2 Kasım 2016 Çarşamba

JENAN SELÇUK


(1974, Stavrogonno-Baf / Kıbrıs - )


       Uluslararası İlişkiler mezunu. Bilinçaltı Örgütünün öteki üyeleriyle yeraltı edebiyat-sanat dergisi Isırgan’ı çıkarıyor.
       Şiirleri, Akatalpa, Isırgan, Kitap-lık, Kurşun Kalem vb. gibi dergi ve fanzinlerde yayımlandı.
Ödülleri:
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Kaza (2003)
& Haz (2007)
& Şeytanrı (2012, Bilinçaltı Yayınları, Kıbrıs, 69 s.)

Şiirlerinden Seçmeler:

ŞİZOFRENGİ

‘Aylak ayaklarınla tüneller kazarak
 ayılınca kapanacak,

‘Esneye esneye
                 eskiterek yaşanmamış olanı,

‘Sanma kurtulabileceğini
                             belleğin zindanlarından!

‘Ancak yazarak, yazarak ancak...

‘Akıl bir salıncak, bir o yana, bir bu yana.

Kesin sesinizi,
                 berbat etmeyin... Işık,
birazcık ışık!

Buzdan birer tuzak gözlerin
bakışların babutsa,
                             BATMASA!

Israr etme, açıklanamaz, çok karmaşık
anlamsızlık.

Bırakın peşimi
peşimi bırak. Yıkım yakın, huzur
       çok uzak!

 06, ara taraf

Akatalpa, Sayı: 123, Mart 2010

YARATILIŞ

Sağ yandaki delikten
                      içeriye süzüldü güneş,
eriterek yanılsamaları.

Son soluğuyla soldakinden
                      dışarıya sümkürdü ay’ı,
soğutsun diye
henüz yarattığı dünya’yı.

 08, ommm


Akatalpa, Sayı: 125, Mayıs 2010

ZEKİ ALİ


(1951, Lefkoşa - )


       Şiire ortaokul yıllarında başladı. İlk kitabı “Bayan Mavi”yi lise son sınıftayken 1970 yılında yayımladı. 1973-1992 yılları arasında Kanada’da yaşadı. Kıbrıs’a döndükten sonra BRT’de müzik programı sunuculuğuna başladı ve halen bu görevine devam etmektedir. Güney Kıbrıslı şair müzisyen Haji Mike ile iki toplumlu bir müzik grubu kurarak çeşitli albümler çıkardı. Zeki Ali, Çaba, Pygmalion, İnsanzamanmekan gibi dergilerde editörlük yaptı. Sanatçı ve Yazarlar Birliği’nde  başkanlık görevinde bulundu.
       Şiirleri, Akatalpa, Alaz, Kurşn Kalem vb. gibi dergilerde yayımlandı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Bayan Mavi (1970)
& Yolcukuş
& Rüzgar Kasideleri
& Tenden Daha Derinde
& Sonsuz Bir Efsane
& Sürüden Ayrılan Şaman
& Taş Uyur Ruh Gezer
& Kuş Dili (Şiirler 2005-2010) (2012, Khora Yayınları, Kıbrıs, 98 s.)
& Zamansız (Şiirler 2009-2015) (2016, Işık Kitabevi, Kıbrıs)

Şiirlerinden Seçmeler:

GÜLÜN KOKUSUYLA

Gülün kokusuyla kuşandı ruhum
ıslandı taçyaprağıyla dilim

külü yaşayan göğsüm
korkmadı ateşten
soludu gecenin saklı alazını
kökümde katran vardı
yaprağımda asit
bir azınlık hüznüyle uyandı çiçeklerim
coğrafyayı onlar bölüştü
tarihi onlar miras yaptı
tel örgülü saraylarına.

Ben bir yolcuydum
sayfalara gölgesi düşmüş bir yolcukuş
gelip durakladım son aşkımda.

Gökyüzü en doğurgandı
yıldızlar en öksüz
sonsuz sayıklamasına çakılıydı güneş
uzak bir sevda gibiydi yağmur taşıyan bulut.

Yüzüne bakıp
içime çekerken ruhunu
rüzgârın fısıltısını dinledim
çam yapraklarında

çalılar uysal
sesler bir başka dünyadandı
damarımız dar
kanımız firardaydı.

Gülün kokusuyla kuşandım
ıslak taçyaprağının
diliyle konuştum
bitmeyen özlemi

birdik
anlatılmaz uzun bir zaman
bölünmezdi iki nefese
tek bir ruh.


Akatalpa, Sayı: 123, Mart 2010

SEHER ÖZKÖK



      Tam adı Seher Özkök Uğur. Bursa’da yaşıyor.
Yapıtları:
      Deneme, İnceleme, Eleştiri Kitapları:
& Yaşama Teğelli Öyküler: Sevim Burak 'ın Öyküleri Üzerine Bir İnceleme (2014, Sentez Yayıncılık, 220 s.)
      
Şiirlerinden Seçmeler:

ÇARŞI

bir çarşı yürüyordu ayaklarımda
ve senden gayrı üşüyordu her şey
döküldüyse döküldüydü
şimdi zaman
yere
razıydı ya toprak güzelliğine

bir çarşı yürüyordu ayaklarımda
sence
düşüyordu söz elime
avucuma sarıldım
bundandı
havuza sıkışmış sudandı yalnızlığım
ki kırılıyordu anın her değişine

bir çarşı yürüyordu ayaklarımda
oysa gamsız bir han kuytusunda
sallanan çocuktu gözlerin
görmedim
eşiğinde bir tefin
gayb sesine üflendim

SADECE HAYAL

sadece bir hayal arıyorsun sen
satılmış kerhanesine insanın
oturmuş ve düşünmüş vuslatı
bilemiş maruzatı
şimdi düşmüş bir şairdir tırnağın
kandan kızıl gözyaşı
daha fazlası ise ve isek
inanmak zamana
sayıklayan kambura

sadece bir hayal uçuklamış
içerinde yumruklu bir bezginlik
iken pezevengi sözün şiddet
bir bebek uzanıyor büyümeye
ve büyüye kanıyor hep
yatıyor geleceği düşlü gerdeğe

sadece bir hayal aramaktasın
da gözü göğün morarmış
bakmakta derine avalca
soyulmakta dün gecenin testisinden
ve ayılmakta sarhoşu tenin
kapı aramakta geçmişi geçirmeye

sadece bir hayal
gibi çamur çekilir kemiklerden
ve taşar iliğin kansı yalanı
Et, utancın yarım kalanı
Et, titremsi haz
Et,mekân-ı ziyan
ve asl-ı masiva
Et, rahat bırak bizi biraz...

Akatalpa, Sayı: 124, Nisan 2010

ZAMANA İNTİHARIMDIR

Korkuya dokundum
Dokundum iğnesine pikabın
Ve tutundum zaman perdesine
Asi bir merhamet dolanıyor koluma şimdi
Boynuma beni ilmekliyorum da sıkıca

Saçı kayıp bir kız çocuğu
Ayrıca
Derisi soyulmuş elmaymış meğer mazi

Uçurumun balkonuna yanaşıp
Oyuğunu bakmalar dükkânına satan
Bir kadın
Bir kadın duruyor yelkovanın omzunda
Ve otuzun koynunda

Korkuyu bildim
derimi deştim baş harfiyle sonra
kadını sakladım rahmin kuyusuna
açtım çakıyla beynin kıvrımını
oturup karşısına düşündüm
evet düşündüm
ve ilikledim kendimi arsız yazgıma

Akatalpa, Sayı: 126, Haziran 2010


1 Kasım 2016 Salı

ABDURRAHMAN ŞENEL



(15 Ağustos 1980 - )


  

Şiirleri, Akatalpa, Bireylikler, Dize, Hece, Melâmet, Merdiven Şiir, Papirüs, Yeniyazı vb. gibi dergilerde yayımlandı.
Ödülleri: “Çıplak Nehirler, Sağır Evler” adlı dosyasıyla Karşıyaka Belediyesi tarafından düzenlenen 2009 Homeros Ödüllerinde Seçici Kurul Özel Ödülü’nü aldı.  
Yapıtları:
Şiir Kitapları:

& Kör Güvercin Dansı (2018, Mühür Kitaplığı, İst.)

Şiirlerinden Seçmeler:

AYAK İZİ TAMİRCİSİ

bal mumundan bir gemiyle geçtim yanardağın üzerinden
“gel beni bul” dercesine izler bıraktım
tek gözlü iri bir korsanın tenine
yarasaları öpünce dudağımda kaldı irin
sandılar ki karanlıklarını çaldım
oysa dudağımda kaldı irin

yılanın beline saplanan dirgenin tarihiydi acım
mağara duvarında
koynumdaki resmin yasını tuttum
ben mesul değildim
atına cevşen yapan nalcıdan
akrepleri öldürürken çıkardığım çıt sesine bastım çünkü yalınayak
ay vardı kocaman gökte dut kurusu
parçalanmış bir camın bantla yapıştırılmış haliydi
ay vardı kocaman gökte dut kurusu
geçtim ben
bal mumundan bir gemiyle yanardağın üzerinden
ateş tabuttu tufandı yüzüm saklandı
oda içinde odaya

istesem pabuçlarımla boşaltabilirdim
gemime sızan suları
yılanı öldürebilirdim bağışladım canını
parçalanmış bir kavanozun bantla yapıştırılmış haliydi çünkü
yakınımdaydı sığda yüzen cinim
uzun süren gecenin sonunda soyunduk
ikimiz de güzel bir masalın sonuyduk
ne zümrüdüanka ne huma kuşu
gelip konacaktı tenimize

Akatalpa, Sayı: 82, Ekim 2006

DUDAK MEYHANESİ

Bu şiir içime kor gibi düştü yutkundum ve yazdım
Bir ölü açık bırakmış sanki defteri
Uzun yolculuklara çıkarcasına
İlk durakta kirli havlularla kuruladım ellerimi
Kemiklerimden kuleler yaptım
Öğüttüm rüzgâr eleği ile

Dünyanın diğer ucundan
Dönmeyecek atları özledim
Ne ölümlerden dönmüştük birlikte
Benim değildi zaten uzattığım saç kestiğim tırnak
Su ateş ve rüzgâr ve gece ben yana yana söndüm
Bilmezdim saçlarıma değen rüzgârın
Bir çocuğun felcine sürülen sığla yağı kadar mutlu edeceğini
Sadece zaman olmaktı dileğim
Külüme basan konvoylar yaz sabahları
Yapma çiçekler gibi güzeldi
Ben döne döne delirdim

Okuduğum her kitap sayfasında dünya dudak meyhanesiydi
Anlatmamalıydım firavun’ un bıçağına
En güzel nemrut masalını
Yürüdükçe yürümeliydi benle dağlar
Kırılmalıydım ince ince bir otobüs camında

Akatalpa, Sayı: 98, Şubat 2008

KAYIP FIRTINA

siz beni tanımayacaksınız
kayıp harflerin durağında bırakacağım
kardan döşeğimi
serin yağmurlar esecek
fırtınanın aklında bir yanardağ hazırlığı
lav süreceğim gözlerimin şevvaline
annenin başı duvarla tüfek arasında
asılı duracak
sizinle bir daha karşılaşmayacağım
bir ölü evinde
üşüyecek titremeler divane sır gibi
annenin başı oğul ile meme arasında
sarkacak
yangınlardan yangına
başımı duvaklarla örteceksiniz
bir uçurum dalışı
kalacak benden size
tüfekle duvar arasında
hiç bilmeyeceksiniz
her oğul erken ölecek
kopacak ilk damarım
kör düğün arefesinde

Akatalpa, Sayı: 126, Haziran 2010

KISRAK

sevme beni ölümlüyüm. korkularımı sağma.
daha fazlası gerek daha fazla.
uçmak istiyorsa şu masa uçur.
kaplumbağa olmak istiyorsa ceviz ağacı yazgısını boz.
bana aşkı anlatma sessizliğe biten dil.
toprakta son açıyor. acıyor sızım öpme.
şeytanımı sakladım günahım büyük.

kısrağın doğuruşunu çizdi ressam. günahı büyük.
akşam güneşinde bilinen boz bir yaz gibi.
penceremden geçti hiç geçmeyeceğine inandığım yaz.
ablamın gelinliği kadar beyaz gitti kuşlar.
göğü çaldılar avcılar içime bıraktı tüfeği.

ormanın karanlığını geri verdim. gerisingeri saten eprimiş zambak.
yakışmadı bana öldürdü gerçeğimi. yalanımla yaşadım
kızılca şerbeti. arsenik ağır çekim ölüm.
bul beni karmakarışığım çöz. kemanında çal.
kâh can kış gecesinde sokak köpeği.
kâh deliler yurdu. ömrümü yorma.
hangi dildeyim konuş. nereye gitsem atım da geldi.
sarhoş yaşamın izini sürdüm.

derler, korktuğun biri varsa arkana bakarsın.
baktım: boğuldum nal sesine.
baktım: sonsuz ve çürüme.

Akatalpa, Sayı: 76, Nisan 2006

KÖR GÜVERCİN DANSI

'hüseyin peker'e'

geceden uzun saçlarım
hangi bahçeye gitsem gül yorgunu
yol yokmuş yokuşmuş
kimsesiz adreste adını dağlara vermiş bir ihtiyar
hasta atların her sabahı
o dağlarda atını gezdiren ihtiyar

geceden uzun saçlarım
saçlarımda bir dünya çalgısı
kardeş katliamı gibi vacib
orada şimdi
kimin nefesini koklasam kül yorgunu
bir dervişin mezarında
onunla oynadığım kör güvercin dansı

ölüm ve genç
toprak ve dudak ateşin üstündeki yılan
ey hayat anladım nihayet uzunsun saçlarımdan
benden de güzel bir elmanın çürümesi
günlerin soyu ve soysuzluğu bitecek elbet
ey hayat saçlarım uzun senden

Melâmet, Sayı: 3, Temmuz-Ağustos 2015

KUM FIRTINA

yoksul zaman yalanlarım yok olacak
yağmur eskisi bir fırtınada
seni öldüreceğim ey durmadan konuşan iki dudak
çok özür dileyeceğim
o devrilen cümleler içinde
durmadan susan iki dudak arasında kuşlarımı sayacağım
bugünkü gibi yorgun bir fırtınaya hazırlanacağım
hayatı atlara benzeteceğim yangın dönüşü
beyaz yeleleri ateşler içinde
(rüzgara kanatsız eseceğim)
aklım gidenlerde kalacak acıkacağım emdiğim tuzlu memede
benden sonra da akacak gürül bir gök
üzgün bir nehir sürgün akacak
sessizlik dağında oturacağım bütün kış
gözlerimde ağaçlar yeşerecek
kulaklarımda tırnağımda tenha bir mahşer
izini silecek avucumdan hayata savurduğum kum tanelerinin
iki dudak ölüsü kıyıya vuracak gemiler gibi

Akatalpa, Sayı: 124, Nisan 2010

UZAK FIRTINA

büyük fırtınalara çıkacağım, acının ertesi
saçlarımı ellerimle keseceğim kısacık dilediğiniz gibi
her makas sesinde bir ölünün kollarında eskiyecek kol saati
bozkırda bekleyen su kuşları derininize uçacak
en derininize açılmış bir kuyuda
dirilicek berrak nehirler
yangın ortasında toz çiçekleri gibi açacağım
uzağınız avuntu avlularımda fırtınaya kapılacak
orada unutacaksınız kulağıma dualar okuyan deli kadını
gümüşten bir gök ikiye bölünecek
yeryüzüne ceset gibi boylu boyunca uzanacak
yüzümde uluyan köpekler


Akatalpa, Sayı: 123, Mart 2010

İLKAY AŞIK


(1986 - )


Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Mesafe (2011, Alp Yayınları, Zımba Şiir Dizisi, Bursa)

Şiirlerinden Seçmeler:

KARANFİL

Giden güzel karanfillere üzülme
Tandık seslerle buluş, onları öp
Küçük küçük kanepeler hazırla kendine
İznik çinisi güzelliğinde bir sabah
Oturur bakarsın, yüzün fesleğen

İsmini yitirdim avluda oysa yeşil
Karanlık kırlangıç mavisinde
Kapılar açıldı, yağmurlar ve çiçek
Bilinmeyen bir çağı kapatıyorduk
Ama gözlerimi asla görmemelisiniz

Duruyor bir sarı bir turuncu sabahlar
Ezan sesleri geliyor her mezhepten
Kalın sislerle boğuşuyorum her gride
Bir kadını yitiriyorum henüz 47
Sırasız yitişlerin korkunç âleminde

Akatalpa, Sayı: 124, Nisan 2010

ÖLÜM

Bir ölüm, silecekti sanki bütün umutsuzluğu
Gecenin hayrına böyle varılacaktı
Zifiri karanlıkta zaman duracaktı
Gerçeklik yitirecekti olumsuzluğu
Beyaz bir düş gibi huzurlu, sakin
Ve küçük bir çocuk gibi masum
Değiştirecekti tüm bildiklerimizi
Ölüm, sürükleyecekti ardından ölümsüzlüğü…

Akatalpa, Sayı: 102, Haziran 2008