28 Kasım 2008 Cuma

SELÇUK ERAT

(5 Şubat 1982, İstanbul - )


       İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da, lise öğrenimini Gebze’de tamamladı. Eğitimine Anadolu Üniversitesi İşletme bölümünde devam etti. Mimari, heykel ve resimle ilgilendi. Liseye başladığı yıllarda edebiyata olan ilgisi arttı ve bu alanda çalışmaya karar verdi (1997).
       1998 yılında ailesiyle birlikte Gebze’ye yerleşti. Gebze’de yayımlanan günlük gazetelerde ve bazı dergilerde köşe yazıları yazdı. Marmara Gazetesi’nde Lacivert Kültür ve Sanat Sayfası’nı; Demokrat Gebze Gazetesi’nde ise Demokrat Günce Kültür ve Sanat Sayfası’nı yayımladı. Arkadaşları ile birlikte Gebze Azim Gazetesi’ni çıkardı, yazı işleri müdürlüğünü ve gazetenin tasarımını yaptı.
       14 Eylül 2004’te LacivertSanat Kültür ve Sanat Topluluğu’nu kurdu. 1 Kasım 2004’te topluluğun internet sitesini açarak LacivertSanat E-Dergi’yi yayımladı. Mayıs 2007’de iki ayda bir yayımlanan LacivertSanat Fikir Ağırlıklı Kültür, Sanat, Edebiyat, Dil, Tarih ve Toplum Dergisi’ni çıkardı. Aslı Fm ve Elalem Fm adlı radyolarda Lacivert Gece ve Hafta Ortası adlı programları hazırlayıp sundu. “Lacivert Gece” adlı radyo programı, her Pazar saat 20.00’de Radyo Güllük’te devam ediyor.
       Şiirleri, yazıları ve söyleşileri; Ada (Samsun), Ada (Trabzon), Andız, Aykırısanat, Berfin Bahar, Çağdaş Kent, Dergâh, Demokrat Gebze, Deyiş, Dünya, Düşle, Ekin Aktüel, Gezgin, Hayâl, Herşeye Karşın Edebiyat, İmgelem, İspinoz, Kuzeyyıldızı, Marmara, Mor Taka, Önce Vatan, Sızıntı, Siyah Beyaz, Şair Çıkmazı, Şiir Ülkesi, Tay, Türk Dili Dergisi, Ünlem Sanat, Üç Nokta Edebiyat, Yalın Ses, Yaşayan Yarın, Yeni Gebze, Yeniden Siya vb. gibi dergi ve gazetelerde yayınlandı.
       İstanbul’da yaşayan Selçuk Erat, halen uluslararası bir sivil toplum kuruluşunda yönetici olarak çalışmakta, LacivertSanat’ın yayın yönetmenliğini yürütmektedir.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Yaş (2003, Merhaba Tanıtım)

& Toz Yanığı (2008, Ada Yayınları, İst., 72 s.)

İki Kitap İki Şair




İki Şair, İki Kitap

Selçuk Erat, “toz yanığı” *

1982 doğumlu, Selçuk Erat başta şiir olmak üzere mimari, heykel ve resimle ilgileniyor. Radyo programları hazırlıyor, dergi ve gazeteler çıkarıyor. Yalnızlığını yaşıyor, kendisinin dışına çıkmaya çabalıyor, çığlık atmaya yelteniyor, bıkmaksızın yazıyor, nice yaşamlar büyütüyor içinde; sözcüklerini kusuyor, baş harfi büyümeyen şiirler yazıyor,
Mevsimlerden mevsimsizliği yaşıyorum, elimde toz yanığı.
Herkesin şiir dediği şey nedir sizce? Şarap değilse, kadın değilse, tanrı değilse, çocuk değilse, ölüm değilse, anne değilse, gece değilse…
Şiir nedir? Şiir: “toz yanığı”
Şair, şiirini yazar, köşesine çekilir. Okursa isterse o şiiri okur/okumaz bir kenara atar; isterse o şiiri döner dolaşır yine okur, yeniden okur, yeniden yazar, yeniden, yeniden, yine… Ben de öyle yapacağım sanırım.
Bir kez daha teşekkürler, Selçuk Erat.
Bir gün bir mesaj aldım ve Selçuk Erat’ı tanıdım.
Bir gün bir kitap aldım; “Selçuk Erat’tan Şükrü Kırkağaç için… Sevgiyle… 18.11.2008” diyerek imzalı.

BENİ HİÇ BULAŞTIRMAYACAKTIN!

Nevra Bucak’a…

hiç ayak basılmayan bahçede tohumdum.
aykırılığımdandı belki bilinmez,
açmak istemedim.
özümde saklanan imge vardı.
mitolojiden uzanan eldin sen;
ya da değdiğin başka bir ten.
filizimi okşadı bağrındaki mevsimler.
meyveler, aykırı baharı beklerdi demek!

anne, hoş geldin!
doğurdun, şimdi büyüt…




OYUN(CAK)LAR

I
yoruldu rüzgâr.
çocuklar sıkıldı.
ortada sıçan taşları, dağılmıştı.

tabloda gördüğüm küçük çocuk,
oynamıyor artık.

II
oyun getirin bana,
uzak ovaların bağrından.
pinokyo gibi oyuncaklar.
el yapımı olsun.

kurşun askerleri severdim,
taş bebekleri,
fırıldakları…

III
rüzgâra durmak istiyorum;
dönebilmek için.

IV
taşıyın oyuncakları,
uzak diyarların göğünden.

kurumayan ıslaklığımı bir de.



Gül Acemi, Sükût **

Günlerden bir gün. 29 Ekim 2008. Bilgisayarın başındaydım. “Facebook”a bakınıyordum. Engin Turgut’un mesajıyla irkildim. İstanbul’dan Antalya’daki bir resim sergisi ve imza günü etkinliğini duyuruyordu. Onun duyurusuyla gittim resim sergisine… Bir kedi gibi süzüldüm içeri, sessiz, “sükût” içinde… Tanıştım, tanıştı, tanıştık. Bir ressam tanıdım, bir şair… Köşesinde resim yapan, şiir yazan, mahcup, ıssız, hüzünlü, sevecen bir anne, “her yanı şiir kadın”.
Bir gün bir şair tanıdım, “Sükût” içinde: Gül Acemi.
Kitabını imzaladı bana: “Sevgili Şükrü Beyefendi’ye. En derin saygı ve sevgilerimle… Gül Acemi 29.10.2008” diyerek.
Gül Acemi’nin kitabıyla aynı adı taşıyan sergisini “sükût” içinde terk ettim. Acemice bir gül kokladım…Sergi Gül Acemi’nin ilk sergisiydi tıpkı kitabı gibi. “Sükût” Engin Turgut’un editörlüğünde Artshop Yayıncılık tarafından yayınlanmış. “Fuşya” adlı şiiriyle merhaba diyelim Gül Acemi’nin şiirine.

FUŞYA

Bir yanı mahcup bir genç kız gibi
Diğeriyse önüne geleni gözleriyle
Dansa kaldıran işveli bir çingene
Akşamın ıslığı karışıyor ay’lı geceye
O varsa hayatın gözleri kamaşıyor
Kırmızıdaki ateş pembenin utancıyla bir olmuş.

Sahici bir aşk’tır fuşya
Ve fuşya sahiden çok yakışıyor aşk’a…


HAYAL

Hayat kısa metrajlı bir film gibidir
Ben uzun izlerim.

İşiniz hep yoğun, çok kalabalıksınız
Ben sizi yalnız beklerim.


*toz yanığı / Selçuk Erat / 2008, Ada Yayınları, İst., 72 s.
** Sükût / Gül Acemi / 2008, Artshop Yayıncılık, İst., 48 s.

20 Kasım 2008 Perşembe

Enver Gökçe

Enver Gökçe'yi saygıyla anıyorum.

ENVER GÖKÇE
(1920, Çit Köyü, Kemaliye(Eğin) / Erzincan – 19 Kasım 1981, Ankara)




Mustafa Gökçe imzasını da kullandı. Çocukluğu doğduğu köyde geçti. 1929’da ailesiyle Ankara'ya göç ettiler. Burada özel bir ilkokulda okumaya başladı. Daha sonra Cebeci Ortaokulu' na girdi (1935?). Ankara Gazi Lisesi'nin ardından 1948de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Türk dilinin tüm kolları, Türkmence, Kırgızca, Karaimce, Göktürk ve Oğuz lehçeleri, İstanbul ağzı vd. üzerinde çalıştı, Divan Edebiyatı'nı uzmanlık derecesinde öğrendi. Pek çok halk öyküsünü, masalını, bu arada da, Dede Korkut Masalları'nı derleyerek bugünün Türkiye Türkçesine kazandırdı. Sosyalist düşünceye yakınlaşmaya başladı. Türkiye Gençler Derneği'nin (Ankara, 1948) kurucu üyeleri arasında yer aldı. Komünizm propagandası yaptıkları gerekçesiyle tutuklandı ve üç ay Ankara Cezaevi’nde tutuklu kaldı. Mezuniyet sonrası, öğretmen olarak atanması siyasî polisin engeline takıldığından, iş bulduğu Yurtlar Müdürlüğü'nün İstanbul öğrenci yurtlarında çalışmaya başladı, Çarşıkapı, Yıldız Teknik ve Kadırga öğrenci yurtlarında görev yaptı. 1951 Türkiye Komünist Partisi Tevkifatı'nda tutuklandı. Ceza Kanunu’nun 141. maddesine aykırı davranmaktan 7 yıl hapis ve 2 yıl sürgün cezasına çarptırıldı. 7 yıl Adana Cezaevi’nde hapiste yattı; sürgün cezasını Çorum / Sungurlu ve bir süre de Ankara’da ikamet ederek tamamladı (1959). Hapishane yıllarında Orhan Suda’dan Fransızca öğrendi. Cezası bittikten sonra sürekli işsizlik sorunuyla karşılaştı. Fethi Giray’ın çıkardığı bir reklam gazetesinde düzeltmenliğe başladı. Bu dönemde Pablo Neruda’dan şiir çevirileri yaptı. 1963’te gazete kapanınca tekrar işsiz kaldı. İstanbul’a yerleşti ve bu kez bir spor dergisinde ve Meydan-Larousse’ta düzeltmenlik yaptı; ancak yine işten çıkarıldı. Bir süre çocuk kitapları yayımlayan bir yayınevinde çalıştı; “Dünya Masal ve Efsaneleri” dizisi için Çin, Hint, Mısır efsane ve masallarından kitaplar çevirerek basıma hazırladı. Tekrar ekonomik sıkıntılar yaşamaya başlayınca İstanbul’dan ayrılarak köyüne yerleşti. Bu tarihten sonra kışları köyünde yazları ise Ankara ve İstanbul’da ikamet etti. 1977’de kısa bir süre Bulgaristan'da tedavi gördü. Son yıllarını Ankara Seyranbağları huzurevinde tamamladı. Enver Gökçe, 19 Kasım 1981'de yeğeninin Ankara'daki evinde yaşama veda etti.
Enver Gökçe, öğrencilik yıllarında, Nurullah Ataç, Ahmed Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer'in de katılımları olan, dönemin ünlü Halkevleri yayını, Ülkü dergisinde düzeltmenlik yaptı ve Ant dergisinin yönetiminde yer aldı; 1943’te ilk şiirleri “Köylülerime” “Yurt ve Dünya “ dergisinde, “Ağıt” ve “Bir Alıp Satıcı Gönül” ; ilk yazısı “Çit Köyü”de “Ülkü” dergisinde yayımlandı. “Köylülerime” şiiri büyük yankı uyandırdı. Ant, Ülkü, Söz, Gün, Yağmur ve Toprak, Yeryüzü gibi dergilerde yayımlanan şiirleriyle “1940 Kuşağı”nın önde gelen şairleri arasında yer aldı. Şiirleri daha sonra Meydan, Ant, Doğrultu, Yansıma, Yarına Doğru, Toplumcu Gerçekçiliğe Çağrı, Halkevi, Yapıt, Yaba, Yeni Adımlar, Türkiye Yazıları, Sanat Emeği gibi dergilerde yayımlandı. Mezuniyet tezi (1947) olan Eğin Türküleri, türünün ilk örnekleri arasındadır. Halk şiirinin dil olanaklarını toplumcu gerçekçi çizgide usta bir biçimde kullandı.
Bazı şiirleri Zülfü Livaneli, Timur Selçuk, Sadık Gürbüz ve Ahmet Kaya tarafından bestelendi.
Pablo Neruda, Gesinoviç, Panova ve Hayyam’dan çeviriler yaptı.
Ödülleri:
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Dost Dost İlle Kavga (1973, Yücel Yayınları, İst.)
& Panzerler Üstümüze Kalkar (1977, Doğrultu Yayınları, İst.)
& Enver Gökçe Yaşamı Bütün Şiirleri (1981, Ayko Yayınları, Ank., 146 s.)
Araştırma Kitabı:
& Eğin Türküleri (1982)
Çevirileri:
& Şiirler / Pablo Neruda (Mustafa Gökçe adıyla; 1959, Düşün Y., İst.)
Kaynaklar:
A Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi Cilt I / 2001, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, İst., s: 369-370

5 Kasım 2008 Çarşamba

İhsan Topçu

İHSAN TOPÇU
(30 Ağustos 1948, Kuşluca Köyü, Sürmene / Trabzon - )



Ülfet Hanım ile memur Mahmut Topçu’nun oğlu. İlk ve ortaokulu Trabzon'da, liseyi Kilis'te 1965 yılında bitirdi. Aynı yıl girdiği İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1967 yılında kendi isteğiyle ayrıldı. 1967 yılında girdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü 1971 yılında bitirdi. 1972 yılında Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesi edebiyat öğretmenliğine atandı. Birkaç aftan yararlandıysa da 1989 yılında devam süresini doldurduğundan İ.Ü. Hukuk Fakültesi 3. sınıfından ayrılmak zorunda kaldı.
Gemlik, Bursa, Kocaeli ve Gölcük liselerinde ve Kocaeli Eğitim Enstitüsünde edebiyat öğretmenliği, kısa aralıklarla da yöneticilik yaptı. 1994 yılında Kocaeli Üniversitesinde Türk dili okutmanı olarak göreve başladı. Aynı yıl Türk Dili Bölüm Başkanlığına atandı. 1995 yılında Kocaeli Üniversitesi Şiir Etkinlikleri Birimini, o zamanki adıyla Şiir Okulunu kurdu. 1996 yılında Şiir Okulu Müdürlüğüne atandı. Türk Dili Bölüm Başkanlığı ve Şiir Okulu Müdürlüğü görevlerini 1998 yılı sonuna kadar sürdürdü. 1998 yılında Kocaeli Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğüne atandı, bu görevinden kendi isteğiyle 1999 yılında ayrıldı. 2002 yılında Şiir Etkinlikleri Birim Müdürlüğüne yeniden atandı. 2006 yılında meslekte 35. yılında emekli oldu. Kocaeli Üniversitesinde Türk dili dersleri vermeyi sürdürüyor.
İlk şiiri “Aydınlık” 1964’te Kilis Hududeli gazetesinde yayımlandı. Şiirleri, yazıları ve kendisiyle yapılan söyleşileri, Afrodisyas Sanat, Agora, Akademi Gökyüzü, Alaz, Berfin Bahar, Biçem, Cumhuriyet Kitap, Çağdaş Türk Dili, Damar, Düşlem, Eski Broy, Gökyüzü, Güney, Güzel Yazılar, Hakimiyet Sanat, Ilgaz, İnsancıl, Karşı, Kıyı, Mavi Ada, Ozanca, Papirüs, Pencere, Poetikus, Promete, Şehir, Şiir Ülkesi, Taflan, Tay, Türk Dili, Yaşasın Edebiyat, Yelkovan, Yeni Biçem vb. gibi dergilerde yayımlandı.
Kocaeli Üniversitesi Şiir Etkinlikleri Biriminin yayın organı olan Gökyüzü adlı şiir dergisinin, çıkış yılı olan 1996'dan 2005 yılına kadar, yayın yönetmenliğini yaptı.
Sözleri ve ezgisi kendisinin olan Atatürk Oratoryosu adlı bir çalışması var.
Evli ve iki çocuk babası olan Topçu, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Edebiyatçılar Derneği üyesidir.
Ödülleri: “Gökyüzünü Yitiren Kuş” adlı şiir dosyasıyla, 1992 yılında İsveç'te uluslararası boyutta düzenlenen bir yarışmada “Hümanist Enternasyonal Şiir Onursal Ödülü”nü, “Yaşam Avuçlarımızda Sonsuzveren Gül” adlı kitabıyla 2004 yılında “ Ş. Avni Ölez Şiir Emeği Ödülü”nü aldı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Üçüncü Mevki Duygular (1969, Ana Y., İst.)
& Yarınsız Sayfaları Yırtıyorum (1975, Ana Y.)
& Arayış Yol Arıyor (1990, Ana Y.)
& Gökyüzünü Yitiren Kuş (1994, Kurtiş :Matb., İst.)
& O Yitik Kıpırtı (1996, Suteni Yayınları, Ank.)
& Yaşam Avuçlarımızda Sonsuzveren Gül (2003)
& Hiçliğin Diliyle
Yayına Hazırladığı Kitaplar:
& Kocaeli Günümüz Şiiri Antolojisi (2005, Kocaeli Üniversitesi Yayınları)
Kaynaklar:
& Tanzimat’tan Bugüne edebiyatçılar Ansiklopedisi / Cilt II / 2001, YKY, İst., s: 829

30 Ekim 2008 Perşembe

Yazar Cezmi Ersöz beraat etti.

Yazar Cezmi Ersöz beraat etti.

Leman dergisinde yayımlanan yazısında "halkı askerlikten soğuttuğu" gerekçesiyle hakkında dava açılan yazar Mustafa Cezmi Ersöz beraat etti.

Beyoğlu 2'nci Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanık Ersöz ile avukatı Fikret İlkiz katıldı.Kimlik tespitinin ardından savunması alınan Ersöz, yazısını, vatani görevini yaparken askerlere uygulanan küfür ve dayak gibi olayları eleştirmek ve askerlerin bu tür durumlarla karşılaşmaması için kaleme aldığını öne sürdü.Ersöz, yazısının eleştiri mahiyetinde olduğunu da belirterek, beraatını istedi.
Davaya ilişkin görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı da sanık hakkında 5 Eylül 2007 tarihinde Leman dergisinde yayımlanan "Askerliğin dönüşü güzeldir" başlıklı yazısı dolayısıyla "halkı askerlikten soğuttuğu" gerekçesiyle dava açıldığını hatırlattı.
Savcı, yazının tamamı göz önüne alındığında, sanığın düşünce ve ifadeyi açıklama özgürlüğü kapsamındaki demokratik hakkını kullandığı sonucuna varıldığını belirterek, suçun unsurlarının oluşmaması yüzünden Ersöz'ün beraatını talep etti.
Davayı karara bağlayan hakim de Ersöz'ün, askerlik hizmeti sırasında karşılaştığını iddia ettiği birtakım olay ve kişileri sert bir şekilde eleştirdiğini belirtti.Yazının genelinde, sanığın düşünce ve ifadeyi açıklama özgürlüğü kapsamında demokratik hakkını kullandığını ifade eden hakim, suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle Ersöz'ün beraatına karar verdi.

Bakınız:
http://www.cnnturk.com/HaberDetay/kultur_sanat/550/diger/594/yazar_cezmi_ersoz_beraat_etti/498695/0

Köşk'ten Yaşar Kemal'e Ödül


Köşk'ten Yaşar Kemal'e Ödül


Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, bu yıl edebiyat dalında Yaşar Kemal’e, mimari dalında Turgut Cansever’e, müzik dalında ise Dr. Alaeddin Yavaşca’ya verildi.


Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Türk kültür ve sanat yaşamına önemli katkılarda bulunan, kültür ve sanatının yücelmesine çalışan Türk vatandaşı ve yabancı uyruklu kişiler ile kurumlara, Devlet adına onurlandırmak ve özendirmek amacıyla Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü verilmesinin öngörüldüğü hatırlatıldı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, ödülün, her yıl kültür ve sanatın farklı dallarında verilmesi talimatı verdiği ifade edilen açıklamada şöyle denildi: “Bu çerçevede, Doğan Hızlan, Beşir Ayvazoğlu, Prof. Dr. Mustafa İsen, M. Emin Kuz, H. Gürcan Türkoğlu, H. Ahmet Sever, Zeynep Damla Gürel’den oluşan Değerlendirme Kurulu’nun önerisi üzerine, Sayın Cumhurbaşkanımız, 2008 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerinin, edebiyat dalında Sayın Yaşar Kemal’e, mimari dalında Sayın Turgut Cansever’e,müzik dalında Sayın Dr. Alaeddin Yavaşca’ya verilmesini uygun görmüşlerdir. Ödül töreni daha sonra duyurulacak bir tarihte Cumhurbaşkanlığı Çankaya Yerleşkesi’nde yapılacaktır.”


Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülü 1995'te Burhn Doğançay, Adalet Ağaoğlu ve Şefik Kutluer'e; 1996'da Cahit Külebi, Yekta Kara ve Arif Sağ'a; 1997'de Turhan Selçuk, Lütfi Akad ve Hayretin Karaca'ya; 1998'de Yıldız Kenter, Fikret Otyam ve İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'na; 1999'da Nevzt Atlığ, Turgut Özakman ve Rengim Gökmen'e; 2005'te Halil İnalcık, Oktay Akbal, Ferruh Başağa, Ara Güler ve Sevda-Cenap And Müzik Vakfı'na verildi.


Yaşar Kemal'den açıklama


2008 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük ödüllerinde "Edebiyat" dalında ödüle layık görülen Yazar Yaşar Kemal ödülle ilgili görüşlerini şu şekilde açıkladı:

“Bu ödülün bana verilmesini Türkiye’de siyasal duruşun, barış ve insan hakları mücadelesinin dışlanmaması konusunun ve toplumsal barışa giden yolun açılmak üzere olduğunun bir işareti olarak görmek istiyorum. Bu ödülün siyaset ve partilerüstü bir kurum olan Cumhurbaşkanlığı tarafından verilmesi bu açıdan ümidimi güçlendiriyor.”





12 Ekim 2008 Pazar

HULKİ AKTUNÇ



(27 Ocak 1949, İstanbul – 29 Haziran 2011, İstanbul)


       Öykücü, şair, roman, deneme ve araştırma/inceleme yazarı. Tam adı Şükrü Hulki Aktunç. Türkiye Defteri dergisinde Oktay Bizer ve Ali Devran takma adlarını kullandı. Recep Aktunç ile Nadide (Öğütveren) Hanım’ın oğlu. Selimiye Askeri Ortaokulu, Erzincan Askeri Lisesi (1963-66) ve Haydarpaşa Lisesi’ni (1967) bitirdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki öğrenimini yarıda bıraktı. 1969-1972 yılları arasında Meydan Larousse´un hazırlanması sırasında redaktörlük yaptı.´Z´ harfinin tamamlanmasıyla beraber o da işini kaybetti. Daha sonra bir gazetede gördüğü `Redaktör aranıyor` ilanı üzerine Manajans´a başvurdu. Ancak kısa süre sonra Manajans tekrar bir redaktör ilanı vermek zorunda kaldı, çünkü yazarlık konusunda yetenekli olduğu görülen Hulki Aytunç, yaratıcı bölüme kaydırıldı. Daha sonra Manajans içerisinde yazı grubu başkanlığına kadar yükselen Aytunç, yönetim konusunda yaşayan anlaşmazlıklar yüzünden Manajans´tan ayrılma kararı aldı. 1980’de Yaratım´ı kuran Aktunç, 1987’de Foot Cone & Belding ile ortaklığa imza attı. Hulki Aktunç, halen Yaratım / FCB´nin yönetim kurulu başkanlığı görevini sürdürüyor. Reklamcılar Derneği’nin başkanlığını yaptı. İstanbul’da yaşıyor, öykücü Semra Aktunç ile evli ve iki çocuğu var.
       Aktunç’un yazın yaşamı 1968 yılında dönemin önemli dergilerinden “Yeni Ufuklar”da başladı. 1973-75 yılları arasında “Türkiye Defteri” dergisinin yönetimine katıldı.
      Şiirleri, yazıları, öyküleri ve kendisiyle yapılan söyleşileri Budala, Kitap-lık, Ludingirra, Papirüs, Soyut, Şiir Atı, Şiir-lik , Türkiye Defteri, Varlık, Yasakmeyve, Yaşam İçin Şiir, Yeni Dergi, Yeni Edebiyat, Yeni Ufuklar vb. gibi dergilerde yayımlandı.
       On yılı aşan bir çalışmanın ürünü olan “Büyük Argo Sözlüğü” (1990) gerek Türkiye’de, gerek yurtdışı Türkoloji çevrelerinde yoğun ilgi gördü. “Erotogya?” ülkemize özgü erotizm dünyasını irdeleyen bir ilk yapıt sayılır.
       Edebiyata öyküyle başlayan Aktunç, şiir, eleştiri, inceleme, roman ve sözlük te yayımlamıştır. Kendisine özgü bir üslup geliştirdiği öykülerinde ve romanlarında tekniğe ve yapıya özel bir önem verdi. Kendi kuşağını çevreleyen toplumsal konuları konu edinirken simgelerle yüklü anlatımı, ayrıntıları ustaca kullanması ve biçim özellikleriyle farklılığını belirginleştirdi. Duygusallığın ağır bastığı şiirlerinde özellikle sözcük seçimiyle dikkat çekti. Öykü ve romanlarında kişilerin farklı zaman dilimlerindeki yaşamlarını işlemiş, olayları atlamalı kesitlerle, konuyu gizleyerek dolaylı biçimde veren bir üslubu benimsemiştir.
       İlk öykü kitabı “Gidenler Dönmeyenler”de Sabahattin Ali’nin gerçekçiliği ile Sait Faik’in avangardizminin bir bireşimini oluşturmaya çalışmıştır. “Güz Her Şeyi Bilir”adlı öykü kitabında alışılmış anlamda öyküden bir kopuşu gerçekleştiren Aktunç, öykünün yapısına ilişkin saptamalarda bulunmuş ve bir anlamda öykü üzerine öykü yazmayı denemiştir.
       İki öyküsü, filme dönüştürülmüştür: “Aşka Kimse Yok” (Yönetmen: Osman Sınav), “Bir Yer Göstericinin Hayatı” (Yönetmen: Tülay Eratalar)
       Şiirlerinden bir seçme, şairin de katıldığı kolektif çeviri çalışmalarında, Theo Dorgan, Tony Curtis ve Orhan Koçak tarafından İngilizceye çevrildi: A Selection of Poems and Needlework Interior, 1996. İrlanda’da gerçekleştirilen şiir çeviri seminerleri doğrultusunda bazı şiirleri İngilizceye çevrildi ve Twelfth Song başlığıyla yayınlandı (1998).
Ödülleri: İlk kitabı “Gidenler Dönmeyenler” ile 1977 Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü’, “Bir Çağ Yangını” adlı romanıyla 1981 Abdi İpekçi Ödülü’nü, “Bir Yer Göstericinin Hayatı” ile 1989 Yunus Nadi Öykü Ödülü’, “İnsan Aşklarının Külüdür” ile 1994 Halil Kocagöz Şiir Ödülü’, “Istıraplar Ansiklopedisi” ile 1995 Cemal Süreya Şiir Ödülü’nü kazandı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Sır Kâtibi (1989, Şiir Atı Yayıncılık, İst.)
& Islıkla Tarihçe (1989, 1000 Tane Yayınları, İst.)
& Adresim Aynalar (1991, Telos Yayınları, İst.)
& Şarkılar (1992, Varlık Yayınları, İst.)
& İnsan Aşklarının Külüdür (1993, Korsan Yayın, İst.)
& Istıraplar Ansiklopedisi (1994, Oğlak Yayınları, İst.)
& Bir Şeyin Varoluşu (1999, Varlık Yayınları, İst.)
& Firak Toplu Şiirler 1989-1999 (Kitap Editörü: Birhan Keskin; 2000, YKY, İst., 377 s.; Sır Kâtibi, Islıkla Tarihçe, Adresim Aynalar, Şarkılar, İnsan Aşklarının Külüdür, Istıraplar Ansiklopedisi ve Bir Şeyin Varoluşu adlı şiir kitaplarının toplu basımı)
& Opus (Gültekin Emre ile birlikte; 2012, Sel Yayınları, İst., 116 s.)
       Öykü Kitapları:
& Gidenler Dönmeyenler (1976, Günebakan Yayınları, İst.)
& Kurtarılmış Haziran (1977, Derinlik Yayınları, İst.)
& Ten ve Gölge (1985, İletişim Yayınları, İst.)
& Bir Yer Göstericinin Hayatı (1989, Afa Yayınları, İst.)
& Güz Her Şeyi Bilir (1998, Oğlak Yayınları, İst.)
& Toplu Öyküler I (2003, YKY, İst., 342 s.; Gidenler Dönmeyenler, Kurtarılmış Haziran ile Ten ve Gölge adlı kitaplarının toplu basımı)
& Toplu Öyküler II (2003, YKY., İst., 315 s.; Bir Yer Göstericinin Hayatı ve Güz Her Şeyi Bilir adlı kitaplarının toplu basımı)
       Romanları:   
& Bir Çağ Yangını (1980, Derinlik Yayınları, İst.)
& Son İki Eylül (1987, Özgür Yayınları, İst.)
       Deneme, İnceleme, Eleştiri Kitapları
& Erotologya (2000, Sel Yayınları, İst.)
& Aforistika (2001, Sel Yayınları, İst.)
       Sözlük:
& Büyük Argo Sözlüğü (1990, Afa Yayınları, İst.; Genişletilmiş olarak YKY’de 1. Baskı: 1998, İst.)
       Söyleşi Kitabı:
& Yoldaşım 40 Yıl (Söyleşi: Rıza Kıraç;)
Kaynaklar:
A  Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi Cilt I / 2001, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, İst., s: 64-65
Yazarla Yapılan Söyleşiler:

J  Şair ve Okuru: Hulki Aktunç / İbrahim Yıldırım / Yasakmeyve, Sayı: 1, Şubat-Mart 2003, s. 6-14