(1843,
Zor (şimdiki adı Esenyaka) köyü, Yusufeli / Artvin - 1910)
Âşık Huzuri’nin babası. Asıl adı Mustafa’dır.
Aşıklık geleneğinin çok belirgin yaşandığı bir köyde büyüyen Keşfi küçük yaşlardan
itibaren şiire ve türküye ilgi duymaya başladı. İlk gençliğinde Erzurum’a
giderek Gaznevi Ahmet Efendi Dergahında bir süre kaldı. Bu dönemde tarikat
ilişkileri de gelişen Keşfi daha sonra köyüne dönerek çiftçilikle uğraştı.
Özellikle dini konular olmak üzere hemen
her dalda şiirleri bulunan Keşfi’nin bilinen en önemli eseri ise “Mevlid-i
Nevebi” adlı eseridir. Bu mevlit Aşık Keşfi’nin köyünde halen Süleyman Çelebi’nin
mevlidi yerine okunmaktadır.
Aşık Keşfi döneminin bilinen aşıklarından
Muhibbi’yle (1823-1868) karşılaştı ve onunla arkadaşlık kurdu. Aynı zamanda
Muhibbi’yi bir usta olarak da kabul eden Keşfi, dönemindeki birçok aşığın
yanında oğlu Huzuri’nin de yetişmesine yardımcı oldu. Keşfi köyünde dokunan
kilim, seccade gibi bazı elişi eşyaları satmak üzere dolaştığı sırada İspir’in
Salaçur (şimdiki adı Kekikli) köyünde öldü ve orada toprağa verildi.
Bugüne dek yayımlanmayan ve bilinmeyen
şiirlerinin yer aldığı “Keşfi Divanı” Taner Artvinli tarafından çevrilip yayına
hazırlanmaktadır.
Hakkında Yazılan Kitaplar:
& Mehmet Gökalp, Şair Keşfi ve Âşık Huzuri (2001, Halk
Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü (HAGEM) Yayınları, 198+VII
s.)
Kaynaklar:
Şiirlerinden
Seçmeler:
OKUDUM
Elest-i bezminde olundum hitap
Kalubela lisanından okudum
Onun çün veririm bu söze cevap
Erenlerin ihsanından okudum
Niceleri vasıl oldu rahmete
Niceleri düştü anda zahmete
Yüz dört kitap nazıl oldu ümmete
Ben inandım furkanından okudum
Keşfi’yim derdimi aldım hocadan
İmla bildim altmış iki heceden
Saadet kazandım gündüz geceden
Pir-i Azam divanından okudum
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder