8 Mart 2018 Perşembe

ÜNAL ERSÖZLÜ




(1959, Ankara - )


       İzmir Eczacıbaşı İlkokulu, Manisa Şehitler Ortaokulu, İzmir Bornova Suphi Koyuncuoğlu Lisesi, Adana Karşıyaka Lisesi ve Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde öğrenim hayatını sürdürdü. Hakkında açılmış bazı öğrenci davaları nedeniyle, 12 Eylül askeri darbesi sonrasında, 3,5 yıl siyasi tutuklu-hükümlü konumunda kaldı. 1987 yılından bu yana gazetecilik mesleğini sürdürüyor. Gazeteciliğe haftalık haber dergisi Yeni Gündem’de muhabir olarak başladı. Gazetelerde muhabirlik dışında, yazı işleri yöneticiliği ve yazarlık yaptı. İzmir Yeni Asır Gazetesi, Sabah Gazetesi ve Ateş Gazetesi'nde gazetecilik ve yayıncılık; Kanal Ege televizyonunda ve İzmir TV'de program sunuculuğu, Kanal E televizyonunda ise haber spikerliği yaptı. Ahmet Piriştina’nın Tansaş Genel Müdürlüğü sırasında Tansaş Basın Halkla İlişkiler, Reklam Koordinatörlüğü görevini yürüttü (1989). Ekip arkadaşlarıyla birlikte; Zülfü Livaneli (1994), Ahmet Piriştina (1999) seçim kampanyalarının koordinasyonundan sorumlu oldu. Belediye başkanlığı döneminde, Ahmet Piriştina’nın iletişim-medya danışmanlığını, İzmir Kent Kitaplığı’nın kuruculuğunu, İzmir Kent Kültürü Dergisi Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendi; Belediyeye ait İzmir Yayıncılık A.Ş’nin Genel Müdürlüğü’nü yaptı (1999- 2002). Sabah Gazetesi Akdeniz Bölge Temsilciliği görevinden sonra, İzmir’e döndü. Halen Sabah Gazetesi Ege Bölge Temsilcisi olarak görev yapıyor. Antalya’da Sabah Akdeniz, İzmir’de Egeli Sabah bölge gazetelerini yayımlayarak; yayın yönetmenliklerini ve bölge yazarlıklarını yaptı. Yerel gazetecilikte, şahsı ve ekibi birçok ödül aldı. (2002-2014)
       İzmir ve İstanbul Çağdaş Gazeteciler Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Nâzım Hikmet Vakfı Danışma Kurulu üyesi. İzmir’de yaşıyor; evli ve bir çocuk babası.
       Şiirleri, yazıları ve söyleşileri Broy, Cumhuriyet Kitap, 9 Eylül, Hürriyet Ege, Sabah, Şairin Atölyesi, Ütopiya vb. gibi dergi, gazete ve eklerinde yayımlandı.
Ödülleri: Akademi Kitabevi Şiir Başarı Ödülü’nü, 1998 Behçet Aysan Şiir Ödülü’nü, “Kapıyı Çalıyorum” adlı kitabıyla 2011 Yunus Nadi Şiir Ödülü’nü aldı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Okyanusların Not Defterinden (1990, Broy Yayınları, İst.)
& Gidiyorum, Adım Unutuluş Olsun Diye (1998, Piya Kitaplığı, İst., 79 s.)
& Aşk-ı Hakiki (2003, Çınar Yayınları, İst., 136 s.)
& Gençliğin Dün Gecesi (2008, Everest Yayınları, İst., 98 s.)
& Kapıyı Çalıyorum (2011, Kırmızı Yayınları, İst., 184 s.)
& Sarmaşk (2014, Islık Yayınları, İst., 112 s.)
       Deneme Kitapları:
& Zaman Ayna Bıçak (1999, Zed Yayınları, 183 s.)
       Felsefe:
& Dört Gün Buda Üç Gün Zorba (2017, Karakarga Yayınları, İst., 400 s.)
Kaynaklar:
A  Mehmet Çetin, Tanzimattan  Günümüze Türk Şiiri Antolojisi, Cilt 4, Gözden geçirilmiş ve genişletilmiş 3. baskı: 2002, Akçağ Yayınları, Ank., s. 53-55

Şiirlerinden Seçmeler:

DAĞDA ÖLEN HERKESİN ŞARKISI

Alacakaranlık şehvetinde, sesleniyorum gri şelaleden size
Ey buğulu yurdun, iyi, güzel, sıcak, insan, sevgi kardeşleri
Ey yurttaşlık dersi, milli güvenlik ve utanca dönme isteği
Yeminle, temiz bir kalple oturuyorum, işte tam önünüzde
Biliyorum, hepimiz, kendimizde çok yaralanmış bir suretiz
Biz, karşılıksız aşklarda gibi, bahtsızlaşan cömert çığlığız
Bu haldeyken işte, hepimiz, hepiniz, birlikte tekliğimiz gibi
Durgunlaşan, rahatsız, sönen bir zihinle karışıyorum hayata
Masa başı bir telaşla mesela, içimde sarp kayanın yamacına
Uyanık bir mekânda, zamansızlaşan tüm öğle vakitlerinde
Sonsuzun tüm gözlerinde, enginde ve tüm açık denizlerde
Sızlanıyorum uzaklaşırken, anlaşılmayı bekleyen dünyadan
Her şey ve inançlarım; kedilerim, sızlanan benden kaçarken
Barikatlarda büyüttüğüm ışık, sevgim uysal, sessizce ağlıyor
İçimdeki şarkı küskün, ölüm çok sade, kabulümüz eşit, yalın
Sevgilim, oysa ben seni, üstelik ne çok sevmeye gelmiştim
Oysa şimdi belki, şu an gençlerimiz vuruluyor dağlarımızda
Doğa söz vermişti, solacak kış gurbeti, çiçekler açacaktı oysa
Direkleri kırılmış, alınları yıldızlı, anacığının acı kuzucukları

Kim bilir mahzun yüzlü çocuklar ne hissediyor son soluğunda
Şiddetin, hüznün eksilen kollarında, çığlar birikiyor ülkeme
Merhametli feryat dinmiyor, közlenmeyen o büyük sofrada
Sevgilim, bazen bir generalin kucağında uzanıp ağlıyor ölüm
Bazen dağda yolunu yitirmiş, patikada kimsesiz bir güvercin
Sevgilim, beyaz bir hale sızıyor bu çocukların dudaklarından
Gözlerinde keşfedilmemiş, uzun namlulu, masum bir korku
Bekliyorlar hepsi, sırayla, sabah kızıllığında, kara kefenlerini
Elleri soğukta, çatlamış, tetikte kanlı, ah delikanlı, dev elleri
Kime anlatırız, nasıl, bu ıssız, çöl yolculuğunun hikâyelerini
Sevgilim, kalplerimiz; hepimizin gizli, şefkatli, büyük Allah’ı
Ey hayat, kim dinleyecek onları, nereye yağacak kar, olacaklar
Acaba hangi cennette arıtacağız, genç ölülerin kırık yüzlerini
Nasıl affedecekler, dilsizleşen ağzımızda sessiz bizi, hepimizi
Yangın ışıltısındaki dumanlar, toz bulutları, kararan ne varsa
Artık eskiyen acılarımızın çarpımının yaşı, bu yeryüzü kadarsa
Ey insan, kardeş, ey asker, ey dağ çocuğu; aç ruhuna kalbini
Ah ülkem, ölüm nedeniyle kapalıyız; indir bütün kepenklerini

GÜLÜMSEYİŞ

Oğlum, bağrında gündüzleri besliyordu dün gece
Özlemiştim ve çığlıklar geliyordu dışarıdan
Işıklı bir romanda kafam
Deviriyordum dünyanın bütün krallarını

Ağlıyordum oğlum, tanrısızdım
Yaşantım kanatlanıyordu alnımda
Bazen gülümseyen bir dizeydi ölüm
İspanya
ve Lorca’nın dudaklarında

Ağlıyordum oğlum, tanrısızdım
Aşktım
ve kimsesiz bir gözyaşıydım gecede
Özlüyordum oğlum
Sen, çıldırasıya koşturuyordun tenimde

Ölüyordum oğlum, tanrısızdım
Bir eşkıyaydı hayat
Sanki Nazi paletleri altında Paris’te
Eziliyordum, kendi kendimi kanırtarak
Birden, gülümseyişin uçuverdi resminden
Oğlum, Şafağım, hey Şafak
Yüzümü saçlarına gömdüm
ve gördüm, gecenin alnacında sancıyarak
Gülücüklerinize çarpı atmışlar
Bir duman demetiyle karartmışlardı aklın
ve aşkın başkaldırısını oğlum

SARMAŞK

İzmir şehrinde, Alsancak’ta
Sonbahar, şefkatli hep yaza
Kitapçıda susuyorum sana
Masalsı yıldızlar aramızda
İşte siyah bir inci öpücüğün
Manolya kokuyor yanağım
Çiçeklerce, güzel akıyorsun
Nergis yasemenden bir atlas
Sende kollarım işlenen nakış
Ne kadar çok sarılsam, mucize
Mavi akşamüzeri ortamızda
Sırda sis, yıkanıyor ellerimiz
O an seni öyle seviyorum çok
Geri dönüş, kaçmak imkansız
Aşkta, birbirimizin kaderiyiz
Ben bu göktaşı sevinin Paris’i
Bekleyen Venedik’sin sanki
Nefesin nefesimde ah ay kuşu
Geliyorsun, sarmaşık sarmaşk
Tuhaf bir cumartesi, kalbimde
Pazarım, takvimim oluyorsun
Sonra sevişsek bu uzayda biz
Minnetiz, ihtilaliz, hep eririz
Kirpiklerimiz çoğalır, ölürüz
Çünkü ormana resim gibiyiz
Tende kazılı bir Babil yazılı
Buğulu şarkıyız kadifeden
Merakıyız gülümseyişlerin
Ömrümüz kıyı, ihtimallerde
En çok iki sakar aşık oluruz
Şiir uykusu köpüklerimizde
Kucağımızda dantelli hüzün
Aşka değil insanadır sadece

Hiç yorum yok: