır efsane ve masallarından kitaplar çevirerek basıma hazırladı. Tekrar ekonomik sıkıntılar yaşamaya başlayınca İstanbul’dan ayrılarak köyüne yerleşti. Bu tarihten sonra kışları köyünde yazları ise Ankara ve İstanbul’da ikamet etti. 1977’de kısa bir süre Bulgaristan'da tedavi gördü. Son yıllarını Ankara Seyranbağları huzurevinde tamamladı. Enver Gökçe, 19 Kasım 1981'de yeğeninin Ankara'daki evinde yaşama veda etti.
Enver Gökçe, öğrencilik yıllarında, Nurullah Ataç, Ahmed Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer'in de katılımları olan, dönemin ünlü Halkevleri yayını, Ülkü dergisinde düzeltmenlik yaptı ve Ant dergisinin yönetiminde yer aldı; 1943’te ilk şiirleri “Köylülerime” “Yurt ve Dünya “ dergisinde, “Ağıt” ve “Bir Alıp Satıcı Gönül” ; ilk yazısı “Çit Köyü”de “Ülkü” dergisinde yayımlandı. “Köylülerime” şiiri büyük yankı uyandırdı. Ant, Ülkü, Söz, Gün, Yağmur ve Toprak, Yeryüzü gibi dergilerde yayımlanan şiirleriyle “1940 Kuşağı”nın önde gelen şairleri arasında yer aldı. Şiirleri daha sonra Meydan, Ant, Doğrultu, Yansıma, Yarına Doğru, Toplumcu Gerçekçiliğe Çağrı, Halkevi, Yapıt, Yaba, Yeni Adımlar, Türkiye Yazıları, Sanat Emeği gibi dergilerde yayımlandı. Mezuniyet tezi (1947) olan Eğin Türküleri, türünün ilk örnekleri arasındadır. Halk şiirinin dil olanaklarını toplumcu gerçekçi çizgide usta bir biçimde kullandı.
Bazı şiirleri Zülfü Livaneli, Timur Selçuk, Sadık Gürbüz ve Ahmet Kaya tarafından bestelendi.
Pablo Neruda, Gesinoviç, Panova ve Hayyam’dan çeviriler yaptı.
Ödülleri:
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Dost Dost İlle Kavga (1973, Yücel Yayınları, İst.)
& Panzerler Üstümüze Kalkar (1977, Doğrultu Yayınları, İst.)
& Enver Gökçe Yaşamı Bütün Şiirleri (1981, Ayko Yayınları, Ank., 146 s.)
Araştırma Kitabı:
& Eğin Türküleri (1982)
Çevirileri:
& Şiirler / Pablo Neruda (Mustafa Gökçe adıyla; 1959, Düşün Y., İst.)
Kaynaklar:
A Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi Cilt I / 2001, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, İst., s: 369-370

5 Kasım 2008 Çarşamba

İhsan Topçu

İHSAN TOPÇU
(30 Ağustos 1948, Kuşluca Köyü, Sürmene / Trabzon - )



Ülfet Hanım ile memur Mahmut Topçu’nun oğlu. İlk ve ortaokulu Trabzon'da, liseyi Kilis'te 1965 yılında bitirdi. Aynı yıl girdiği İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1967 yılında kendi isteğiyle ayrıldı. 1967 yılında girdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü 1971 yılında bitirdi. 1972 yılında Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesi edebiyat öğretmenliğine atandı. Birkaç aftan yararlandıysa da 1989 yılında devam süresini doldurduğundan İ.Ü. Hukuk Fakültesi 3. sınıfından ayrılmak zorunda kaldı.
Gemlik, Bursa, Kocaeli ve Gölcük liselerinde ve Kocaeli Eğitim Enstitüsünde edebiyat öğretmenliği, kısa aralıklarla da yöneticilik yaptı. 1994 yılında Kocaeli Üniversitesinde Türk dili okutmanı olarak göreve başladı. Aynı yıl Türk Dili Bölüm Başkanlığına atandı. 1995 yılında Kocaeli Üniversitesi Şiir Etkinlikleri Birimini, o zamanki adıyla Şiir Okulunu kurdu. 1996 yılında Şiir Okulu Müdürlüğüne atandı. Türk Dili Bölüm Başkanlığı ve Şiir Okulu Müdürlüğü görevlerini 1998 yılı sonuna kadar sürdürdü. 1998 yılında Kocaeli Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğüne atandı, bu görevinden kendi isteğiyle 1999 yılında ayrıldı. 2002 yılında Şiir Etkinlikleri Birim Müdürlüğüne yeniden atandı. 2006 yılında meslekte 35. yılında emekli oldu. Kocaeli Üniversitesinde Türk dili dersleri vermeyi sürdürüyor.
İlk şiiri “Aydınlık” 1964’te Kilis Hududeli gazetesinde yayımlandı. Şiirleri, yazıları ve kendisiyle yapılan söyleşileri, Afrodisyas Sanat, Agora, Akademi Gökyüzü, Alaz, Berfin Bahar, Biçem, Cumhuriyet Kitap, Çağdaş Türk Dili, Damar, Düşlem, Eski Broy, Gökyüzü, Güney, Güzel Yazılar, Hakimiyet Sanat, Ilgaz, İnsancıl, Karşı, Kıyı, Mavi Ada, Ozanca, Papirüs, Pencere, Poetikus, Promete, Şehir, Şiir Ülkesi, Taflan, Tay, Türk Dili, Yaşasın Edebiyat, Yelkovan, Yeni Biçem vb. gibi dergilerde yayımlandı.
Kocaeli Üniversitesi Şiir Etkinlikleri Biriminin yayın organı olan Gökyüzü adlı şiir dergisinin, çıkış yılı olan 1996'dan 2005 yılına kadar, yayın yönetmenliğini yaptı.
Sözleri ve ezgisi kendisinin olan Atatürk Oratoryosu adlı bir çalışması var.
Evli ve iki çocuk babası olan Topçu, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Edebiyatçılar Derneği üyesidir.
Ödülleri: “Gökyüzünü Yitiren Kuş” adlı şiir dosyasıyla, 1992 yılında İsveç'te uluslararası boyutta düzenlenen bir yarışmada “Hümanist Enternasyonal Şiir Onursal Ödülü”nü, “Yaşam Avuçlarımızda Sonsuzveren Gül” adlı kitabıyla 2004 yılında “ Ş. Avni Ölez Şiir Emeği Ödülü”nü aldı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Üçüncü Mevki Duygular (1969, Ana Y., İst.)
& Yarınsız Sayfaları Yırtıyorum (1975, Ana Y.)
& Arayış Yol Arıyor (1990, Ana Y.)
& Gökyüzünü Yitiren Kuş (1994, Kurtiş :Matb., İst.)
& O Yitik Kıpırtı (1996, Suteni Yayınları, Ank.)
& Yaşam Avuçlarımızda Sonsuzveren Gül (2003)
& Hiçliğin Diliyle
Yayına Hazırladığı Kitaplar:
& Kocaeli Günümüz Şiiri Antolojisi (2005, Kocaeli Üniversitesi Yayınları)
Kaynaklar:
& Tanzimat’tan Bugüne edebiyatçılar Ansiklopedisi / Cilt II / 2001, YKY, İst., s: 829