15 Şubat 2016 Pazartesi

BELYA DÜZ


(18 Şubat 1992, Pendik / İstanbul - )


       2016 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği'nden mezun oldu. Çeşitli derneklerde yönetim içinde aktif görevler yaptı.
       14 yaşında Gerçek Hayat dergisinin şiir sayfasında göründü. Şiirleri ve yazıları Dergah, Fayrap, Gerçek Hayat, İtibar, Mahalle Mektebi vb. gibi dergilerde yayımlandı.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:
& Sultanbeyli'den Nişantaşı'na Türk Şiiri (2016, Okur Kitaplığı, İst., 72 s.)
Kaynaklar:
A  http://belyaduz.blogspot.com.tr/

Şiirlerinden Seçmeler:

FAKAT GÜZEL KINADIK

I

Arkadaşlara devam ediyorum
Çalışıyorum arkadaşlığı dostlukta ısrar ediyorum
Yaşamak üstümüze geliyor fişler ve şarj aletleri büyük dert anlıyorum
Je suis muslim biji serok obama hepimiz ermeniyiz fakat güzel kınadık biliyorum
Azınlıkçılıkta ustalaşıp paralel yapı teşhis biriminde markalaşan bütün gasteciler
Siivisi onaylanmış milli irade için işe alınmıştır!

II

Zihnimi mevzileyen bir Türk şiiri vardır
Yani eril bir söylem olarak değil
Birini cinsiyetçi bulmandaki o entelektüel hava hiç değil
Daha iyi bir kariyer için akreditasyon kartından da bahsetmiyoruz burda
Torununa boyunluk ören babaanneden mesela bahsediyoruz
Oğluna harçlık için on saat kaynayan alınlardan
Çengelköy çikolatasıyla gelinin ailesine gol atmaya giden oğlandan
Sultanbeyli'den Nişantaşı'na  Türk şiirinden
Yurdumun üstünde tüten en son ocaktan bahsediyoruz.

III

Geceye sarkacaksan mutfakta derinleşmelisin
O rafı az önce terketmiştir annen, simetriden anlarsın.
Her günün bir rengi vardır, geceleyin boyanır.
Her günün bir rengi var, Allah azze ve celle.
Ben bu şiiri teheccüde kalkmış biri olarak değil
Koklamadım çiçeklerini bir şevval ayı orucunun
Allah'ın ekstraları vardır süper paketleri
Sen tövbe edersen şahit olur melekleri.

IV

Gençlik bir hünerdir bahşedilir
Koşturursun dünyayı debisi yüksek bir gözde durulursun
Giymediğin iklimde kızlar
İçmediğin tarz kıyafetler
Sen o dünyanın yıldızı değilsin
Sen basit bir kul olmak hususunda
Ustalaşmalısın.
Allah'a koşmanın en verimli mevsimisin sen.
Minareler sancak gibi yükselmiştir göğe senin İstanbul'unda
Bir müslüman en çok secdede yükselir.

V

O müthiş keşkelerin ulan aynı sudan bu kaçıncı geçişin
Tartışma bitince çakozladığın o final cümlesi
Sürprizsiz kalışımız herkesin beklenen olgunluğu göstermesi
İyi polis kötü polis, doğa-kültür, merkez-çevre, her karşıtlıkta o ampirik denge
Kravatın halıya uyumu, misafirden daha rahat bir el sabunu.
Siyah şişman gösterir, fasulyeyi akşamdan ısıt, torrenti ihmal etme
Aslında bütün takım elbiseleri çevreyi kirletir.

VI

Senin bana üzülen tarafın nerde
Bana en çok sığındığın tarafın, zaaflarımdan taraf oluşun
Dünya sanki azalıyor seni sevdim seveli
Bizim cennet umacak bir aile kurmamız lazım.

SESLİ ŞIMARIK

yüzlerine simler metaller taktılar metaforlu dövmeler sürdüler icabında 
plazalarda büyük resmi gördüler yıllık bazda hesapladılar
bir doğrunun peşine üç yalan doladılar gender inequality çalıştılar yıl boyu
yıl boyu pijama partileri baby shower tesettür defileleri
fonda yüksek topuklar ve alkışlar fonda eriyen ömür.
çok kültürlü ağrılar çektiler akm yıkılmasındı
çok cesur sahne şovlarına aftır partilere rakı masalarına bilendiler
bir hafta sonu eğlencesi olarak ıspanak yatağında marine edilmiş fotoğraf keyfi.

dava adamıydılar ihale ihale abandılar istanbul'a
işe alırken beyaz şaraptan sordular
demokrasinin kurtuluşu özgürce içmemize bağlıydı
slim fitten estetik ameliyatlı yerlerinden selfi çubuğundan
ve yüksek çözünürlüklü bir miktar kafelerden göründüler
batı ataşehir'den doğan medyasından kahvaltıda portakal suyundan geldiler
televizyona bakan koltuk takımları kadardı evlerinin sosyolojisi.

SESSİZ YORGUN

tornacıda bir cepheye başladılar asgari ücretten
kız alamadılar maaşları kurumsallaşmamıştı
bir aileyi hak etmediklerine karar verildi
kızlara anlatıldı sesler çekildi iyi marka damatlar bulundu
avmye alınmadılar bir lüksten değil kavgadan geliyorlardı
büyük resmi bir bankta gördüler sigortasız çalıştırılıyordu taşerondu  
soma'da 301 kez öldüler bakın çok enteresan 1862 yılından örneklerle açıklandılar
devletsiz mesleklerde çalıştılar gece gündüz helal rızkı adımladılar
karpuz kabuğundan gemiler yapmaktan sıralı ölümlerden
sazdan ve kına gecelerinden konu komşu geldiler
güneşe nazır piknik yaptılar devletin çayırlarında
yakın tarihten bir tedirginliği taşıdılar
osmanlı'yı dizilerden delikanlılığı saklanan yaralardan uzun uzun öğrendiler
mahallenin güzel kızına ulan açılamadılar
yaktılar bir şiir duvarlara terkedilmişliğin kanını akıttılar
varoşlarda güvercin mezatı yaptılar taklacıysa paçalıysa daha bir inandılar
babalarından yenildiler sesleri gariban kokardı.

bin yıllık yorgunluklardan geldiler
sesleri kesildi kafalarına vuruldu bir günahtır tutturuldu
erkeklerine bir sevgiyi emanet ettiler gelip geçtiler sevdalardan
bir ceylan gibiydiler öyle güzel kendini tekrarlayan
çocuk büyüttüler öldükçe kocaları
modern estetiğe karşı doğu'nun güzellik önerisiydiler
oğullarını kaybettiler vatan sağolsundu oh lan herkes rahatladı

biz bu yorgunluğu tanıyorduk bu sessizlik yoldaşımızdı

onların üzgünlüğüdür şimdi burda boynumuza takılan.

Hiç yorum yok: