28 Ekim 2010 Perşembe

AY YORGUNU / NUR



AY YORGUNU / NUR

Kitabın Künyesi:
Ay Yorgunu / Nur / 1997, Hera Şiir Kitaplığı, Şiir: 13, İst., 78 s.
Dizi Editörü: Hüseyin Alemdar
Kapak: Davut Köse
Fotoğraf: Ufuk Duygun
Dizgi: Serap Uçarı
Düzelti: Nur Arıoğul
Ofset Hazırlık: Lâl Tanıtım
Baskı: Emre Matbaacılık

Kitabın şairi kendini kitabın ilk sayfasında şöyle tanıtıyor:
"11 Eylül 19623'de İstanbul'da doğdu. Dünyaya gelişiyle birlikte onu ilk karşılayan sonbaharla o kadar ödeşleşti ki, ister istemez kendi hayatı için en doğru amaç olarak keşfettiği şiire sığındı. Gerçekte önemli olanın, insanın inandığını hissetmesi ve onu yaşaması olduğunu savunuyor. Tabii bunun yalnızca kendini rahatlatacak basit bir inanç olmaması koşuluyla. Hep öğrencisi olduğu şiir ve resimden başka turkuvaz öncelikli olmak üzere mavinin her tonunu, denizi, deniz kabuklarını, palmiyeleri, üflemeli ve vurmalı çalgıların olduğu bütün caz ritmlerini, NewAge tarzı müziği, oğlu Ozan Bulum'u, ailesini, dostlarını ve hep bir yerlere gitmeleri çok seviyor. Serbest reklam yazarı olarak çalışıyor. Yürü Direncim adlı kitabından 9 yıl sonra çıkan Ay Yorgunu'ndaki şiirlerin 30'u, son yedi yılda Adam Sanat, Varlık, Sombahar, Milliyet Sanat, Gösteri, Şiir Atı, Yaşasın Edebiyat ve Poetik'us gibi dergilerde yayımlandı."

"Ay Yorgunu"nda "...lekedir zaman", "...sonbahar sizin olamaz", "kırılıyor toprak suskunluğumuzla" ve "... yaşam bazen kapanmadır açık boşluklarımıza" başlıklı dört bölümde 41 şiir yer alıyor.

Kitaptan Üç Şiir:

RASTLANTI


her rastlantı bir şiir açar yüreğine
yavru kuşların çığlığıyla yırtılır içindeki bulut
renkli balıklarla kamaşır gözlerin
çocuk bahçende gezinir saydam baloncuklar
soyunur toz, kuşanır parlak ruhunu
gövdende bir orman uzar
sözleri büyütür ay ışığı

her rastlantı bir desen çizer düşlerine
beyazlığın dansıyla kıpırdar içindeki tuval
karışır paletinde eski ve yeni
kendini işledikçe belirir gölge
tuşlanır renkler, devinir dayanç
er geç öğretir, lekedir zaman
farkındalıkla biçimlenen

Haziran ‘997


SORULAR GÖZLERİMİZDE ÇENGEL


kumlarda gezinen seslerimiz
köpüklere binip gitti günün birinde

suskun bir martıyız göğünde yalnızlığın
sorular gözlerimizde çengel
hep alçalıyoruz boşlukta

Ocak ‘990


ADINI BULAMADIĞIM ŞİİR


içimde cam kırıkları dışımda sis
gölgeyim aslını arayan

yörüngesiz yolcuyum ağır ve kör
kopuk ve sağır
doğrularım acıyor dokunamıyorum

siz hiç hüznün ötesine gittiniz mi?

Kasım ‘995

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Hüseyin yine kusura bakmasın... Bu kitap kapağında da görsel ve font ve espas tercihleri bana ait değil. Lütfen, adımı künyeden silebilir misiniz? Teşekkür ederim.
Davut Köse