20 Mart 2016 Pazar

ŞAHİN ALTUNER



(1 Nisan 1975, Diyarbakır - )


       İlkokulu Süleyman Nazif İlkokulu’nda, ortaokulu Süleyman Nazif Ortaokulu’nda, liseyi Ziya Gökalp Lisesi’nde okudu. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. Diyarbakır’da avukatlık yapıyor. Evli, iki çocuk babası.
       Şiir yazmaya 1994-1995 yıllarında başladı. 2012 yılında Yasakmeyve dergisinin (Sayı: 55, Mart-Nisan 2012) “Şairin Genci” köşesinde “Durak İçin Sözler” ve “Hesap Seansı Yol: 1415 km” isimli iki şiiri yayımlandı. Şiirleri, Evrensel Kültür, Fora, Har, Koza Edebiyat, Yasakmeyve, Yeni E, Yokuş Yola vb. gibi dergilerde yayımlandı /yayımlanıyor.
Yapıtları:
Şiir Kitapları:

& Geçmiş Gibi Eksik (2016, Komşu Yayınları, Yasakmeyve Şiir Dizisi, İst., 64 s.; 2. Baskı: 2018, Hayâl Yayınları, İst.)
Şiirlerinden Seçmeler:

BAKİYE

yüzünde kuaförün başlamayan sabahını kuşanan
hayatı öğreten artık banka memuresi
kalbinde çöpleri dehşet bir nezaketin
buyurun diyor, ekstreniz!
azalmış hesabınızda azıcık hayatın bakiyesi

çok bir yola giden oldu duydunuz, orda
hâlâ anılarla dolu bir çeşmede
hepimizi bekliyor duyurmak için sesini
ölüm ve aşk haysiyetli durmak için bir şarkıda

göğe açılan kapılarda çoğalır belki size söylesem
var mı ki kulağınızda duymanın cesareti, işte birileri
daha öldü siz yaşarken, biliyorum

kâğıtlara sığmıyor o çocukların cesedi

BELKİ

dilini unutan çocuklarla her nasılsa müptela 
gün gibi çekilip kar gibi azalırken ömründen
keder ancak dağlara mı gömülür?

yürümenin şehvetini boğuyor beden, durmalısın
birileri konuşuyor bak, erdemin bedelini
gülüp geçeceğin bir anı olacak. dur ve dinle

ölüm ustadır gündüze
söylenirse kıymetlidir söz denilse susarsın
ne dersin hatıralar belki de keder için vardır

makbul insanlar gelirler yenilmiş zamanlardan
anladığım bu kadar dedim saydım kaldırımları
mırıldandım aman size sakın ha söylemedim!

insanlar gözledim yenilmiş zamanlardan geldiler
orda değilim ben. belki
unutulmak benim tek çaremdir

EFLATUN

ahir zaman. kendini masada unutur
unutur kadın suya düşen gölgesini
sayıklayan bir adam kalır geride
paslanmış anahtar gibi kapılarda

bekliyorken renginde biraz da saatlerin
bahar kaldırımlarda daha bir eksilir     
kalbi paramparça çiçekçilerin kanıyla
güllere çizerler anların resmini

uyku çekilirken şehre yapraklar hışırdar 
ışıklarıyla sessiz gece, konuşur içinden:
unutulmak için mi yaşanır her şey?
ne kalır ki aşktan ve eflatun renginden?

 EKSİKLİK

ağaçları düşünmeyen kuş sürüsü kalbimden
göğe. yağmurlar geçiyor kaldırımdan.  sıkılgan
hayatınızı ve belli resimleri üşüterek

beklemek gibi sarmaşığın büyümesini
eskimiş, uğultulu çay bahçelerinden
ne çok yolcu ne çok durak geçmemiş
gibi içinizden: bozkırın, söylediği sanki o eksikliktir

gösterilmez yaralarla sokakları sayarak
geçtiğiniz şehirlere dert olmuştur belki 
ring otobüslerinde yankılanan ses, kalp ve ahı
o eksikliğin

kimi dinler kimde susar kasırgalar
dili tutulmuş yollarda göverince yapraklar

şimdi eskimeyen kaldı mı diyemem
belki keder belki sabır belki merhamet
zamana özenen o gecikmişlikle
ve biriken telaşıyla otogarların
sarılıyorum bir katibin taş kalbine

bıraktınız avcumdaki kırgın geyiği
terk eder gibi avcının gözlerine
artık suyu yok uzun denizlerin
yok hükmü geceden de gecenin

geçiyorken gül mevsiminde kekre tadıyla

unutmaz kimse bir başına siz gibi ağladığımı

*Şiirler, Şahin Altuner'in izniyle yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok: